Tasavvufta latîfe-i Rabbâniye, insanı insan yapan ve onun hakikatini oluşturan ruhanî cevher demektir. Bediüzzaman Hazreteleri risalelerinde latîfe-i Rabbaniyenin hangi ruhanî cevher olduğuna yönelik farklı isimler vermektedir. Ruh olduğunu söylediği gibi kalb olduğunu da ifade etmektedir. Hatta latîfe-i Rabbâniyenin kalbin içinde olduğunu da beyan etmektedir.
Latîfe-i Rabbaniye, insanın amellerini, tavırlarını ve maneviyatını hakikî bir hayat nuru ile canlandırır ve ışıklandırır. İman nurunun sönmesiyle de latîfe-i Rabbâniyenin mahiyeti söner.
Latîfe-i Rabbâniyenin, ruhun dört özelliğinden biri ve vicdanın dört unsurundan bir unsurudur. Latîfe-i Rabbâniyenin ana gayesi Yüce Allah'ı (cc) müşahede etmektir. Yani Allah'ın (cc) varlığına şehadet etmekle birlikte gayb âlemlerine karşı da açılan bir penceredir.
Müşahede; hiç bir şüphenin kalmamasıyla kalbin huzurundan ibaret olan haline denir. Bediüzzaman Hazretleri; bu hale hakiki ihlas ile ulaşılacağına şöyle dikkat çeker:
Îmân-ı tahkîkînin kuvvetiyle ve ma‘rifet-i Sânii netice veren, masnûâttaki tefekkür-ü îmânîden gelen lemeât ile, bir nevi‘ huzur kazanıp, Hâlik-ı Rahîm’in hazır ve nâzır olduğunu düşünüp, ondan başkasının teveccühünü aramayarak, huzurunda başkalarına bakmak ve başkalarından meded aramak, o huzurun edebine muhâlif olduğunu düşünmekle, o riyâdan kurtulup ihlâsı kazanır. 1
Kişi her an ve zamanda Allah'ın huzurunda olduğu edebiyle hareket etmesidir. Böylelikle Cibril Hadisi'nde zikredilen ihsan makamına yükselmesidir. Kuşeyrî, müşahede hakkında şunu nakleder:
Kesinti ve perde araya girmeksizin kalbinin üzerine tecelli nurları arka arkaya gelir. Şimşeklerin arka arkaya geldiğini farz ettiğimiz gibi. Kapkaranlık gecede ardı ardına şimşeklerin tevali etmesi, aralıksız çakması farz edilirse nasıl o gece güpegündüz oluyorsa öyle de kalpte de tecellinin devamlılığı sağlanırsa gündüzü uzar, artık hiç gece yoktur. Gece dahi artık parlak ve nurludur. Halbuki karanlığı halk için devam eder. Halk karanlığın karanlığındadır. Müşahede halindekilerin ise gece dahi gündüzün ışığında gibidir. 2
Hazret-i Üstad Rabbimizin üzerimize yağdırdığı marifet nurlarının kendisini müşahede edebileceğimiz tecellilerin çeşitli olduğunu hatırlatır. Müşahede halinde olan kişi bu nurlara her an aç ve açık haldedir. Asla ıskalamadan mazhar olmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 171.
Abdulkerim el-Kuşeyrî, er-Risale, trc. Ali Arslan, Arslan Yayınları, İstanbul, s. 128.

