Hasene, Allah’ın razı olduğu her türlü iyi amel demektir. Bu; namaz, oruç, Kur’ân okumak gibi ibadetleri kapsadığı gibi, sadaka vermek, birine yardım etmek, güzel söz söylemek, tebessüm etmek gibi davranışları da içine alır. Yani hasene, sadece belirli ibadetlere değil, niyetle değer kazanan bütün hayırlı fiillere verilen genel bir isimdir. Bunun karşıtı ise seyyie, yani kötü ameldir.
Bazı mübarek zamanlarda yapılan hasenelerin Allah katındaki değeri olağanüstü derecede artar. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu şekilde ifade eder:
Her bir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuz bin olduğu gibi, Leyle-i Berâet’de her bir amel-i sâlihin ve her bir harf-i Kur’ânın sevabı yirmi bine çıkar. Sâir vakitlerde on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâlî-i meşhûrede on binlere veya yirmi bine veya otuz bine çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibâdet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfâr ve salavâtla meşgul olmak pek büyük bir kârdır.1
Metne dikkat edildiği zaman sadece Kur'an harflerinin değil, yapılan her bir hasenenin, iyiliğin ve ibadetin sevabı Kadir Gecesi'nde otuz bin, Berat Gecesi'nde yirmi bine, üç aylarda yüz ve bine, meşhur gecelerde on binlere, yirmi binlere veya otuz binlere kadar çıkar, denilmektedir.
Sevabı kat kat artan bu mübarek gecelerde yapılacak her hasene gibi, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak bir Kur’ân-ı Kerîm bağışı da bu vakitlerin bereketinden hisse alır.
Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 538.

