Soru

Allah Koca Kainatı Tek Başıyla Nasıl İdare Ediyor

Yüce Allah bütün kainatı tek başıyla bir anda nasıl idare ediyor? Bir tarafta akşam bir tarafta gündüz olmasına rağmen bütün bu işleri şaşırmadan nasıl tanzim ediyor?

Tarih: 14.09.2020 14:46:39

Cevap

Bu hakikati anlamanın yolu Rabbimizin kudretinin ve diğer bütün isim ve sıfatlarının sonsuz ve sınırsız olduğunu iyice anlamaktan geçiyor. Şimdi ‘’Herşey zıddıyla bilinir’’ düsturu ile düşünelim; Sıcaklıktaki dereceler soğuğun müdahalesi ile, aydınlıktaki mertebeler ise onun zıddı olan karanlığın müdahalesi ile ortaya çıkar. Yani soğuk ve karanlık olmasa idi sıcaklık ve aydınlığın sayısız basamak ve derecelerinden de bahsedemezdik.

Evet, Rabbimiz Allah bütün kâinatın yegane yaratıcısı ve idare edicisidir. Zira sayısız isim ve sıfatları herhangi bir kayıttan, sınırdan ve miktardan uzaktırlar. Çünkü isim ve sıfatlarının zıtları Rabbimiz hakkında muhaldir. Meselâ; kudretin zıttı acizliktir. Biz mahluklarda acizlik hat safhada olduğu için bizdeki kuvvet de varlıklar adedince mertebelere ayrılmıştır. Oysaki semadaki galaksilerden atomlara varıncaya kadar Rabbimizin yarattığı bütün varlıklarda öyle mükemmel, kusursuz ve ölçülü bir yaratma, idare, besleme ve tasarruf var ki; en ufak bir acizlik ve güçsüzlük emaresi görülmemektedir. Her şeyde akıllara durgunluk veren bir düzen ve mükemmellik akıl gözüne çarpmaktadır. Bu meyanda Mülk Suresi’nde yüce Rabbimiz ‘’O ki, yedi göğü tabaka tabaka (birbiriyle âhenkli) olarak yarattı. Rahmân (olan Allah)'ın yarattığında hiçbir düzensizlik göremezsin! Haydi gözü(nü) çevir (de bir bak), hiçbir çatlak görecek misin? Sonra gözü(nü) tekrar tekrar çevir (ve yine bak); o göz (aradığı kusûru bulamadan) zelil ve bitkin bir hâlde sana dönecektir!’’ (Mülk,67/ 3-4) buyurarak bütün insanların nazar-ı dikkatini kainattaki hükümranlığına, kusursuz ve sonsuz kudretine bakıp ibret almaya davet etmektedir.

Mademki atomlardan yıldızlara kadar küçük büyük, canlı cansız hiçbir varlıkta en ufak bir acizlik, güçsüzlük ve kusur emaresi görülmüyor. Öyleyse Allah’ın kudretine acz müdahale edemiyor demektir. Acz müdahale edemiyorsa o zaman Allah’ın kudretinde herhangi bir mertebe ve derece yoktur, mutlak ve sonsuz bir mertebededir. Bu haliyle sonsuz kudretiyle aza çoğa, küçüğe büyüğe, ferde nev’e nisbeti bir olur. Bir çiçeği yaratmasıyla koca baharı yaratması, atomu yaratması ile galaksileri yaratması, bahar mevsimini yaratmasıyla cenneti ve ahiret hayatını yaratması aynı kolaylıkta olur.

Rabbimizin kudret sıfatı için cari olan bu kanunlar bütün isim ve sıfatları için de geçerlidir. Biz mahluklara mahsus olan cehalet Rabbimizin ilim sıfatına müdahale edemediğinden sonsuz bir ilme, fakir ve ihtiyaç sahibi olmadığından sonsuz bir gına ve zenginliğe sahiptir. Uzaklık-yakınlık ve mekan gibi yine biz mahluklara ait kayıtlar, sınırlar Rabbimiz için engel olamadığından (ki zaman ve mekan da mahluktur ve Allah yarattığı şeylerin sınırlamasından uzaktır) isim ve sıfatlarıyla her yerde ve her mahlukun yanında hazır ve nazırdır.  Bu sırdan dolayı tüm yarattıklarının ihtiyaçlarını aynı anda görmesine, tazarru ve niyazlarını işitmesine, layık rızıklarını karıştırmadan vermesine, hastalarına şifa, darda olanlarına inayetiyle imdat eylemesine hiçbir maddi engel sınır çekemez. Tekliğiyle birlikte had ve hesaba gelmez işleri aynı anda aynı kolaylıkla yapar, bir iş bir işe asla mani olmaz.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Risale- i Nur külliyatının pek çok yerinde bu hakikati muhteşem misaller ışığında izah ve ispat etmektedir. 32. Sözde’ki izahın küçük bir kısmını alarak bu kadarıyla iktifa edelim.

Meselâ güneş, müşahhas bir cüz’î olduğu halde (tek bir varlık olduğu halde), parlak eşyâ vâsı­tasıyla bir küllî (bütünü kapsayan) hükmüne geçer. Zemin yüzündeki bütün parlak şeylere, hatta her bir katre suya ve cam zerreciklerine birer aksini, bir misâlî güneşi, onların kābiliyetine göre verir. Güneşin harâret ve ziyâsı ve ziyâsındaki yedi rengi ve zâtının bir nevi‘ misâli(bir çeşit görüntüsü) her bir parlak cisimde bulunur. Farazâ güneşin ilmi, şuûru bulunsa idi, her ayna onun bir nevi‘ menzili ve tahtı ve iskemlesi hükmünde olup, her şeyle bizzât temas eder, her zîşuûrla (şuur sahibi varlık) aynalar vâsıtasıyla, hatta gözbebeğiyle birer telefon hükmünde muhâbere (haberleşme) edebilirdi. Bir şey bir şeye mâni‘ olmazdı. Bir muhâbere bir muhâbereye sed çekmezdi. Her yerde bulun­makla beraber hiçbir yerde bulunmazdı. Acaba bir zâtın, bin bir isminden yalnız Nûr isminin maddî ve cüz’î ve câmid  (cansız, donuk) bir aynası hükmünde olan güneş, böyle teşahhusuyla (cisimlenme) beraber küllî yerlerde, küllî işlere mazhar olsa, o Zât-ı Zülcelâl ehadiyet-i zâtiyesiyle (zatı itibariyle tek olmak) beraber nihâyetsiz (sonsuz) işleri bir anda yapamaz mı?(Sözler, 282)

 

Elbette her türlü kayıt ve sınırdan, mekan ve zamandan münezzeh olan, sonsuz isim ve sıfatlara sahip olan Rabbimizin, sayısız varlıkları aynı anda aynı kolaylıkla ‘’Kün(ol!) Emri’’ ile yaratması, idare etmesi, halden hale çevirmesi O’nun için çok kolay ve basittir. (Bütün) mülk (ve hâkimiyet) elinde (tasarrufunda) olan (Allah) ne yücedir! Ve O, herşeye hakkıyla gücü yetendir. (Mülk, 67/1)

 

Ayrıca Bakınız;

https://risale.online/soru-cevap/allah-teala-herseyi-bir-anda-nasil-yonetiyor

https://risale.online/soru-cevap/tek-bir-yaraticinin-her-seyi-bir-anda-idaresi

https://risale.online/soru-cevap/kudretin-yaratmasindaki-kolaylik

https://risale.online/soru-cevap/allahin-kudretinin-nihayetsizligi

https://risale.online/soru-cevap/kudret-zatin-lazimidir

https://risale.online/soru-cevap/sonsuz-kudret-sonsuz-ilim


Yorum Yap

Yorumlar