Muhtelif Meseleler

15.01.2017

4306

Sel ve Deprem Gibi Bela ve Musibetler

Sel, deprem gibi bela ve musibetler rahmet mi? 

15.01.2017 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sel ve deprem gibi bela ve musibetler, yalnızca tek yönlü değerlendirilmemelidir. Zahirde bakıldığında bunlar, insan için acı verici, yıkıcı ve sarsıcı hadiselerdir; can kaybı, mal kaybı ve derin üzüntüler doğurur. Bu yönüyle elbette birer musibettir. Ancak meselenin sadece görünen yüzüyle yetinmek eksik olur. İslâmî bakış açısına göre bu tür hadiseler, aynı zamanda birer imtihan, ikaz ve bazı yönleriyle rahmet vesilesidir. Çünkü dünyada her şey nihai karşılığını bulmaz; büyük suçlar çoğu zaman ahirete bırakılırken, bazı küçük hatalar ve günahlar bu dünyada musibetlerle temizlenir. Bu açıdan musibetler, insanın manevi kirlerinden arınmasına vesile olabilir. Sevgili Peygamber Efendimiz (sav), musibetlerle ilgili şöyle buyurmaktadır:

Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar.1

Şiddetli musibetler, birer manevi sabun gibi günahların kirlerini yıkar ve temizler. Müminin Allah'a günahsız olarak kavuşmasına zemin hazırlar. Sevgili Peygamber Efendimiz (sav), hastalık musibetiyle ilgili şöyle buyurmaktadır:

Abdullah İbni Mesud (ra) şöyle dedi: Rasulullah'ın (sav) huzuruna vardım. Kendisi sıtmaya yakalanmıştı.

– Ey Allah’ın Resûlü! Gerçekten şiddetli bir sıtma nöbetine tutulmuşsunuz, dedim.

– Evet, sizden iki kişinin çekebileceği kadar ıstırap çekmekteyim, buyurdu.

– (Herhalde) bu, iki kat sevap kazanmanız içindir, dedim.

– Evet, öyledir. Allah, ayağına batan bir diken veya başına gelen daha büyük bir sıkıntı do-

layısıyla Müslümanın günahlarını bağışlar. O Müslümanın günahları ağaç yaprakları gibi dökülür,”

buyurdu.2

Zahirde kayıp gibi görünen durumlar, hakikatte ebedî kazançlara dönüşebilir. Musibetler, insanın gafletini dağıtan, acziyetini hatırlatan ve onu Yaratan'ına yönelten güçlü birer uyarı mahiyetindedir. İnsan çoğu zaman rahatlık içinde kendini yeterli görürken, bir anda gelen bir sarsıntı, ona hayatın geçiciliğini ve gerçek dayanağın ne olduğunu hatırlatır. Rabbine yönelmesine vesile olur. Eğer o musibette vefat etse, şehit olur. Peygamber (sav), şehitliği bize şöyle anlatmaktadır:

Allah yolunda ölenlerden başka şehit olanlar yedi çeşittir: Taundan ölen şehittir, suda boğulan şehittir, zatülcenp (akciğer zarı iltihabı, akciğer veremi) hastalığından ölen şehittir, karın ağrısından ölen şehittir, yangında ölen şehittir, yıkıntı altında kalarak ölen şehittir, hamilelikte ölen kadın şehittir.3

Başına bu bela ve musibetler gelen kişi, eğer Allah’a isyan etmez ve O’ndan şikâyet yolunu tutmaz, bilakis sabır gösterir, hatta şükrederse, o zaman şu güzel neticeler vardır:

  1. Günahlarına kefaret olur.

  2. Bu imtihanı güzel bir şekilde vererek manen başarılı sayılır.

  3. Bela ve musibetin ağırlığına göre, bazen bir saati bir gün ibadet hükmüne geçer, hatta bazen bir dakikası bir gün ibadet sevabı kazandırabilir.

  4. Eğer mümin ise, kaybettiği malı sadaka hükmüne geçer; vefat ederse manevi şehit olur.

Yukarıda sayılan bu neticelerin her biri, zahiren acı görünse de o kişi hakkında birer rahmettir. Çünkü sabırla karşılanan her musibet, insanı hem günahlarından temizler hem de derecesini yükseltir.

Fakat aynı musibetler; zalimler, kâfirler ve isyan içinde yaşayanlar için bir rahmet değil, birer azap ve ceza hükmüne geçer. Zira musibetin hükmünü belirleyen şey, onun kendisi değil, karşısında takınılan tavırdır. Sabreden için rahmet, isyan eden için ise zahmet ve azaptır.

Kaynakçalar
  1. Müslim, Birr 49.

  2. Müslim, Birr 45.

  3. Ebu Davud, Cenaiz, 14


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız