Öncelikle şunu hatırlatmak gerekir ki, mantıkta ve hukukta temel bir ilke vardır: İddia sahibi iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla "Kur'an değiştirilmiştir." diyen kişinin bunu delilleriyle ortaya koyması gerekir. Bu iddiayı duyan insanların ise, hiçbir delil sunulmadan ortaya atılmış bir iddiayı çürütmek zorunda olduğu düşünülemez.
Bu Nedenle Böyle Bir İddiada Bulunan Kişiye Öncelikle Şu Sorular Yöneltilmelidir:
Kur'an tam olarak ne zaman değiştirilmiştir? Kim değiştirmiştir? Hangi ayet veya sure değiştirilmiştir? Bu değişikliğe dair tarihi delil nedir? O dönemde yaşayan ve Kur'an'ı ezbere bilen binlerce sahâbî bunu neden fark etmemiştir? Eğer fark ettilerse neden hiçbir itiraz kayıtlara geçmemiştir? Yok eğer fark etmediler deniliyorsa, Kur'an'ı baştan sona ezberleyen sahâbîlerin tamamının aynı anda yanılması nasıl açıklanacaktır? Daha da önemlisi, Hz. Ali (ra) başta olmak üzere Hz. Osman'dan (ra) sonra halife olan sahâbîler neden bu sözde tahrifi düzeltmemiştir?
Bu soruların hiçbirine makul ve tarihi bir cevap verilemediği sürece, "Kur'an değiştirilmiştir." iddiası sadece ispatsız bir iddiadan, yani bir safsatadan ibaret kalacaktır.
Ayrıca, "Peygamber Efendimiz (sav) döneminden elimizde mushaf yok." şeklindeki söylem de tek başına hiçbir şeyi ispatlamaz. Çünkü bir eserin günümüze ulaşan en eski nüshasının, yazıldığı döneme değil 10-15 yıl sonrasına ait olması tarihi metinler açısından son derece muazzam bir durumdur. Hz. Peygamberin (sav) vefatından sonra aradan yaklaşık 10-15 yıl gibi çok kısa bir süre geçmişken yazılmış Kur'an mushaflarının günümüze kadar ulaşmış olması, Kur'an'ın korunmuşluğu açısından büyük bir delildir.
Nitekim dünyaca meşhur Birmingham Mushafı üzerinde yapılan paleografik ve radyokarbon incelemeleri, yapraklarının Hz. Peygamber (sav) dönemine veya ona çok yakın yıllara ait olduğunu göstermektedir. Birmingham Üniversitesi'nin Hristiyanlık ve İslâmiyet dalı öğretim üyelerinden Prof. David Thomas şöyle demiştir:
Bu kitabı yazmış olan şahsın o dönemde yaşamış, İslam Peygamberini görmüş, hadislerine tanıklık etmiştir.1
Bu mushafın içerdiği ayetler bugün okuduğumuz Kur'an ile birebir aynıdır. Aynı şekilde Topkapı, Semerkant ve diğer erken dönem mushafları da günümüzde okunan Kur'an metniyle esas itibarıyla örtüşmektedir. Eğer gerçekten Kur'an'da büyük çaplı bir değişiklik yapılmış olsaydı, bu erken dönem nüshalarında bunun açık izlerinin bulunması gerekirdi. Fakat tarihi veriler bunun tam tersini göstermektedir.
Peki, Kur'an Neden Hz. Peygamber (sav) Hayattayken Tek Cilt Halinde Kitaplaştırılmadı?
Bunun en önemli sebebi vahyin henüz tamamlanmamış olmasıdır. Kur'an yaklaşık yirmi üç yıl boyunca parça parça nazil olmuştur. Bir ayet indikten sonra bazen başka bir ayet geliyor, bazen de yeni inen ayetin hangi surenin neresine yerleştirileceği bizzat Hz. Cebrâil'in talimatıyla Peygamber Efendimiz (sav) tarafından bildiriliyordu. Dolayısıyla vahiy devam ederken son hali henüz oluşmamış bir metni tek cilt halinde toplamak doğru olmazdı. Her yeni ayet geldiğinde sürekli değiştirmek gerekecekti ve kitap haline getirmek şimdiki gibi kolay değildi.
Bununla birlikte Kur'an yazıya geçirilmemiş de değildi. Hz. Peygamberin (sav) vahiy kâtipleri inen ayetleri deri, ince taş levhalar, kürek kemikleri ve hurma dalları gibi yazı malzemelerine kaydediyorlardı. Aynı zamanda çok sayıda sahâbî Kur'ân'ı tamamen ezberlemişti. Yani Kur'an hem yazılı hem de sözlü olarak muhafaza ediliyordu. Hz. Peygamberin (sav) vefatından sonra vahiy sona erince artık metnin son şekli kesinleşmiş oldu.
Hz. Ebû Bekir (ra) döneminde Yemâme Savaşı'nda çok sayıda hâfız sahâbînin şehit olması üzerine, Hz. Ömer'in (sav) teklifiyle Kur'an tek mushaf hâlinde toplandı. Bu görev, vahiy kâtibi olan Zeyd b. Sâbit'e verildi. Son derece titiz bir yöntem izlendi, sadece ezber yeterli görülmedi, yazılı nüshalar da getirildi ve şahitlerle doğrulandı. Böylece Kur'an mushaf hâline getirildi.2 (Bu süreçte Kur'an'ın kasıtlı değiştirildiğini söylemek aynı zamanda sahâbîlere iftira atmaktır.)
Hz. Osman (ra) döneminde ise yeni bir Kur'an yazılmadı. Yapılan işlem, Hz. Ebû Bekir (ra) döneminde toplanan mushaf esas alınarak çoğaltılması ve farklı bölgelere gönderilmesiydi. Bunun sebebi, İslam coğrafyasının genişlemesiyle birlikte lehçe farklılıklarından kaynaklanan okuma ihtilaflarını önlemekti. Dolayısıyla Hz. Osman'ın (ra) yaptığı iş, -haşa- Kur'an'ı değiştirmek değil, mevcut metni standartlaştırıp çoğaltarak bütün İslam beldelerine ulaştırmaktı.
Rum Suresi İddiası
Kur'an'ın değiştirilmiş olabileceğini öne sürerek özellikle Rum suresindeki Bizans'ın yeniden galip geleceğine dair haberin sonradan eklendiği iddiası tarihi gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Çünkü bu ayet nazil olduğunda Bizans ağır bir yenilgi yaşamıştı ve müşrikler bunu Müslümanlara karşı propaganda malzemesi yapıyordu. Hatta rivayetlere göre Hz. Ebû Bekir (ra), bu ayetlerin doğruluğuna güvenerek müşriklerle bu konuda iddiaya girmişti. Bu olay, ayetin zafer gerçekleşmeden önce bilindiğini açıkça göstermektedir. Eğer ayet sonradan eklenmiş olsaydı, böyle bir hadisenin yaşanmış olması mümkün olmazdı.3
Üstelik Kur'an'ın korunmuşluğunu değerlendirmek sadece Rum Suresi üzerinden yapılabilecek bir mesele değildir. Kur'an'da modern dönemde anlaşılan pek çok bilimsel olayda geçmektedir. Evrenin genişlemesi4, atmosferden haber vermesi5, bulutların büyük ağırlıklara sahip olması6 ve demirin indirildiği7 yönündeki ayetler bunlardan bazılarıdır. Bu ayetlerin yorumları konusunda farklı görüşler bulunabilse de, metnin asırlar boyunca değişmeden günümüze ulaştığı gerçeği değişmemektedir. Eğer Kur'an gerçekten insanlar tarafından sürekli değiştirilen bir kitap olsaydı, hem erken dönem mushaflarının günümüz metniyle bu derece uyumlu olması hem de asırlardır dünyanın dört bir yanında aynı metnin okunması açıklanamazdı.
Sonuç olarak: Kur'an değiştirilmiştir iddiası tarihi delillerle desteklenmiş bir iddia değil, ispatsız bir iddiadır ve uydurmadır. Buna karşılık Kur'an'ın hem yazılı nüshalarla hem milyonlarca hâfızın ezberiyle korunmuş olması, erken dönem mushaflarının günümüzdeki metinle uyum göstermesi Kur'an'ın aslını muhafaza ettiğini gösteren delillerdendir. Bu bağlamda, iddia sahiplerinin önce somut delillerini ortaya koymaları gerekmektedir. Aksi halde ileri sürdükleri sözler, tarihi ve ilmi değeri olmayan asılsız bir iddiadan öteye geçmez.
https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/07/150722_en_eski_kuran_1
Mehmet Emin Maşalı, "Mushaf", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2020, c. 31, s. 244-248.
Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi, c.6, s. 395-398.; Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları, c. 1, s. 49-51.
Zariyat, 51/47. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/evrenin-genislemesi
Enbiya, 21/32. https://tua.gov.tr/tr/blog/dunya/dunya-nin-atmosferi-ve-katmanlari
Araf, 7/57. https://tr.meteorologiaenred.com/bir-bulutun-ağırlığı-ne-kadardır
Hadid, 57/25. Süleyman Gezer, “Enzelna El-Hadid” [El-Hadid 57/25] İfadesinin Tercüme Ve Yorumları Üzerine Bazı Değerlendirmeler’’, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. V, sayı, 10, 2006, s. 100.

