İslam, akrabalık bağlarını korumaya ve Müslümanların birbirleriyle olan kardeşlik hukukuna büyük önem vermiştir. Bu sebeple sıla-i rahmi terk etmek, akrabalarla ilgiyi tamamen kesmek, kin ve düşmanlık beslemek ve haklı bir gerekçe olmaksızın Müslüman kardeşle üç günden fazla küs kalmak ağır şekilde yasaklanmıştır. Nitekim Abdullah b. Amr’dan nakledildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
Merhametliler, Rahman’ın merhamet ettiği kimselerdir. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin! “Rahim”, Rahman’dan bir bağdır. Kim onunla irtibatını sürdürürse Allah da onunla irtibatını sürdürür; kim de onu koparırsa Allah da o kimseyle ilişkisini koparır.1
Yine Ebu Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa akraba ile irtibatını sürdürsün...2
Sıla-i rahmi terk etmenin ne kadar ağır bir günah olduğunu göstermek için bazı hadislerde ise çok daha şiddetli ifadeler kullanılmıştır. Şöyle ki:
Akraba ilişkisini kesen cennete giremez.3
Üç kişi cennete giremez. Bunlar, devamlı içki içen, akrabaları ile ilgilerini kesen ve sihirbazlara inanan kimselerdir.4
Şu beş günah sahibi cennete giremez. Bunlar; devamlı içki içen, sihre inanan, akrabası ile ilgisini kesen, gaybden haber veren kahin ve yaptığı iyiliği başa kakanlardır.5
Benzer şekilde, haklı bir sebep olmaksızın Müslümanların birbirleriyle uzun süre küs kalmaları da yasaklanmıştır. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız ve haset etmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz. Bir Müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helal değildir.6
Ebu Davud’da geçen başka bir hadiste ise; Ebu Hüreyre radıyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir:
Müslümanın din kardeşine üç günden fazla küs durması helal olmaz. Kim Müslüman kardeşini üç günden fazla terk eder ve o hal üzere ölürse cehenneme girer.7
Ebu Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Bir mü'minin, din kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helal değildir. Üç gün geçmişse onunla karşılaşıp selam versin. Eğer selamını alırsa her ikisi de sevapta ortak olurlar. Yok eğer selamını almazsa almayan günaha girmiş olur. Selam veren ise küs durmaktan çıkmış olur.8
Ebu Eyyub radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Bir Müslümanın, din kardeşini üç gün üç geceden fazla terk edip küs durması helal değildir: İki Müslüman karşılaşırlar, biri bir tarafa, öteki öbür tarafa döner. Halbuki o ikisinin en iyisi önce selam verendir.9
Herhangi bir haklı gerekçeye bağlı olmaksızın Müslüman kardeşiyle küs duran ve bu tutumunda ısrar ederek küs olduğu halde ölen kimsenin cehenneme girmeye müstehak olduğu açık bir şekilde ifade edilmektedir. Tabiatıyla Allah Teala o kulunu dilerse affeder, dilerse bağışlamayıp cehenneme koyar. Ancak işlemiş olduğu hata, kendisini cehennemle burun buruna getiren büyük bir kusurdur.
Hadislerde geçen “cennete giremez” ve “cehenneme girer” gibi ifadeler de bu günahın son derece ağır olduğunu bildiren tehdit ifadeleridir. Ehl-i sünnet anlayışına göre, büyük günah işleyen fakat o günahı helal kabul etmeyen bir Müslüman, sırf bu günahı sebebiyle kâfir olmaz. Onun ahiretteki durumu Allah’ın dilemesine bağlıdır. Allah dilerse affeder, dilerse günahı sebebiyle cezalandırır.
Alimler “Akrabalık bağlarını kesen cennete giremez.” hadisindeki ifadeyi de bu çerçevede açıklamışlardır. Buna göre günahı helal kabul etmeyen kimse, cennete ilk giren ve azaptan tamamen kurtulan kimselerle birlikte doğrudan cennete giremez; Allah’ın affına mazhar olmazsa günahı sebebiyle cezalandırılır. Fakat eğer bir kimse Allah'ın farz kıldığı akrabalık bağını kesmeyi "önemsiz" görür veya bunu helal kabul ederse, dinden çıkmış sayılacağı için cennetten mahrum kalır, demişlerdir.
Bu sebeple en doğru ve güzel yol, kalpte akrabalara ve Müslümanlara kin tutmamak, hatırlanan dargınlıkları gidermek, akraba ile alakayı imkân nispetinde sürdürmek ve varsa kusur için tövbe etmektir.
Tirmizi, Birr, 16
Buhari, Edeb, 85
Müslim, Birr, 19; Buhari, Edeb, 11
Ahmed ibni Hanbel, Müsned. No 199587 4/339
Ahmed ibni Hanbel, Müsned. No 11122, 3/14
Buhari, Edeb 57, 58, 62; Müslim, Birr 23, 24, 28, 30-32. Ayrıca bk. Ebu Davud, Edeb 47; Tirmizi, Birr 24; İbni Mace, Dua 5
Ebu Davud, Edeb 47
Ebu Davud, Edeb 47
Buhari, Edeb 62, İsti'zan 9; Müslim, Birr 23, 25, 26. Ayrıca bk. Ebu Davud, Edeb 47; Tirmizi, Birr 21, 24; İbni Mace, Mukaddime 7

