Bağış Yap

Hz. Muhammed (sav)

22.09.2026

Peygamber Efendimizin (sav) Evlilikleri Nasıl Olmuştur?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Ezvac-ı Tahirat validelerimizin her biriyle evliliklerinin ne zaman ve nasıl olduğunu ayrı ayrı özet halinde açıklayabilir misiniz?

22.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.), çok evliliği ile ilgili öncelikle şunu ifade edelim: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), on beş yaşından kırk yaşına kadar, nefisteki heveslerin alevlendiği delikanlılık çağında, dost ve düşmanın ittifakıyla mükemmel bir iffet ve tam bir masumiyet içinde yaşamıştır. Bu dönemde, Hatice’tü’l-Kübra (r.anha) gibi yaşça kendisinden büyük bir tek kadınla iktifa ve kanaat etmiştir. Böyle bir zatın kırk yaşından sonra, yani nefsanî hislerin sükûnet bulduğu bir dönemde çok evlenmesi, bu evliliklerin nefsanî bir istekle gerçekleşmediğini açıkça gösteren bir hüccettir. Aksine, söz konusu evliliklerin başka ehemmiyetli hikmetlere dayandığını, zerre kadar insaf sahibi olan bir kimseye dahi ispat eder. O hikmetlerden birisi şudur ki:

Hazreti Peygamberin (a.s.m.), sözleri gibi fiilleri, halleri, tavırları ve hareketleri dahi din ve şeriatın kaynaklarıdır ve hükümlerin alındığı yerlerdir. Dinin ev hali dışında görünen kısmına sahabeler hamale (taşıyıcı) oldukları gibi hususî dairesinde gizli hallerinden ortaya çıkan dinin sırlarının ve şeriatın hükümlerinin hamaleleri ve rivayet edenleri Ezvâc-ı Tâhirat'tır ve bilfiil o vazifeyi ifa etmişlerdir. EDinin hükümlerinin ve sırlarının hemen hemen yarısı onlardan gelmiştir. Demek bu azim (çok büyük) vazifeye bir çok ve meşrepçe muhtelif (yaratılışları farklı) Ezvâc-ı Tâhirat lazımdır.1

Peygamber Efendimiz'in (a.s.m.) bazı evliliklerinde toplumsal bir hikmet ve fayda göz önünde bulundurulmuştur. O hikmet ve fayda da şudur: Kalpleri kendisine ve İslam'a ısındırmak, kabileleri akarabalık bağı kurarak etrafında toplamak, kendisine ve İslam'a yardımcı kılmaktı. Malumdur ki, insan bir kabileden veya bir aşiretten evlendiği vakit onun ile o kabile veya aşiret arasında bir yakınlık meydana gelir. Bu da onları o insanın yardımına koşturur. İşte Resul-i Kibriya Efendimiz (s.a.v.) Hazreti Cüveyriye ile evlenmesinde bu maksad ve gayeyi gözetmiştir ve bunda muvaffak da olmuştur.2

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bir kısım evliliklerinde ise siyasî durumun göz önünde bulundurulduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki:

Bir kabilenin veya bir kavmin ileri gelenlerinden birinin kızını almakla o kavmi, o kabileyi, düşman ise İslamiyet ve Müslümanlara karşı düşmanlıklarını en azından hafifletip yumuşatıyor; dost ise, bu dostluğun daha da kuvvet bulmasını sağlıyordu. Hazreti Safiye, Hazreti Cüveyriye ve Hazreti Ümmü Habibe ile evlenmelerinde bu hususlar açık bir şekilde görülmektedir.3

Peygamber Efendimiz'in (a.s.m.) evliliklerinde yine göz önünde bulundurduğu mühim bir hikmet ise eşlerini savaşlarda kaybeden veya başka bir sebeple dul kalan mü'mine hanımların muhafazası ve himayesi idi. Buna örrnek olarak Hazreti Sevde verilebilir. Zira ilk Müslüman kadınlardan olan Hz. Sevde, kocasının ölümü üzerine beş çocuğuyla dul kalmıştı. Resulullah (a.s.m.), dini, imanı uğruna yerini, yurdunu, akrabasını terk edip yabancı bir diyara göç edecek kadar fedakarlık ve kahramanlık göstermiş bu mücahideyi şereflendirmek ve taltif etmek istiyordu. İşte bu vesileyle bi'setin 10. yılında Hz. Sevde ile nikahlandı. Bu sırada Sevde validemiz 55 yaşalarında idi.4

Kâinatın Efendisinin (s.a.v.), müteaddid kadınlarla, bilhassa Hz. Aişe gibi genç bir kadınla evlenmesinin asıl gayesi, peygamberlik nurundan erkek sahabeler gibi istifade edemeyen kadınların peygamber zevceleriyle temas ederek feyiz almalarını temin etmekti. Kadınlar kendilerine ait hususları peygamberimizden sormaya belki haya ederler ve dinin inceliklerinden mahrum kalırlardı. Ama kendi cinslerinden olan peygamber zevcelerinden her şeyi sormaları mümkündü.

Ezvac-ı Tâhirat'tan Zeynep binti Cahş (r.anha), Hazreti Zeyd bin Hârise'nin hanımı idi. Esasen evliliğin saadetle devamı için gerekli şartlardan birisi küfüv olma yani denkliktir. Bu evlilikte denkliği bozan husus, Hz. Zeynep’in yüksek bir ahlaka sahip olması ve bir peygambere zevce olacak fıtratta yaratılmış bulunmasıydı. Hz. Zeyd, bu durumu ferasetiyle hissetmiş, kendisini hanımına zevc olacak fıtratta kendine küfüv (denk) bulmadığından manevi imtizacsızlığa (kaynaşmamaya) sebebiyet verdiği için hanımını boşamıştır.

Allah'ın emriyle Hz. Zeynep'i Resul-i Ekrem (asm) almış. Yani "Onu sana (biz) nikahladık." mealindeki Ahzâb suresi 37. Âyetin işaretiyle, bu nikah semada kıyılan bir nikah olduğuna delaletiyle harikulade örf ve âdetlerin fevkinde, sırf kaderin bir hükmüyledir ki, Resul-i Ekrem (asm) o hükm-ü kadere inkıyad göstermiştir (boyun eğmiştir) ve mecbur olmuştur. Nefis arzusuyla değildir.5

Allah'ın emriyle gerçekleşen bu evlilikle birlikte Araplar arasında câhiliye dönemi âdetlerinden olan evladlıkların zevceleri ile evlenmemeleri hususu ortadan kaldırılmıştır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 19

  2. Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı, c. 2, s. 79-80

  3. Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı, c. 2, s. 262-263

  4. Salih Suruç, Peygamberimizin Hayatı, c. 1, s. 210-211

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 20

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız