Mucizeler, peygamberlerin nübüvvetini/peygamberliklerini tasdik eden en mühim delillerden biridir. Bu hâdise de bir mucize olması cihetiyle Hz Muhammed (asm)’in peygamberliğini ispat eder. Çünkü böyle bir hâdisenin sıradan bir insan tarafından gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Ancak bir peygamberin eliyle ve Cenâb-ı Hakk’ın izniyle meydana gelebilecek harikulade bir hâdisedir.
Bu mucize, Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:
İkinci Misâl: Nakl-i sahîh ile Enes ve Ebû Zerra’dan kütüb-ü sahîha haber veriyorlar ki, Hazret-i Enes hâdim-i Nebevî demiş ki: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın yanında idik. Avucuna küçük taşları aldı. Mübârek elinde tesbîh etmeye başladılar. Sonra Ebû Bekri’s-Sıddîk’ın eline koydu. Yine tesbîh ettiler.
Ebû Zer-i Gıfârî tarîkinde der ki: Sonra Hazret-i Ömer’in eline koydu. Yine tesbîh ettiler. Sonra aldı yere koydu, sustular. Sonra yine aldı. Hazret-i Osmân’ın eline koydu, yine tesbîhe başladılar. Sonra Hazret-i Enes ve Ebû Zer diyorlar ki: Ellerimize koydu, sustular.1
Bediüzzaman Hazretlerinin naklettiği bu mucize, Taberânî, İbn Asâkir, Bezzâr ve İbn Ebî Âsım gibi zâtların hadis kitaplarında bulunmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.264.

