Bağış Yap

02.11.2026

"Kalpler Ancak Allah’ı Anmakla Huzur Bulur" Ayeti Nasıl Anlaşılmalıdır?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Ra'd Suresi, “Kalpler ancak Allah'ı anmakla...” ayetinin meali ve tefsiri ve Allah'ı andığımız halde bazen kalbimizde huzursuzluk halinin devam etme nedenleri nelerdir?

02.11.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili ayet şöyle geçmektedir:

اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُؕ "Bilesiniz ki kalbler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.” 1

Ra’d Suresi 28. ayet-i kerimede bildirilen hakikat, kalbin hakiki huzurunun ancak Allah’ı zikretmekle bulunacağını ifade eder. Buradaki itmi’nan, kalbin şüphe, korku, dağınıklık ve huzursuzluktan kurtulup yakin, emniyet ve sükunete kavuşmasıdır.

İnsan kalbi fıtraten çok geniş arzular taşır; fani ve sınırlı şeyler ise bu arzuları tam manasıyla doyuramaz. Mal, makam, lezzet ve dünya sebepleri ise geçicidir; bu sebeple bunlar kalbi ancak kısa süreli olarak oyalayabilir. İnsan kalbi ancak bütün mevcudatın Halık’ını tanıyıp O’na yöneldiğinde, hakiki huzura kavuşabilir. Bundan dolayı kalbin asıl sükuneti Allah’ı bilmek, anmak, O’na güvenmek ve O’nunla irtibat kurmaktır.

Ayetteki zikir yalnız dil ile belli sözleri tekrar etmekten ibaret değildir. Kur’an okumak, manasını düşünmek, Allah’ın isim ve sıfatlarını tefekkür etmek, dua etmek, ibadet etmek ve kalben O’na yönelmek de zikrin içindedir. Yani hakiki zikir, dil ile beraber kalbin de iştirakiyle olur. Kalbe yerleşen zikir, insana huzur verir; yalnız dudakta kalan zikir ise aynı derecede tesir göstermeyebilir. Rûhu'l-Beyân tefsirinde Bursevi Hazretleri şöyle der:

Kalbin huzur bulması mertebe mertebedir: Avamın kalbi tesbih ve dualarla, havasın (özel müminlerin) kalbi Esmâ-i Hüsna'nın hakikatlerini kavramakla, ahassın (seçkinlerin) kalbi ise ilahî müşahede ve marifetle huzura kavuşur. 2

Allah’ı Andığımız Halde Bazen Kalbimizdeki Huzursuzluk Halinin Devam Etmesinin Nedenleri

Allah’ı andığı halde bazen insanın içinde sıkıntı, darlık veya isteksizlik bulunması da mümkündür. Bunun başlıca sebeplerinden biri, zikrin kalbe tam işlememesi; bir diğeri ise günahların kalpte meydana getirdiği pas ve kasvettir. Kalp günahlarla perdelenirse, zikirden gelen feyzi hissetmek zorlaşır. Böyle hallerde kulun bolca tövbe ve istiğfar etmesi, varsa alışkanlık haline gelen günahı terk etmesi, ihlas, tefekkür ve dikkatle zikrini derinleştirmesi gerekir.

Bununla beraber zikir esnasında hissedilen her ürperti olumsuz değildir. Kul, Allah’ın azametini, kendi kusurunu ve ahiret hesabını düşündüğünde kalbinde haşyet meydana gelebilir. Bunu huzursuzluk olarak görmekten ziyade çoğu zaman huzura götüren bir uyanış hali olarak görmekte fayda var. Allah’ın rahmetini, mağfiretini ve lütfunu düşünmek ise kalpte ümit ve sükunet doğurur.

Netice olarak, kalbin itmi’nanı Allah’tan başkasında değil, Allah’ı tanımakta, zikretmekte, Kur’an ile meşgul olmakta ve O’na dayanmakta bulunur. Dünya sebepleri kalbi oyalasa da tatmin edemez; hakiki huzur, kalbin Yaratıcısına yönelmesiyle elde edilir.

Kaynakçalar
  1. Rad, 13/28

  2. İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu'l-Beyân Tefsiri, Erhan Yayınları, 2010, Cilt 9, s. 138–141

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız