Muhtelif Meseleler

15.01.2017

4319

Sel ve Deprem Gibi Musibetler Rahmet Olabilir mi?

15.01.2017 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sel ve deprem gibi bela ve musibetler, yalnızca tek yönlü değerlendirilmemelidir. Zahirde bakıldığında bunlar, insan için acı verici, yıkıcı ve sarsıcı hadiselerdir; can kaybı, mal kaybı ve derin üzüntüler doğurur. Bu yönüyle elbette birer musibettir. Ancak meselenin sadece görünen yüzüyle yetinmek eksik olur. İslâmî bakış açısına göre bu tür hadiseler, aynı zamanda birer imtihan, ikaz ve bazı yönleriyle rahmet vesilesidir. Çünkü dünyada her şey nihai karşılığını bulmaz; büyük suçlar çoğu zaman ahirete bırakılırken, bazı küçük hatalar ve günahlar bu dünyada musibetlerle temizlenir. Bu açıdan musibetler, insanın manevi kirlerinden arınmasına vesile olabilir. Sevgili Peygamberimiz (sav), musibetlerle ilgili şöyle buyurmaktadır:

Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar.1

Şiddetli musibetler, birer manevi sabun gibi günahların kirlerini yıkar ve temizler. Müminin Allah'a günahsız olarak kavuşmasına zemin hazırlar. Sevgili Peygamberimiz (sav), hastalık musibetiyle ilgili şöyle buyurmaktadır:

Abdullah İbni Mesud (ra) şöyle dedi: Rasulullah'ın (sav) huzuruna vardım. Kendisi sıtmaya yakalanmıştı.

– Ey Allah’ın Resûlü! Gerçekten şiddetli bir sıtma nöbetine tutulmuşsunuz, dedim.

– Evet, sizden iki kişinin çekebileceği kadar ıstırap çekmekteyim, buyurdu.

– (Herhalde) bu, iki kat sevap kazanmanız içindir, dedim.

– Evet, öyledir. Allah, ayağına batan bir diken veya başına gelen daha büyük bir sıkıntı do-

layısıyla Müslümanın günahlarını bağışlar. O Müslümanın günahları ağaç yaprakları gibi dökülür,” buyurdu.2

Zahirde kayıp gibi görünen durumlar, hakikatte ebedî kazançlara dönüşebilir. Musibetler, insanın gafletini dağıtan, acziyetini hatırlatan ve onu Yaratan'ına yönelten güçlü birer uyarı mahiyetindedir. İnsan çoğu zaman rahatlık içinde kendini yeterli görürken, bir anda gelen bir sarsıntı, ona hayatın geçiciliğini ve gerçek dayanağın ne olduğunu hatırlatır. Rabbine yönelmesine vesile olur. Eğer o musibette vefat etse, şehit olur. Peygamber (sav), şehitliği bize şöyle anlatmaktadır:

Allah yolunda ölenlerden başka şehit olanlar yedi çeşittir: Taundan ölen şehittir, suda boğulan şehittir, zatülcenp (akciğer zarı iltihabı, akciğer veremi) hastalığından ölen şehittir, karın ağrısından ölen şehittir, yangında ölen şehittir, yıkıntı altında kalarak ölen şehittir, hamilelikte ölen kadın şehittir.3

Başına gelen bela ve musibetler karşısında kişi, Allah’a isyan etmez, O’ndan şikâyet yolunu tutmaz; bilakis sabır, rıza ve hattâ şükür ile karşılık verirse, şu güzel neticelere mazhar olur:

  1. Başına gelen musibete sabırla mukabele ederse, bu musibet günahlarına kefaret olur.

  2. Bu imtihanı rıza, sabır ve teslimiyetle karşılarsa, mânen kazançlı çıkar ve derecesi yükselir.

  3. Musibetin şiddetine göre, bazen bir saatlik sabır bir gün ibadet hükmüne geçebilir; hattâ bazen bir dakikalık tahammül, bir gün ibadet sevabı kazandırabilir.

  4. Eğer mü’min ise, kaybettiği mal sadaka hükmünü alır; o musibet sebebiyle vefat ederse mânevî şehit olur.

Yukarıda sayılan neticelerin her biri, zahirde acı görünse de o kimse hakkında birer rahmet olabilir. Çünkü sabırla karşılanan musibet, günahlara kefâret olur ve derecenin yükselmesine vesile olur.

Fakat aynı musibetler, zalimler, kâfirler ve isyan üzere yaşayanlar hakkında rahmet değil; azap ve ceza hükmüne geçer. Zira musibetin neticesini belirleyen, yalnız hadisenin kendisi değil, ona karşı takınılan tavırdır. Sabreden için rahmet, isyan eden için ise zahmet ve azap olur.

Kaynakçalar
  1. Müslim, Birr 49.

  2. Müslim, Birr 45.

  3. Ebu Davud, Cenaiz, 14


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız