Dua bir ibadettir. Her durumda yapılabilecek geniş çaplı bir kulluk hâlidir. Dua ismen yapılabileceği gibi umumen de yapılabilir. Sözlü olarak dua yapılabileceği gibi kalben ve fiilen de dua edebiliriz. Çünkü Allah söylediklerimizi işittiği gibi kalplerimizden, sinelerimizden geçeni de bilir ve işitir. Buna işareten Rabbimiz, Mülk suresinde şöyle buyurmuştur:
(Hiç) yaratan bilmez mi? Çünki O, Latîf (kalblerdeki bütün incelikleri bilen)dir, Habîr (onlardan haberdâr olan)dır.1
Peygamber Efendimiz (sav) ise şöyle buyurmuştur:
Bir Müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli bir melek ona, ‘Duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin.’ diye dua eder.2
İki dua vardır ki bu dualar ile Allah arasında perde yoktur. Mazlumun duası, kişinin Müslüman kardeşinin gıyabında yaptığı dua.3
Her ibadette olduğu gibi duayı da faziletli ve değerli kılan ihlaslı olmasıdır. Yani karşılığında dünyevî, şahsî hiç bir çıkar, menfaat gözetmeksizin sırf Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle dua etmek gerekir. Bununla ilgili olarak duanın faziletini ve makbuliyetini artıran temel esasları şöyle sıralayabiliriz:
Euzü Besmele ile başlamak
Tevbe - istiğfar etmek
Salavât-ı Şerife getirmek
Kur'an ve hadislerde geçen makbul dualarla dua etmek
Gıyaben dua etmek. Yani dua ettiğimiz kişinin haberi olmadan ona dua etmek
Mübarek zaman ve mekânlarda dua etmek. Özellikle namazların ardından, bilhassa sabah ve cuma namazlarından sonra dua etmek. Ramazan ayında oruçluyken dua etmeye özen göstermek. Camilerde, ilim meclislerinde, Kâbe’de, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ gibi mübarek mekânlarda dua etmek.
Salavat getirerek, Fatiha okuyarak ve Âmin (Allah'ım kabul et!) diyerek duayı tamamlamak.
Mülk, 67/14
Müslim, Zikir 87, 88; İbni Mâce, Menâsik 5
Heysemî, Ed’ıye, 17

