Sarık, Arap toplumunda güneşten ve sıcaktan korunma amacıyla kullanılan bir başlık çeşidiyken, İslamiyet'le birlikte Peygamber Efendimizin de (sav) kullanmasıyla sünnet olarak yer edinmiştir. İslamiyet'in bir şiarı, alâmeti, belirtisi olmuştur.
Tarih boyunca âlimler, müderrisler ve din görevlileri sarığı ilmin, vakar ve ciddiyetin sembolü olarak görmüş; Osmanlı Devleti başta olmak üzere birçok İslam toplumunda sarık, ilmî ve sosyal bir kimlik işareti hâline gelmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde sarığın fazileti ile ilgili şöyle buyurmuştur:
Sarıkla kılınan iki rekât namaz, sarıksız olarak kılınan yetmiş rekâttan daha hayırlıdır. 1
Müslümanlar arasındaki manevi bağların en önemli tezahürlerinden biri, namazların cemaatle kılınmasıdır.
Namazların cemaatle kılınması, Müslümanların birbirleriyle görüşüp hâllerinden haberdar olmalarına, bilgi alışverişinde bulunmalarına, aralarında sevgi, saygı ve muhabbetin yerleşmesine vesile olur. Ayrıca cemaatle namaz, şahsî olarak kılınan namaza göre çok daha büyük bir ehemmiyet ve fazilete sahiptir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyurur:
Cemâatle kılınan namaz, yalnızın kıldığı namazdan yirmi yedi derece faziletli olur.2
Peygamber Efendimiz (sav), cemaatle namaz kılmak için evinden çıkan ama cemaate yetişemeyen kişinin durumu hakkında şöyle buyurur:
Bir kimse tam olarak abdest alıp (mescide) gitse, fakat insanları namazlarını kılmış bulsa, Allah ona, cemaate hazır olup da namazını cemaatle kılanın sevabı gibi sevap verir. Bu, o cemaatin sevabından hiçbir şey eksiltmez. 3
Bununla beraber, cemaatin terk edilmesi noktasında Peygamber Efendimiz (sav) şu hadisleri zikretmiştir:
Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederek söylüyorum, içimden öyle geçiyor ki, odun toplamayı emredeyim, odun yığılsın. Sonra namazı emredeyim, ezan okunsun. Daha sonra bir adama cemaate imam olmasını emredeyim. En sonunda cemaate gelmeyen adamlara gidip, onlar içindeyken evlerini yakayım. 4
Yarın Allah’a müslüman olarak kavuşmak isteyen kimse, şu namazlara ezan okunan yerde devam etsin. Şüphesiz ki Allah Teâlâ sizin peygamberinize hidayet yollarını açıklamıştır. Bu namazlar da hidayet yollarındandır. Şayet siz de cemaati terk edip namazı evinde kılan şu adam gibi namazları evinizde kılacak olursanız, peygamberinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz sapıklığa düşmüş olursunuz. Vallahi ben, nifakı bilinen bir münafıktan başka namazdan geri kalanımız olmadığını görmüşümdür. Allah’a yemin ederim ki, bir adam iki kişi arasında sallanarak namaza getirilir ve safa durdurulurdu.” Müslim’in bir rivayetinde İbn Mes’ûd şöyle demiştir: “Şüphesiz Resûlullah (s.a.v) bize hidayet yollarını öğretmiştir. İçinde ezan okunan mescidde namaz kılmak da hidayet yollarındandır.5
Bu rivayetler, cemaatle namazın büyük bir fazilet olduğunu ve Müslümanın özürsüz olarak cemaati terk etmemesi gerektiğini açıkça göstermektedir.
Bununla beraber, kişi cemaatle namaz kılmak için evinden çıkmış olduğu hâlde herhangi bir sebeple cemaate yetişemezse, niyeti ve gayreti sebebiyle cemaate katılanların sevabı kadar sevaba mazhar olacağı da haber verilmiştir.
Bu sebeple esas olan, namazı cemaatle edâ etmeye öncelik vermek ve cemaate yetişmek için gecikmeye sebep olacak meşguliyetlerden sakınmaktır. Sarığın daha önceden hazırlanıp cemaate gecikmeye yol açmayacak şekilde sarılması ise hem sarık sevabı kazanmak hem de cemaat sevabı kazanmaya vesile olur.
Şayet camide cemaatle kılmak mümkün değilse, evde kılınacak namazı da mümkün mertebe aile fertleriyle beraber cemaat hâlinde ve sarıklı bir şekilde edâ etmek daha uygun olacaktır. Böylece hem cemaat ruhu muhafaza edilir hem de sarık sünneti ihya edilmiş olur.
Netice olarak, cemaatle kılınan namazlar Müslümanlar arasındaki uhuvveti kuvvetlendiren mühim bir sünnettir. Özürsüz bir şekilde cemaatin terk edilmesi ciddi bir mahrumiyettir. Bu hassasiyet korunarak, sarık gibi sünnet olan, İslamiyet'i hatırlatan ve vakarı temsil eden sünnetler de cemaate engel olmayacak şekilde yaşatılmalıdır. Cemaate ilk rekâtta yetişilemeyecek bir durumda ise önce sarık sarıp daha sonra cemaate dâhil olmak daha uygun olacaktır. Böylelikle hem cemaat sevabı hem de sarık sevabı kazanılmış olur.
Buhârî, Salât, 87.
Buhârî, Ezân 30.
Ebû Dâvûd, Salât, 52.
Buhârî, Ahkâm 52.
Müslim, Mesâcid 256–257.

