İslâm âlimleri, nefsin yedi mertebesinden bahseder. En alt mertebede, her daim kötülüğü emreden “Nefs-i Emmare” bulunur. İman, ibadet, ilim ve dua ile nefsin bu mertebesi terbiye olur ve bir üst mertebeye yükselir. Nefs-i emmare bu durumda ölmüş olur ve vazifesini sinirlere ve damarlara bırakır. Zira insanın hayatının sonuna kadar imtihanı devam etmektedir.
Nefs-i emmarenin ölmesi demek nefsin kemale ermesi, terbiye olarak bir yüksek mertebeye çıkması demektir.
Nefs-i emmarenin vazifesini sinirlere ve damarlara devredilmesi tabiriyle anlatılmak istenen şey ise; insanın önceden beri var olan bazı huylarının, bazı zayıf damarlarının icabı olan arzu veya tepkilerinin nefs-i emmarenin ölümünden sonra şiddetini artırarak bir çeşit nefs-i emmarenin yerine geçmesidir. O yüzden buna hakiki değil, mecazî nefs-i emmare denmiştir. Dolayısıyla nefs-i emmarenin ölümü ile istek ve arzular bitmez, bilakis devam eder.
Nefsin mertebeleri ve terbiyesi ile alakalı detaylı malumat sahibi olmak için lütfen bakınız;
https://risale.online/soru-cevap/nefsi-terbiye