Kebair (Büyük Günahlar)
Sözlükte “maddi veya manevi bakımdan büyük olmak” anlamına gelen kebr (kiber) kökünden türemiş bir isimdir. “Büyük günah” manasında kullanılan kebire (çoğulu kebair), farklı tanımlarının ortak noktaları dikkate alınıp “dinen yasaklandığı konusunda kesin delil bulunan ve hakkında dünyevi veya uhrevi ceza öngörülen davranış” şeklinde tanımlanabilir. Bunun dışında kalan kötü davranışlara da sagīre (küçük günah) denir. Israrla işlenen küçük günahın büyük günaha dönüşeceği telakkisi genellikle kabul görmüştür. 1
Bu günahlar insanın hem Allah ile olan bağını zedeler hem de toplum hayatına ciddi zarar verir. Hadis-i şeriflerde kebair bazen topluca, bazen de en ağır olanları öne çıkarılarak zikredilmiştir. Böylece mü’minlerin hangi günahlardan özellikle sakınması gerektiği açıkça bildirilmiştir. Ebu Hüreyre (ra) şöyle rivayet etmiştir:
İnsanı helak eden yedi şeyden sakınınız!” Sahabiler, “Ey Allah’ın Resulü, onlar nelerdir?” diye sordular. O da şöyle buyurdu: “Allah’a ortak koşmak, sihir yapmak, haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı bir cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, iffetli ve habersiz mü’min kadınlara zina iftirası atmaktır.2
Bu hadiste geçen yedi günah, insanı dünya ve ahirette felakete sürükleyebilecek kadar ağırdır. Burada iman, can, mal, namus ve toplum güvenliği birlikte korunmaktadır. Demek ki kebair, sadece kişinin kendisine zarar veren kusurlar değil; başkalarının hayatını ve hukukunu da tahrip eden büyük cürümlerdir. Abdurrahman b. Ebubekir, babasından (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah (s.a.v.) üç defa: “Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?” buyurdu. Sahabiler, “Evet, ey Allah’ın Resulü!” dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Allah’a ortak koşmak, anne-babaya karşı gelmek.” Sonra doğrulup oturdu ve: “İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şahitlik yapmaktır!” buyurdu.3
Bu rivayet, bazı günahların “ekberü’l-kebair”, yani büyük günahların en ağırı olduğunu göstermektedir. Özellikle yalan ve yalancı şahitliğin tekrar edilmesi, bunun toplum düzenini ve adaleti ne kadar derinden yaraladığını anlatır. Bir yalan, bazen bir insanın hayatını, ailesini ve itibarını altüst edebilir. Abdullah b. Amr (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, anne-babaya itaatsizlik etmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir. 4
Bu hadis, kebairin ana başlıklarını kısa şekilde bildirir. Şirk, aile hukukunu çiğnemek, cana kıymak ve yalanla hakkı bozmak; hayatın temel direklerini yıkan günahlardır. Özellikle yalan yere yemin etmek, bile bile gerçeği ters yüz etmek olduğu için büyük bir vebaldir. Abdullah b. Mes’ud (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah’a (sav), “Allah katında en büyük günah hangisidir?” diye sordum. Şöyle buyurdu: “Seni yaratmış olduğu halde Allah’a ortak koşmandır.” “Sonra hangisidir?” dedim. “Seninle birlikte yemek yer korkusuyla çocuğunu öldürmendir.” buyurdu. “Sonra hangisidir?” diye sordum. “Komşunun eşiyle zina etmendir.” buyurdu.5
Bu hadis, bazı günahların neden daha ağır sayıldığını da açıklar. Şirk, Allah’ın hakkına tecavüzdür. Çocuğu öldürmek, merhameti ve emanet duygusunu yok eder. Komşunun eşiyle zina etmek ise hem aile hukukuna hem komşuluk hakkına hem de iffete saldırıdır. Yani bazı günahlar, birden fazla kötülüğü birlikte taşıdığı için daha ağır olur.
Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle söylemektedir:
Mektûbunuzda yedi kebâiri soruyorsunuz. Kebâir çoktur. Fakat ekberü’l-kebâir ve mûbikāt-ı seb‘a ta‘bîr edilen günâhlar yedidir: Katl, zinâ, şarab, ukūk-u vâlideyn yani kat‘-ı sıla-i rahim , kumar, yalancı şehâdetlik, dine zarar verecek bid‘alara tarafdâr olmaktır. 6
Bediüzzaman Hazretlerinin İşaret Etmiş Olduğu Yedi Büyük Günah
Katl (haksız yere cana kıymak)
Zina
Şarab (İçki içmek)
Ukūk-u valideyn yani kat‘-ı sıla-i rahim (ana-babaya isyan ve akrabalık bağını koparmak)
Kumar
Yalancı şehadetlik
Dine zarar verecek bid‘alara tarafdar olmak (Sünnet-i Seniyye’ye zıt, dini bozan yenilikleri desteklemek)
Sonuç olarak kebair; imanı aileyi yıkan, cana, mala, namusa ve adalete zarar veren büyük günahlardır. Bu hadislerde başta şirk olmak üzere; anne-babaya isyan, haksız yere adam öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, sihir yapmak, zina, iftira, yalan, yalancı şahitlik ve yalan yere yemin etmek gibi günahlar açıkça sayılmıştır. Mü’minin vazifesi, bu günahları küçük görmemek, onlardan sakınmak ve bir kusur işlenmişse samimi tevbe ile Allah’a yönelmektir.
ADİL BEBEK, "KEBİRE", TDV İslam Ansiklopedisi, 2022, c.25, s.163-164
Buhari, Vasaya, 23; Tıb, 38; Hudud, 44. Müslim, İman, 145. Ebu Davud, Vasaya, 10.
Buhari, Şehadat, 10; Edeb, 6; Eyman, 16. Müslim, İman, 143. Tirmizi, Şehadat, 3; Tefsir, 53.
Buhari, Eyman, 16; Diyat, 2. Tirmizi, Büyu, 3. Nesai, Tahrimü’d-Dem, 3.
Buhari, Tefsir, 2; Edeb, 20; Muharibin, 20. Müslim, İman, 141-142.
Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.342

