Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

04.09.2026

İşaratü’l-İ’caz’da Kur’an’ın Tehaddisi Nasıl Açıklanıyor? Dokuz Mertebenin Manası Nedir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

İşârâtü’l-İ’câz’da geçen dokuz maddelik tehaddi kısmına karşılık gelen dokuz ayetin hangi ayetler olduğunu merak ediyorum. Ayrıca son maddede Üstad Bediüzzaman, “Şahitlerimiz yok” diye itiraz edilecek olursa şahitler getirilmesini söylüyor. Bu maddenin ne anlama geldiğini ve özellikle nasıl anlaşılması gerektiğini detaylı bir şekilde izah ederseniz memnun olurum.

04.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Öncelikle, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği dokuz mertebenin her birinin müstakil bir tehaddî âyetine karşılık geldiği söylenemez. Zira Kur’ân’da ittifakla kabul edilen beş tehaddî âyeti bulunmaktadır. Bunlara, bazı âlimlerin tehaddî kapsamında değerlendirdiği Kasas sûresi 49. âyet de eklendiğinde, ihtilaflı görüşle birlikte toplam altı tehaddî âyetinden söz edilebilir. Üstad Hazretleri ise burada, öncelikle tefsir ettiği âyet ve diğer tehaddî âyetlerinden hareketle ortaya çıkan dokuz farklı mertebe ve tehaddî cihetini ortaya koymaktadır. Bu sebeple dokuz mertebeyi dokuz ayrı âyetle ilişkilendirmek yerine, âyetlerden çıkan ortak bir tehaddî mertebeleri olarak anlamak gerekmektedir.

İkinci sualinize geçecek olursak; Kur’ân-ı Kerîm, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) en büyük mucizesidir.1 Âlimlerimiz mucizeleri genel olarak aklî, hissî ve haberî olmak üzere üçlü bir tasnife tabi tutmuşlardır. Kur’ân-ı Kerîm, bu tasnifte bir çok yönü ile aklî mucize kategorisine girmektedir. Hissî mucizeler; belirli bir zamanda meydana gelen ve belli bir topluluğun müşahede ettiği geçici hadiselerken; Kur’ân, her gün ve her okuyana mucize olduğunu gösteren, mucizeliği kıyamete kadar devam edecek aklî ve daimî bir mucizedir.2

Kur’ân’ın aklî bir mucize olmasının pek çok yönü bulunmakla birlikte -ki Bediüzzaman Hazretleri bu mucizelik yönlerinin 40 çeşit olduğunu ifade eder-, bunların en belirgin ve en güçlü cihetlerinden biri belâgatidir. Öyle beliğ ve eşsiz bir kelâmdır ki, Kur’ân-ı Kerîm meydan okumalarla edebiyatta uzman olan bir toplum başta olmak üzere bütün insanlığı onun bir benzerini ortaya koymaya davet etmiş; ancak tarih boyunca bu meydan okumaya karşı geçerli ve başarılı bir cevap verilememiştir.

Konu ile ilgili olarak Bediüzzaman Hazretleri de tehaddî ayetlerinin dokuz mertebesi bulunduğunu ifade etmiş (bakınız) ve dokuzuncu mertebeyi şu şekilde açıklamıştır:

Dokuzuncusu Bizim şâhidlerimiz yoktur. Eğer muârazaya girişsek, bizi destekleyecek kimsemiz yoktur diye gösterdikleri o bahaneyi de def‘ etmek için, şühedânıza da müsâade edilmiştir. Onları da çağırınız. Size yardım etsinler.3

Âyette geçen “şühedâ” (شُهَدَاء) ifadesi bağlama göre “yardımcılarınız, tapındıklarınız, bilginleriniz” şeklinde anlaşılmaktadır.4 Buradaki hitap, Kur’ân’ın benzerini getirme hususunda âciz kalan inkârcılara yönelik bir tahkir ve meydan okuma mahiyetindedir. Dolayısıyla Hz. Üstad’ın yukarıdaki ifadeleri, âyetteki “şühedâ” kelimesinden mülhem olarak şöyle demektedir:

“Eğer Kur’ân’ın bir benzerini tek başınıza ortaya koyamıyorsanız ki koyamıyorsunuz, bu konuda yetersiz olduğunuzu düşünüyorsanız, yardımlaşmak suretiyle yapacağınıza inanıyorsanız ve bunu bahane olarak sunuyorsanız birbirinizden yardım alın ve birbirinize destek olun; ilahlarınızı ve bilginlerinizi de çapırın ve onlardan da destek alın da onun bir benzerini getirin."

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 304.

  2. Abdulkadir Ertaş, Risale-i Nur'da İsrâ, Mi'rac ve Şakk-ı Kamer, Süeda Yayınları, Isparta 2023, s. 60-63.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, İşarat-ül İ’caz, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.

  4. Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları, c. 2, s. 136-138.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız