Bağış Yap

Muhtelif Meseleler

09.10.2026

İyiliği Emretmek ve Kötülükten Sakındırmak Farz mıdır? İslam’a Davet Etmenin Ölçüleri Nelerdir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Emr-i bi’l-ma‘ruf ve nehy-i ani’l-münker nedir? Nasıl yapılır? Farz mıdır? Farz ise iletişim kurduğumuz her insanı İslam’a davet etmeye çalışmamız gerekir mi? Yapmazsak sorumluluğumuz nedir?

09.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Emr-i bi’l Ma‘ruf iyiliği emretmek, tavsiye etmek ve yaygınlaştırmak; Nehy-i ani’l-Münker ise kötülüğü men‘ etmek, yasaklamak ve yaygınlaşmasını engellemek demektir. Bu kavram Kur’an’dan alınmış bir kavramdır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

O halde içinizden, hayra da‘vet eden ve iyiliği emredip kötülükten men‘eden bir topluluk bulunsun! Ve işte kurtuluşa erenler, ancak onlardır.1

Ayetten de anlaşılacağı üzere Rabbimiz, kurtuluşun iyiliğe davette ve kötülüğü yasaklamakta olduğunu ifade ediyor. Bunun için de ümmetin içinde bu vazifeyi yapacak bir topluluğun olmasını emrediyor. Peygamber Efendimiz (sav) ise şu hadis-i şerifiyle Müslümanları bu hayra teşvik etmektedir:

Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen, iyiliği emretmeyen ve kötülükten sakındırmayan bizden değildir.2

Bu hadis-i şeriften anlaşılan, iyiliği emretmek ve kötülükten uzaklaştırmanın Peygamber Efendimizin (sav) ahlakı olduğudur. Müslüman, yapabildiği kadarıyla bu ahlak ile ahlaklanmalı; iyilikleri yaşamakla, anlatmakla yaygınlaştırmalı ve kötülüklerden kaçınmakla, insanlara kötü neticelerini anlatmakla insanları sakındırmalıdır.

Bu Vazife Nasıl Yapılmalı?

1- Allah’ın Adı İle Yapmak

Bu görevi omuzuna alanlar, her şeyden önce Allah'ın adı ile bu vazifeyi yapmalılar. Allah'ın adı ile yapmak demek, kendi şahsi gücüne ve bilgisine güvenmeden, bu görevde eğer Allah'ın yardımı olmazsa başarılı olamayacağını bilmek; O'na güvenmek ve dayanmaktır. O'ndan yardım istemektir. Bu konuda en güzel örnek Peygamber Efendimiz (sav)’dir. Her işinde Allah'tan yardım isteyen Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

Bismillah ile başlanmayan her anlamlı iş, bereketsiz ve sonuçsuzdur.3

Evet, Allah'ın emir ve yasaklarını anlatırken elbette insanın yapması gereken ilk şey, Allah’ın gücünü ve kudretini arkasına almaktır. Bu sırrı yakalayan bir insan ya muvaffak olur, çok büyük bir hayır elde eder ya da netice almasa bile gayretinin karşılığını alır.

2- Davranışla Anlatmak

Her şeyden önce iyiliği anlatmak, iyiliği yaşayıp davranışlarımızla göstermekle; kötülüğü anlatmak ise kötülüğü yaşamamak ve ondan uzak durmak ile olmalıdır. Çünkü insanlar bizim ne anlattığımızdan ziyade ne yaptığımıza bakarlar. Sigara içen birinin başkalarına sigaranın zararlarını anlatması ne kadar etkili olabilir acaba!? Onun için Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şu çarpıcı ifade ile ortaya koyar:

Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez.4

Bu sözden de anlaşılacağı üzere kendisini düzeltemeyen, doğruyu yaşayamayan birisi doğruyu anlatsa da çoğu zaman etkili olamaz. Sözlerimizin etkili olmasını, insanlara iyiliği anlatıp kötülükten sakındırmayı istiyorsak her şeyden önce iyiliği kendimiz yaşamalı ve kötülüklerden kaçınmalıyız.

3- Bilgili Olmak

İnsanlara iyiliği emredip kötülüklerden sakındırmadan önce insanın bu konuda iyi bir eğitim alması şarttır. Çünkü bilmeyenlere bir şeyleri ancak bilenler anlatabilir. Rabbimiz bu konuda bizi okumaya ve ilim öğrenmeye teşvik etmektedir.5 Bilenlerin bilmeyenlerle aynı seviyede olmadığını ifade ederek bizi öğrenmeye sevk etmektedir.6 Eğer iyiliği emretme ve kötülükten sakındırmak gibi bir amacımız varsa her şeyden önce İslami ilimler alanında yetkinliğimiz olmalıdır. Bununla beraber günümüz biliminin de geldiği nokta göz önünde bulundurulup muhataba göre bazı bilim dallarında da, yetkinliğimiz olmasa bile bazı konulardan haberdar olmalıyız. Dolayısıyla her şeyden önce bir Müslümanın anlatacağı konuya hakim olması çok ama çok önemlidir. Aksi halde yarım yamalak bilgilerle insanlara iyiliği anlatmak şöyle dursun, kötülüğe yönlendirme durumuyla da karşılaşılabilir.

4- Muhatabı İyi Tanımak

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor:

İnsanlara anlayışlarına göre söz söyleyiniz.7

Dolayısıyla öncelikle bir şeyler tebliğ edeceğimiz muhatabımızı iyi tanımalıyız. Hangi görüşte olduğu, neyi savunduğu, ilgi alanlarının ne olduğunu bilirsek muhataba ulaşmak daha rahat olur ve karşılıklı anlayış meydana gelir. Aksi halde farklı dili konuşan insanların birbirleri ile anlaşamaması gibi bir durum ortaya çıkar ki bu, muhatabın iyiliği anlamasını sağlamadığı gibi kötülükte sabit kalmasına bile sebep olabilir.

Emr-i bi’l Ma‘ruf ve Nehy-i ani’l-Münker Farz mıdır?

İslami kaynaklar, iyiliğin hakim kılınması ve yaygınlaştırılması, kötülüğün önlenmesi, bu şekilde faziletli bir toplumun oluşturulması ve yaşatılması için gösterilen faaliyeti, Kur’an ve hadislerdeki kullanıma uygun olarak emir bi’l-ma‘ruf nehiy ani’l-münkerin kitap, sünnet ve icma ile farz olduğunu söylemişlerdir.8 Çünkü Rabbimizin bizi bu dünyaya göndermesinin amaçlarından birisi de dünya hayatını huzurlu ve rahat bir şekilde yaşamamızdır. Bunun için insan ancak iyiliğin hakim olduğu, kötülüklerin olmadığı veya az olduğu bir ortamda hem kulluk vazifelerini rahatlıkla yerine getirir hem de psikolojik ve fizyolojik sağlığını koruyup mutlu olabilir. Bu ise ancak kötülüklerden insanları uzaklaştırmak ve iyilikleri yaygınlaştırmakla olabilir.

Uygun zaman ve zemin oluştuğunda, bu konuda yetkinliğimiz varsa, yukarıda sıraladığımız şartlara uygun bir şekilde elbette insanları hakka ve hakikate çağırmalıyız. Böyle bir durumda vazifemizi yapmadığımız zaman elbette bir sorumluluk ortaya çıkacaktır. Ancak bu konuda uygun şartlar oluşmamışsa, bizim yeterliliğimiz yoksa ve bundan dolayı muhatap daha kötü bir hale girecekse, kendisi de dinlemek ve ders almak gibi bir niyeti yoksa ve kendisini iletişime kapatmışsa, doğru kişinin doğru zamanda emir bi’l-ma‘ruf nehiy ani’l-münkeri yapması daha doğru olacaktır. Bundan dolayı inşallah bir sorumluluk olmaz.

Kaynakçalar
  1. Al-i İmran, 2/104.

  2. Tirmizi, Birr 15

  3. Süyuti, el-Fethü’l-kebir, II, 303.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 93.

  5. Alak, 96/1

  6. Zümer, 39/9

  7. Buhari, İlim, 49

  8. Mustafa, Çağrıcı,e Emir bi’l-Ma‘ruf Nehiy ani’l-Münker, TDV İslam Ansiklopedisi, Ankara 1995, Cilt. 11, s. 138-140.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız