Bu konuda İmam Gazzali şöyle demektedir:
Bir Müslümanın canını korumak vaciptir. Bu sebeple, zalimden saklanan bir Müslümanın öldürülmesine doğruyu söylemek sebep olacaksa, böyle bir durumda yalan söylemek vaciptir...Bununla birlikte, mümkün olduğu ölçüde yalandan kaçınmak gerekir. Çünkü kişi kendisi için yalan söyleme kapısını açarsa, zamanla ihtiyaç bulunmayan hususlarda da yalana başvurmasından ve zaruret sınırını aşmasından korkulur. Bu sebeple asıl olan, yalanın haram olmasıdır; ancak zaruret hâlleri bundan müstesnadır.1
Buradan anlaşılacağı üzere eğer ortada haksız bir saldırı, açık bir zulüm veya masum bir kimsenin canına yönelik bir kast söz konusuysa, bu durumda yalan söylemenin hükmü değişebilir. Bu nedenle, zalim bir kimsenin öldürmek veya zarar vermek amacıyla aradığı masum kişinin yerini sorması veya bilgi talep etmesi gibi hâllerde gerçeği söylemek, zulme dolaylı olarak destek vermek anlamına gelebilir.
el-Gazzâlî, İḥyâʾ ʿUlûmi’d-Dîn, Dârü’l-Maʿrife, Beyrut, c. 3, s. 137.

