Mezhepler

02.03.2015

4102

Mezheplerin Birleşmesi Mümkün müdür?

Deniliyor ki ahir zamanda gelecek olan şahıs, kendinden önceki müçtehitlere uymaz, mezhepleri ortadan kaldıracak, deniliyor. Risale-i Nur'un müellifi bu makamı kendisine almamış ama kendinden önceki müçtehitlere uymuş mu?

03.03.2015 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bu konuda Kur'an ve hadis kaynaklarımızda sahih bir bilgi bulunmamaktadır. Bediüzzaman Hazretleri, İçtihad Risalesi'nde bu konuya şöyle işaret etmektedir:

Asırlara göre şerîatlar değişir, belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şerîatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü’l-Enbiyâ’dan sonra, şerîat-ı kübrâsı her asırda her kavme kâfî geldiğinden, muhtelif şerîatlara ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruâtta bir derece ayrı ayrı mezheblere ihtiyaç kalmıştır. Evet, nasıl ki mevsimlerin değişmesiyle elbiseler değişir. Mizâçlara göre ilaçlar tebeddül eder. Öyle de, asırlara göre şerîatlar değişir. Milletlerin isti‘dâdına göre ahkâm tahavvül eder. Çünkü ahkâm-ı şer‘iyenin teferruât kısmı, ahvâl-i beşeriyeye bakar. Ona göre gelir, ilaç olur. Enbiyâ-yı sâlife zamanında tabakāt-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca ibtidâî ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şerîatlar, onların hâline muvâfık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hatta bir kıt‘ada, bir asırda, ayrı ayrı peygamberler ve şerîatlar bulunurmuş. Sonra Âhirzaman Peygamberi’nin gelmesiyle, insanlar güya ibtidâî derecesinden i‘dâdiye derecesine terakkî ettiğinden, çok inkılâbât ve ihtilâtât ile akvâm-ı beşeriye bir tek ders alacak, bir tek muallimi dinleyecek, bir tek şerîatla amel edecek vaz‘iyete geldiğinden, ayrı ayrı şerîata ihtiyaç kalmamıştır. Ayrı ayrı muallime de lüzûm görülmemiştir. Fakat tamamen bir seviyeye gelmediklerinden ve bir tarz-ı hayat-ı ictimâiyede gitmediklerinden, mezhebler taaddüd etmiştir. Eğer beşerin ekseriyet-i mutlakası bir mekteb-i âlînin talebesi gibi, bir tarz hayat-ı ictimâiyeyi giyse, bir seviyeye girse, o vakit mezhebler tevhîd edilebilir. Fakat bu hâl-i âlem o hâle müsâade etmediği gibi, mezâhib de bir olmaz. 1

Bu açıklamayı 4 başlık altında inceleyebiliriz.

1. Geçmiş Zamanlarda Neden Farklı Şerîatlar Ve Peygamberler Gelmiştir?

İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinde toplumlar birbirinden çok uzaktı. Yaşayışları, anlayışları, ihtiyaçları ve karakterleri de aynı değildi. Bu sebeple Cenab-ı Hak, farklı kavimlere ve dönemlere uygun peygamberler ve şerîatlar göndermiştir. Burada verilen elbise ve ilaç misali bunu anlatır: Mevsime göre elbise, hastaya göre ilaç değiştiği gibi, toplumların hâline göre bazı hükümler de farklı gelmiştir. Yani değişiklik, dinin aslında değil; insanların şartlarına bakan teferruattadır.

2. Neden Peygamberimizden (sav) Sonra Yeni Bir Şerîat Gelmemiştir?

Hz. Peygamberin (sav) gelişiyle insanlık artık daha ortak bir seviyeye ulaşmıştır. Toplumlar, tek bir peygamberin getirdiği evrensel dersi alabilecek bir vaziyete gelmiştir. Bu yüzden İslâm şerîatı her asra ve her kavme yetecek şekilde gönderilmiş, artık ayrı ayrı peygamberlere ve ayrı ayrı şerîatlara ihtiyaç kalmamıştır. Son din tamamlanmış, son muallim gelmiş, insanlığa umumî ve kâfî bir yol gösterilmiştir.

3. Madem Şerîat Bir, O Hâlde Neden Mezhebler Vardır?

Çünkü insanlar yine de her bakımdan aynı seviyeye gelmemiştir. Yaşayış biçimleri, sosyal şartları, örfleri ve ihtiyaçları farklıdır. Bu yüzden dinin teferruatına dair bazı meselelerde farklı mezhebler ortaya çıkmıştır. Eğer bütün insanlar aynı eğitim seviyesinde, aynı hayat düzeninde ve aynı şartlarda yaşasaydı, mezheblerin birleşmesi mümkün olabilirdi. Fakat dünya hayatı buna uygun olmadığı için, mezheblerin bulunması tabiî ve hikmetli bir durumdur.

4. Gelecekte Ortak Bir Mezheb Anlayışı Mümkün Olabilir Mi?

Günümüzde insanların yaşam biçimleri ve hayat şartları; bilhassa teknoloji, ulaşım ve iletişim imkânlarının gelişmesiyle birçok yönden birbirine yaklaşmaktadır. Bu yakınlaşma, ileride Müslümanların fıkhî meselelerde daha ortak bir ilmî zeminde buluşmasına vesile olabilir. Ancak insanların örfleri, sosyal yapıları ve ihtiyaçları tamamen aynı hâle gelmediği için, mezheblerin büsbütün ortadan kalktığını veya kalkacağını söylemek doğru olmaz. Eğer insanlar sosyal hayatta büyük ölçüde ortak bir seviyeye gelse, o vakit mezheblerde daha geniş bir yakınlaşma düşünülebilir. İnşâallah ileride, ümmetin ihtiyaçlarını gözeten ehil bir ilmî heyetin rehberliğiyle, Müslümanlar arasında ihtilâfları azaltan ve ortak hareketi kolaylaştıran daha kuşatıcı bir fıkhî zemin oluşur.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 160.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız