"Bismillâhirrahmânirrahîm" (besmele) meselesi, İslam âlimleri arasında usul ve kıraat farklılıklarından kaynaklanan bir ihtilaf konusudur.
Başta Şâfiî mezhebi olmak üzere bazı âlimlere göre besmele, her sûrenin başında müstakil bir ayettir. Buna karşılık Hanefî mezhebi âlimleri, besmelenin Kur’ân’dan bir ayet olduğunu kabul ederler ancak her sûrenin başından bir parça değil, sûreleri ayırmak için indirildiğini söylerler. Mâlikî mezhebi ise besmelenin Kur’ân’dan bir ayet olmadığı görüşündedir (ancak Neml Sûresi 30. âyette geçen besmele bunun dışındadır).1 Hanbelî mezhebi ise bu konuda iki rivayet nakleder, yaygın görüş, Şâfiîlere yakın olup besmelenin ayet olduğudur.
"Bir mezhebin âyet dediğine diğerleri nasıl değil diyebilir?" sorusunun cevabı ise şudur: Bu ihtilaf, Kur’ân’ın varlığı veya korunmuşluğu hakkında değildir. Besmelenin sûrelerin başında müstakil bir ayet olarak mı sayılacağı, yoksa sûreleri ayıran bir vahiy ifadesi mi olduğu noktasındadır. Yani herkes besmelenin vahiy olduğunda ittifak ederler. İhtilaf, onun ayet numaralandırmasına girip girmemesi üzerinedir. Bu da kıraat ilmi ve rivayet farklılıklarından kaynaklanmaktadır.
Nitekim Kur’ân’ın yazımı ve okunması sahabe döneminden itibaren farklı kıraat imamları tarafından rivayet edilmiştir. Bu rivayetlerde sûre başlarındaki besmelenin sayımı konusunda farklı uygulamalar bulunur. Bu yüzden mesele, "ayet mi değil mi?" tartışmasından ziyade, "sûreye dâhil müstakil bir âyet midir, yoksa ayırıcı bir vahiy midir?" şeklinde anlaşılmalıdır.2
Sonuç olarak bu ihtilaf, dinin temelinde bir çelişki değildir. Rivayet ve usul farklılığından doğan ilmi bir zenginliktir. Kur’ân’ın korunmuşluğu ve besmelenin vahiy oluşu konusunda ise bütün mezhepler ittifak hâlindedir.
Şübhesiz ki o, Süleymân'dandır ve gerçekten o: 'Rahmân, Rahîm olan Allah'ın ismiyle' (diye başlamakta)dır. Neml, 27/30.
Muhsin Demirci, "Besmele", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1992, c. 5, s. 529-532.

