RİSALE-İ NUR

23.03.2015

5405

Mahlukatın Dualara İştirakı

'Belki bütün mahlukat peygamberimizin duasına iştirak ederek; evet ya Rabbena istediğini ver biz de onun istediğini istiyoruz' diyorlar.

Mahlukatın Allah'ı zikir ettiğini biliyoruz. Fakat bekayı istediklerini peygamberimizin duasına iştiraklerini nasıl anlıyoruz.  Özellikle nebatat taifesinin?

24.03.2015 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sorunuzda bahsi geçen yer şu şekilde geçmektedir:

Belki bütün mahlûkat, onun duasına iştirak ederek, ‘Evet, ya Rabbenâ! İstediğini ver; biz dahi onun istediğini istiyoruz’ diyorlar.1

Burada “mahlukatın Peygamber Efendimiz’in (asm) duasına iştiraki” denince, onların insanlar gibi düşünüp cümle kurarak dua etmesi kastedilmiyor. Kastedilen şey, yaratılışları ve hâlleriyle o duayı desteklemeleridir.

Çünkü her varlık, Allah’ın verdiği bir görevle yaratılmıştır. Bir çiçek açar, güzel bir koku verir, sonra solar. Bir ağaç büyür, meyve verir, ardından yeni tohumlar bırakır. Yani dıştan bakınca fanî gibi görünür; fakat arkasında netice ve devam bırakır. İşte bu durum, onların “yok olup gitmek” değil, bir şekilde kalıcı netice vermek istediklerini gösterir.

Nebatât taifesini bu açıdan daha kolay anlayabiliriz. Meselâ küçücük bir tohum toprağa giriyor, sonra filiz oluyor, ağaç oluyor, meyve veriyor, yüzlerce yeni tohum bırakıyor. Demek ki o tohumun hayatı sadece birkaç gün görünüp kaybolmaktan ibaret değil. Bir devam, bir iz bırakma, bir meyve verme var. Bu da onların yaratılış halleri ile varlıklarını sürdürmek istediğini anlatır. Yani sözle değil, varoluş biçimleriyle bunu gösteriyorlar.

Buradaki “bekâ istemek” de insanın cenneti istemesi gibi bilinçli bir talep şeklinde anlaşılmamalıdır. Bitkilerde akıl ve şuurlu tercih yoktur. Fakat Allah onları öyle bir fıtratla yaratmıştır ki, hepsi varlıklarının boşa gitmemesine, bir netice vermesine ve görevlerinin devam etmesine bakar. Meyve vermeleri, tohum bırakmaları, türlerini devam ettirmeleri hep bunun işaretidir.

Peygamber Efendimiz’in (asm) duası ise sadece kendi şahsı için yapılan bir dua değildir. O dua, bütün kâinatın mânâsını, varlıkların yaratılış gayesini ve hepsinin boşa gitmemesini içine alan çok büyük bir duadır. Yani onun istediği şeylerde, sadece insanların değil, bütün varlıkların da payı vardır. Bu yüzden varlıklar, özellikle de bitkiler ve hayvanlar, kendi hâlleriyle o duaya sanki “Evet, biz de bunun gerçekleşmesini istiyoruz” demiş olur.

Kısacası, nebatâtın Peygamber Efendimiz’in (asm) duasına katılmaları; konuşarak değil, yaratılışlarıyla, vazifeleriyle ve ortaya koydukları neticelerle o duaya âmin demeleridir. Çünkü onların hayatı da gösteriyor ki, bu âlemde hiçbir şey sadece gelip geçmek için yaratılmamış; her şey daha kalıcı bir mânâya, bir neticeye ve bir hikmete hizmet ediyor.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 207


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız