Bu konudaki hadislerden bazıları şöyledir:
Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secde halidir. İşte bu sebeple secdede çok dua etmeye bakın!1
Dikkat edin! Rükû veya secde hâlindeyken Kur'an okumam yasaklandı. Rükûda Rabbinizi yüceltin. Secdede ise dua etmek için gayret gösterin. Çünkü bu, dualarınızın kabul edilmesine daha layıktır.2
Bu hadisin şerhi mahiyetinde İmam Şafi şöyle demektedir:
Bu hadisi öğrendiğimizde, secdede dua etmeye teşvik edildiğimizi de öğrenmiş olduk. Çünkü secde, duanın kabul edilmesine en elverişli vakitlerden biridir. Zira secde, kulluğun, boyun eğişin ve tevazuun en ileri derecesidir. Nitekim hadiste, “Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secdede bulunduğu hâldir.” buyrulmuştur.3
İbnü'l-Melik ise şöyle demektedir:
Çünkü secde hâli, kulun en ileri derecede tevazu ve boyun eğişini, kendisinin kulluğunu ve Rabbinin rabliğini kabul ettiğini gösterir.4
Hadis şerhlerine baktığımızda burada bahsedilen secde hep namaz secdesi olarak işlenmiştir. Aksi bir izaha en azından biz rastlayamadık. Dolayısıyla hadisin asıl işaret ettiği yer namazlardaki secdedir.
Özellikle nafile namazların secdelerinde, tesbihlerden sonra Allah'a çokça dua edilmelidir. Nafile namazı olarak ifade etmemizin sebebi Hanefî mezhebine göre namaz kılan kişinin, rükû ve secdelerinde mezhepte belirtilen tesbih ifadeleri olan "sübhane rabbiyel a'la" dışında başka bir şey söyleyememesidir. Bu konuyla ilgili Peygamberimizin (sav) ve sahabelerin secdede başka şekilde dualar ettiği ile ilgili rivayet edilen hadisler, nafile namazlara hamledilmiştir. Diğer mezheplere mensup kimselerde ise secdede kişinin farklı şekillerde dua etmesi mümkündür. 5
Namaz bittikten sonra sırf dua etmek amacıyla yeniden secdeye kapanmayı, bu hadisin özellikle tavsiye ettiği bir uygulama olarak değerlendirmek doğru değildir. Çünkü hadis, namazın içindeki secdeyi konu alan rivayetler arasında nakledilmiştir. Ancak bunun yapılmasını yasaklayan bir durum da yoktur.
Müslim, Salât 215. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 148; Nesâî, Tatbîk 78
Şâfiî, Müsnedü’l-İmâm eş-Şâfiî, thk. Muhammed Âbid es-Sindî, nşr. Yûsuf Ali ez-Zevâvî – İzzet el-Attâr el-Hüseynî (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1370/1951), c.1, s. 90.
Şâfiî, Müsnedü’l-İmâm eş-Şâfiî, thk. Muhammed Âbid es-Sindî, nşr. Yûsuf Ali ez-Zevâvî – İzzet el-Attâr el-Hüseynî (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1370/1951), c.1, s. 90.
İbnü’l-Melik, Şerhu Mesâbîhi’s-Sünne, thk. Nûreddin Tâlib (Kuveyt: İdâretü’s-Sekâfeti’l-İslâmiyye, 1. bs., 1433/2012), c.2, s. 16.
Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c.2, 34.

