Allah Teala kâinatı tek başına, şaşırmadan ve karıştırmadan idare eder; çünkü O’nun ilmi, kudreti ve iradesi sonsuzdur. İnsan, çoğu zaman Allah’ın fiillerini kendi sınırlı gücüyle kıyas ettiği için, “Bu kadar çok işi bir anda nasıl yapıyor?” diye düşünür. Halbuki bu soru, mahlukun ölçüsünü Halık’a tatbik etmekten doğar. İnsan aynı anda ancak birkaç işi düşünebilir ve yapabilir; fakat Allah Teala için bir işi yapmak, başka bir işi yapmaya mani olmaz.
Kâinatta aynı anda sayısız hadise meydana gelir. Bir yerde gece olurken başka bir yerde gündüz olur; bir bölgede yağmur yağarken başka bir yerde güneş açar; denizlerde milyonlarca canlı yaşar, göklerde yıldızlar döner, yeryüzünde bitkiler büyür, insanlar doğar, yaşar ve ölür. Bütün bunların ayrı ayrı, tam vaktinde ve tam yerinde meydana gelmesi, her şeyi gören, bilen ve idare eden tek bir Rabbin varlığını gösterir. Çünkü bu kadar geniş, hassas ve düzenli bir idarenin tesadüfe bırakılması mümkün değildir. Bu hakikati anlamak için güneş misali faydalıdır.
Güneş gökte bir tane olduğu halde, parlak cisimlerde ve aynalarda aynı anda sayısız şekilde yansır. Bir tek güneş, milyonlarca yerde beraber göründüğü halde bölünmez, şaşırmaz ve birbirine karışmaz. Elbette bu sadece bir misaldir. Allah Teala güneşe benzemez; hiçbir şey O’nun misli değildir. Fakat bu misal, bir tek merkezin çok yerde aynı anda tasarruf etmesinin aklen mümkün olduğunu göstermeye yardımcı olur. Allah Teala ise mekandan, zamandan, uzaklıktan ve yakınlıktan münezzehtir; bütün eşyayı bir anda görür, bilir ve idare eder.
İnsana zor görünen şeylerden biri de şudur: “Bu kadar çok varlıkla tek tek ilgilenmek nasıl mümkün olur?” Aslında zorluk, bizim aczimizden doğar. Bir memur aynı anda iki yerde bulunamaz; bir öğretmen aynı anda yüzlerce öğrencinin bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz; bir insan hem bütün dünyayı görüp hem de her canlının halini aynı anda bilemez. Çünkü insan sonludur. Allah Teala ise sonsuz ilim sahibidir. Bir yaprağın düşmesini de bilir, yıldızların hareketini de bilir; bir karıncanın rızkını da verir, galaksilerin nizamını da idare eder. Büyük-küçük, az-çok, yakın-uzak, O’nun kudreti karşısında fark etmez.
Kâinattaki intizam da bu hakikati açıkça gösterir. Eğer gece-gündüzün dönüşü, mevsimlerin değişmesi, gök cisimlerinin hareketi, canlıların yaratılması ve yaşatılması birçok ayrı ilahın veya bağımsız güçlerin elinde olsaydı, mutlaka karışıklık çıkardı. Biri gece isterken diğeri gündüz ister, biri yağmuru gönderirken diğeri engeller, biri bir kanun koyarken diğeri bozardı. Fakat kâinata baktığımızda zerreden yıldızlara kadar tam bir ölçü, nizam ve uyum görüyoruz. Bu da idarenin bir tek Zat’ın elinde olduğunu gösterir. Yüce Rabbimiz Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:
Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar bulunsaydı, yer ve gök mutlaka fesada uğrardı.1
Bir başka noktada da Allah Teala’nın yaratması ve idare etmesi, zamana ve herhangi bir araca bağlı değildir. İnsan bir işi yapmak için zamana, malzemeye, güce ve yardımcıya muhtaçtır. Allah Teala ise bir şeyi dilediği vakit, o şey hemen vücuda gelir. O’nun emri gecikmez, şaşmaz, karışmaz. Bu sebeple bütün kâinatın idaresi O’na ağır gelmez; bir çiçeği yaratmak ne kadar kolaysa, baharı yaratmak da o kadar kolaydır. Bu hakikat Kur'an'da şöyle ifade edilmiştir:
O’nun emri, bir şeyi dilediği zaman ona sadece ‘Ol!’ demesidir; o da oluverir. 2
Bediüzzaman Hazretleri bu manaya işaret olarak şöyle der:
Bir şey bir şeye mani‘ olmaz. Teveccühünde tecezzi yoktur. Aynı anda, her yerde kudret ve ilmiyle tasarruf noktasında bulunur. Tasarrufunda tevzi‘ ve inkısam yoktur.3
Netice olarak, Allah Teala’nın bütün kâinatı bir anda idare etmesi akıldan uzak değil; bilakis O’nun sonsuz ilim, kudret ve rububiyetinin zaruri bir neticesidir. Bir tarafta gece, bir tarafta gündüz olması; milyonlarca canlının aynı anda rızık bulması; yıldızların, gezegenlerin ve mevsimlerin hiç şaşmadan vazife görmesi, O’nun her şeye hakim olduğunu gösterir.
İnsan kendi sınırlı halini ölçü yapmazsa, bu hakikati daha rahat anlar: Allah Teala için çokluk azlık gibidir; büyük küçük gibidir; bütün kâinatı yaratmak ve idare etmek, tek bir şeyi yaratmak ve idare etmek gibi kolaydır.
Enbiya, 21/82.
Yasin, 36/36.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.41

