Ticarette bu durum, İslam fıkhında akitte şart koşma, karşılıklı rıza ve ayıp muhayyerliği çerçevesinde değerlendirilir.
1. Baştan Şart Koşulması ve Karşılıklı Rıza
İslam’da alışverişin esası karşılıklı rızadır. 1 Satış yapılırken parçanın elektrikli veya mekanik bir aksam olduğu, deneme sırasında bozulma riski bulunduğu, denendiğinde ikinci el hükmüne geçtiği ve bu sebeple iade alınmayacağı baştan açıkça söylenirse; alıcı da bunu kabul ederek satın alırsa akit bu şart üzere gerçekleşmiş olur. Bu durumda alıcının sonradan keyfi şekilde iade talebinde bulunmasını kabul etmemek kul hakkı doğurmaz.
2. Sağlam Malda Keyfi İade Mecburiyeti Yoktur
Kusursuz ve sağlam bir mal satılıp teslim edildikten sonra alışveriş tamamlanmış olur. Alıcının, “Kendi eski parçam sağlam çıktı, buna ihtiyacım kalmadı.” diyerek iade istemesi, satıcının kabul etmek zorunda olduğu bir durum değildir. Kendisi böyle bir garanti vermediği sürece veya devlet böyle bir durumu şart koşmadığı sürece. Böyle bir geri alma ancak satıcının rızasıyla olur. Hele denendiğinde değer kaybeden veya bozulma ihtimali bulunan yedek parçalarda satıcının zarar görmemek için iade kabul etmemesi meşrudur. 2
3. Teslimden Önceki Hasar Sorumluluğu
Ürün alıcıya tamamen teslim edilip devredilinceye kadar, ürüne gelecek zarar ve hasarın sorumluluğu satıcıya aittir. Bu sebeple satıcı, ürünü teslimden önce kendi denemesi sırasında bozarsa, hasar henüz alıcıya intikal etmediği için zararı satıcı üstlenir.
Deneme esnasında sorumluluk almamanız için şu şartlara uymanız gerekir. Öncelikle ürünün satışı tamamlanmalı ve ürün müşteriye teslim edilmelidir. Alışveriş kesinleştikten sonra müşteriye, “Ürünü size teslim ettim. Şayet şimdi benim denememi isterseniz, deneme esnasında ürünün üretimden değil de benim müdahalem sebebiyle bozulması ihtimalini kabul ediyor musunuz?” şeklinde açıkça sorulmalıdır. Müşteri bu durumu bilerek ve kabul ederek denemeye izin verirse, deneme sırasında meydana gelebilecek ve satıcının müdahalesinden kaynaklanan bozulmalarda sorumluluğun kapsamı önceden belirlenmiş olur.
4. İstisna: Malın Baştan Ayıplı Olması
Dikkat edilmesi gereken esas nokta şudur: Satılan parça daha en başta bozuk veya gizli ayıplı ise, “iade almam” şartı bu kusuru ortadan kaldırmaz. Böyle bir malın bedelini alıp iade kabul etmemek doğru olmaz. Buna karşılık parça sağlam teslim edilmiş, fakat müşteri deneme sırasında hatalı kullanım sebebiyle bozmuşsa veya deneme sonunda ihtiyacı olmadığını anlamışsa, bu durumda iade almamakta dinen bir sakınca yoktur.
Sonuç
Satış esnasında şartların açıkça bildirilmesi ve alıcının bunu kabul etmesi halinde, denenmiş sağlam parçayı iade almamak caizdir. Ancak malda baştan mevcut bir ayıp veya bozukluk varsa veya siz o ürünü denerken bozarsanız, bunu karşı tarafa yüklemeniz doğru olmaz.
Nisa, 4/34
Din İşleri Yüksek Kurulu, DİB Fetvalar [2024, 11. Basım], Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2024, s. 606-608

