Kudüs şehri, eski dinî metinlerde “adalet yurdu”, “inananlar şehri”, “barış şehri”, “doğruluk şehri”, “Allah’ın şehri”, “Rabbin şehri” ve “mukaddes şehir” gibi isimlerle anılmıştır. Şehrin Arapça adı olan Kuds’ün, “mukaddes şehir” anlamındaki İbrânîce ifadeden türediği kabul edilmektedir. İbrânîce adı Yeruşalayim (Yeruşalem) ise bazı Arapça Ahd-i Atîk tercümelerinde “Dârüsselâm” ve “Medînetüsselâm” şeklinde çevrilmiştir. Müslümanlar da bu şehre çeşitli isimler vermiş, bunlar arasında en yaygın olanı “kutsallık, bereket ve mübareklik” anlamlarını çağrıştıran Kuds olmuştur.1
Rûhu’l-kudüs tabiri ise Kur’ân-ı Kerîm’de üçü Hz. Îsâ, biri Kur’an’la ilgili olan dört âyette geçmekte, dördünde de Hz. Cebrâil kastedilmektedir. Hz. Îsâ hakkındaki âyetlerde onun Rûhulkudüs ile desteklendiği, Nahl sûresinde ilâhî vahyin Rûhulkudüs vasıtasıyla indirildiği bildirilmektedir. Bazı ayetler şöyledir.2
And olsun ki, Mûsâ'ya Kitâb'ı (Tevrât'ı) verdik ve ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu Îsâ'ya da mu'cizeler verdik ve Rûhü'l-Kudüs (Cebrâîl) ile ona kuvvet verdik. Buna rağmen, ne zaman bir peygamber nefislerinizin hoşlanmadığı bir şeyi size getirdi ise, büyüklük taslamadınız mı? Bu yüzden bir kısmını yalanladınız, (Zekeriyyâ ve Yahyâ'ya yaptığınız gibi) bir kısmını da öldürüyordunuz.3
De ki: “Îmân edenlere sebât vermek için ve Müslümanlara bir hidâyet ve bir müjde olmak üzere onu (o Kur'ân'ı), Rûhü'l-Kudüs (Cebrâîl) Rabbin tarafından hak ile indirdi.”4
Yani Kur'ân'da geçen Rûhu’l-kudüs Cebrail'i (as) ifade etmektedir. Yoksa burada ifade edilen "kudüs" kelimesi Kudüs şehrini ifade etmemektedir. Kelime manası olan "temiz, mübarek, bereketli" anlamında Hz. Cebrail'i (as) sıfatlandırmaktadır.
Ömer Faruk Harman, TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, Ankara 2002, c. 26, s. 216.
Ömer Faruk Harman, TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, Ankara 2008, c. 35, s. 323-324.
Bakara, 2/87.
Nahl, 16/102.

