FIKIH VE İBADET

11.07.2026

Sadece "Sevgim Bitti" Diyerek Boşanmak Caiz mi? İslam'da Boşanmanın Ölçüsü

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Şeriata göre boşanma sebepleri gerçekleşmediği halde kadının ya da erkeğin “sevgim bitti, soğudum” diyerek eşini boşaması caiz midirf?

26.07.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İslâm dini neslin devamı için tek yol olan evliliği teşvik etmiş, eşlerin evlilik birliğini, karşılıklı sevgi ve saygı ortamını olabildiğince korumalarını istemiş, talâkı da ancak evliliğin sürmesine imkân kalmadığında başvurulabilecek bir çözüm şekli olarak meşrû saymıştır.

Kur’an ve Sünnet’te talâkın meşruiyeti açıkça ifade edilmekle birlikte (meselâ bk. el-Bakara 2/228-232, 236-237, 241; et-Talâk 65/1-2; Buhârî, “Ṭalâḳ”, 1-4) evlilik bağının önemli bir sebep bulunmadıkça keyfî şekilde sona erdirilmesi tasvip edilmemiştir.

Erkeklere eşleriyle iyi geçinmelerini ve onların kusurlarını değil olumlu yönlerini görmeye çalışmalarını öğütleyen âyet ve hadisler yanında (en-Nisâ 4/19; Müslim, “Raḍâʿ”, 61), aşağıda zikredilen hadisler de boşamanın dinen hoş karşılanmadığı açıkça belirtilmiştir.

Helâl şeyler içerisinde Allah’a en sevimsiz geleni boşamadır.1

Evlen, fakat boşanma, Allah zevk için evlenip boşanan erkek ve kadınları sevmez.2

Kur’ân-ı Kerîm’de aile içi anlaşmazlığın ortaya çıkması halinde evliliğin devamını sağlamaya yönelik bazı tedbirlere başvurulmasının, geçimsizliğin devam etmesi durumunda erkek ve kadının ailelerinden seçilecek hakemlerin onların arasını bulmaya gayret etmesinin istenmesi de (en-Nisâ 4/34-35, 128) karı-koca arasındaki uyuşmazlıkların ilk çözüm yolunun boşanma olmaması gerektiğini ortaya koymaktadır.

İslâm hukukunda talâk; evlilik birliğinin koca ve belli durumlarda kadın tarafından tek yanlı irade beyanıyla sona erdirilmesini ifade eder. Fıkıh eserlerinde talâk için “belirli bir lafız ya da onun yerine geçen bir sözle hemen ya da gelecekte nikâh bağının ortadan kaldırılması” ve “bir sebebe bağlı olmadan kocanın nikâhı sona erdiren tasarrufu” gibi tanımlar verilmektedir.

Hükümlerin amaçları (hikmet-i teşrî‘) bağlamında yapılan açıklamalarda talâkla ilgili naslarda boşama yetkisinin prensip itibariyle erkeğe verilmesi ve boşamanın meydana gelebilmesi için hâkimin hükmüne gerek görülmemesi, evlilik hukukunda erkek ve kadına yaratılışlarından gelen farklı yapı ve kişilik özelliklerine göre değişik görevler verilmesi ve evlilik hayatının sorumluluklarının birinci derecede kocaya yüklenmesiyle açıklanır. Ancak bu yetkinin kötüye kullanılmasına karşı mânevî müeyyideler öngörüldüğü gibi kadının mehir hakkına sınır konmayıp boşama anında ödenmesi gereken mehr-i müeccelin yüksek tutulmasına imkân sağlanması gibi koca için maddî açıdan caydırıcı tedbirler de alındığına dikkat çekilir.

Nitekim İslâm tarihine bütüncül bir bakış yapıldığında bu konuda erkeğe tanınan yetkinin boşanmaları hızlandıran bir etken olmadığı, müslüman toplumlardaki dinî, içtimaî ve ahlâkî telakkilerin ve bu anlayışa dayalı eğitimin aile bağlarını güçlendirici ve keyfî boşamaları önleyici bir işleve sahip bulunduğu görülür.

Ayrıca kocanın talâk yetkisi alternatifsiz olmayıp evlilik akdi esnasında veya daha sonra koca tarafından kadına boşama yetkisi tanınması durumunda kadın da herhangi bir sebep göstermeksizin boşama hakkına sahip olabilmekte, geçerli sebep ileri sürülmesi halinde kadının talebi üzerine hâkim de eşleri ayırabilmektedir.

Mutlak anlamıyla talâk meşrû sayılmakla birlikte fakihler, kocanın karısını boşamasının normal şartlardaki hükmü konusunda farklı görüşler ileri sürmüş, bazıları bunun kural olarak mubah, bazıları ise haram olduğunu söylemiştir.

Ayrıntıya inildiğinde farklı durumlarda talâkın vâcip, mendup, mubah, haram veya mekruh hükmünü alabileceği kabul edilmiştir. Meselâ îlâ yemini eden ve dört aylık bekleme süresinin ardından eşine dönmeyi reddeden kocanın karısını boşaması çoğunluğa göre vâcip, geçimsizlik yüzünden kendisini boşamasını isteyen karısını boşaması mendup, huyundan hoşlanmadığı eşini boşaması mubah, sebepsiz yere boşaması mekruh veya haram sayılmıştır.3
Hâsılı, şeriata göre evlilik, korunması ve sürdürülmesi istenen bir kurumdur. Boşanma ise ancak evliliğin devamı fiilen mümkün olmadığında başvurulacak son çare olarak meşru görülmüştür. Bu nedenle, yalnızca “sevgim bitti, soğudum” diyerek, evliliği kurtarmaya yönelik çabalar gösterilmeden ve haklı bir gerekçe bulunmadan eşi boşamak dinen hoş karşılanmamıştır.

Kur’an ve Sünnet, eşlerin birbirlerine iyi davranmalarını, kusurlar yerine olumlu yönlerini görmelerini ve aile içi anlaşmazlıklarda önce uzlaşma yollarını denemelerini emreder. Hakem tayini gibi barıştırıcı tedbirler de boşanmanın ilk çözüm yolu olmaması gerektiğini gösterir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), boşanmanın helâl olmakla birlikte Allah’ın en sevmediği helâllerden biri olduğunu bildirmiştir.

İslam hukukunda boşama yetkisi belirli şartlarda eşlere tanınmış olmakla birlikte, bu yetkinin keyfî ve sebepsiz şekilde kullanılması doğru görülmemiştir. Fakihlerin çoğunluğuna göre sebepsiz boşama mekruh, bazı âlimlere göre ise haram kabul edilmiştir. Buna karşılık evliliğin sürmesini imkânsız hâle getiren ciddi geçimsizlik ve benzeri durumlarda boşanma meşru, hatta bazı hâllerde gerekli olabilir.

Sonuç olarak, sadece “sevgim bitti, soğudum” gerekçesiyle, evliliği sürdürme imkânları araştırılmadan ve haklı bir sebep bulunmaksızın boşanmak dinen tasvip edilen bir davranış değildir; boşanma, son çare olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakçalar
  1. Ebû Dâvûd, “Ṭalâḳ”, 3

  2. Heysemî, Mecmaʿu’z-zevâʾid, IV, 335

  3. https://islamansiklopedisi.org.tr/talak


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız