Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

02.03.2010

3985

Baki Alemleri Aydınlatan Yıldızlar

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Üstad Bediüzzaman'ın, "Güneşin sair arkadaşı olan yıldızların bir kısmı ahiret alemlerine bakar, vazifesiz değiller. Belki baki alemlerin güneşleridir." Cümlesini nasıl anlamalıyız?

12.03.2010 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer şu şekildedir:

Ve o ordunun efradından olan güneşimizin seyyârelerinde ve zeminimizdeki vazîfelerinin delâlet ve ihtârıyla, güneşin sâir arkadaşları olan yıldızların bir kısmı âhiret âlemlerine bakarlar, vazîfesiz değiller. Belki bâkî olan âlemlerin güneşleridirler. 1

İçinde yaşadığımız âlem-i şehâdet, âlem-i gayba karşı tenteneli bir perde hükmündedir. Yani bu görünen maddi âlem, gayb âlemlerini bütünüyle göstermeyen fakat onlara işaret eden, arkalarındaki hakikatleri ihtar eden bir perde gibidir. Bu sebeple varlıkların vazifeleri, sadece gözümüzün gördüğü maddi âlemle sınırlı değildir. Bu sebeple Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin “Güneşin sâir arkadaşları olan yıldızların bir kısmı âhiret âlemlerine bakarlar” cümlesi, bazı yıldızların vazifelerinin sadece dünya semâsı ile sınırlı olmadığını; bâkî âlemlerle de alâkadar bulunduklarını ifade eder. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bunu şu şekilde ifade eder:

Vücûdun hasra gelmez muhtelif envâını, münhasır olmaz, sıkışmaz şu şehâdet âleminde. Âlem-i cismânî, bir tenteneli perde gibi şu‘le-feşân gaybî avâlim üzerinde.2

Âlem-i şehâdet, avâlimü’l-guyûb üstünde tenteneli bir perdedir.3

Bu ifadeler gösteriyor ki mevcudâtın vazifesi, yalnız gözümüzle gördüğümüz maddî âlemle kayıtlı değildir. Âhiret menzilleri, bu dünya gözüyle doğrudan görülemese de vardır; kabirden berzaha, haşirden cennete kadar uzanan âlem-i âhiret, bu görünen âlemin ötesindedir. Yıldızların bir kısmı, sadece dünyanın semâsında bulunan cisimler olarak değil; âhiret âlemlerine bakan, oralarla münâsebeti bulunan ve oralarda da vazifesi olan mahlûklar olarak anlaşılmalıdır. “Belki bâkî olan âlemlerin güneşleridirler” ifadesi de bunu bildirir. Zira Peygamber Efendimiz (sav) şu şekilde buyurur:

Kabir ahiret duraklarının ilkidir. O duraktan kurtulan kimse, sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonraki durakları geçmek daha güç olur. 4

Sıcak şiddetlenince namazı, serinliğe bırakın! Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kükreyişindendir. 5

Bu keyfiyetin nasıl olduğu ise bütünüyle gözle ihâta edilip, görülemez. Zira âhiret âlemine âit menzilleri, dünyevî gözümüzle doğrudan göremeyiz. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bunu şöyle ifade eder:

Hem perdeli gayb içindeki âlem-i âhirete âit menzilleri dünya gözümüzle görmek ve göstermek için ya kâinâtı küçültüp iki vilâyet derecesine getirmeli veyahut gözümüzü büyütüp yıldızlar gibi gözlerimiz olmalı ki yerlerini görüp ta‘yîn edelim.
وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ Âhiret âlemine âit menziller, bu dünyevî gözümüzle görülmez. Fakat bazı rivâyâtın işârâtıyla âhiretteki cehennem, bu dünyamızla münâsebetdârdır. Yazın şiddet-i harâretine مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ denilmiştir. Demek, bu dünyevî küçücük ve sönük akıl gözüyle o büyük cehennem görülmez. 6

Kısaca, bu cümle ile bildirilen hakikat; yıldızların bir kısmının bizim görmediğimiz bâkî âlemlere baktığı, oralarda vazifeli olduğu ve bu görünen kâinatın gayb âlemlerine perde teşkil ettiğidir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 36.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 324.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 496.

  4. Tirmizî, Zühd, 5.

  5. Müslim, Mesacid, 33.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 5.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız