Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

2891

"Mü’minler mabeyninde husumet ve adavet bir seyyiedir. O seyyie içinde kalb, ve ruhu sıkıntılarla boğacak bir azab-ı vicdaniyi, alicenap ruhlara hissettirir" Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bu ifadeye göre namaz kılmayan veya fasık olan biri de beslediği kin ve düşmanlık yüzünden ruhunda bir sıkıntı hissedebilir mi?

03.11.2026 tarihinde soru cevabı güncellenmiştir.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:

Mü’minler mabeyninde husumet ve adavet bir seyyiedir. O seyyie içinde kalb, ve ruhu sıkıntılarla boğacak bir azab-ı vicdanîyi, âlîcenap ruhlara hissettirir. 1

Sorunuzdaki “Namaz kılmayan veya fasık olan biri de beslediği adaveti ruhunda hissedebilir mi?” kısmına “Evet, hissedebilir.” şeklinde cevap vermek mümkündür. Çünkü buradaki ifade, “bu azab-ı vicdanîyi yalnız namaz kılan veya günahlardan uzak duran insanlar hisseder” şeklinde anlaşılacak bir ifade değildir; genele bakan ve herkesi ilgilendiren bir ifadedir.

Bediüzzaman Hazretleri’nin cümlesinde dikkat çeken nokta, “alicenap ruhlar” kaydıdır. Demek ki müminler arasındaki husumet ve adavet/düşmanlık, insanda vicdani bir sıkıntı doğurabilir; ancak bu sıkıntının hissedilmesi ve derecesi, vicdanın hassasiyetine ve ruhun letafetine göre değişebilir.

Sorunuzdaki namaz kılmayan veya fasık olan kimse için şöyle bir değerlendirme yapmak daha sağlıklı olacaktır: Bir kimsenin vicdanı bütünüyle sönmemişse, beslediği düşmanlığın yanlışlığını içinde duyabilir. Bu hal pişmanlık, iç daralması, huzursuzluk ya da karşısındakini incitmiş olmanın verdiği manevi sıkıntı şeklinde kendini gösterebilir. Ayrıca günahkar olmak, vicdanın tamamen yok olduğu manasına gelmez. Ancak günahların devamlı işlenmesi ve kötü alışkanlıklar vicdanın sesini zayıflatabilir. Bu hususta Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları şeyler kalplerinin üzerine pas olmuştur.2

Yukarıdaki ayete göre insan, yaptığı yanlışı zamanla sıradan görmeye başlayabilir. Bir süre sonra ise günah işlediğinde hiç aldırış etmeyecek bir dereceye gelebilir. Bediüzzaman Hazretleri de bu hususu destekler mahiyette şöyle buyurmuştur:

Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. 3

Yukarıdaki ifadeye göre insan günah işledikçe kalbi bundan zarar görür. Günah devam ettikçe kalpte manevi bir kararma ve katılaşma meydana gelir. Böylece insan, yaptığı yanlışlardan eskisi kadar rahatsız olmamaya başlar. Tövbe etmez ve günahta ısrar ederse kalbin hakikati kabul etmesi zorlaşır; imanın nuru da bundan büyük zarar görür. Bu sebeple bir kimsenin beslediği kin ve adavet karşısında hiçbir rahatsızlık hissetmemesi, o tavrın doğru olduğunu göstermez. Çoğu zaman bu, vicdanın hissizleşmesi veya körelmesiyle alakalıdır.

Öte yandan namazında kusuru bulunan bir kimse de bazı hususlarda ince ruhlu ve hassas vicdanlı olabilir; bu yüzden beslediği düşmanlıktan dolayı büyük bir sıkıntı duyabilir.

Sorunuzda geçen kısımda “Mü’minler mabeyninde” denildiği için mesele yalnızca psikolojik bir huzursuzluk değil, aynı zamanda iman kardeşliğine zıt bir davranışın manevi ağırlığıdır. Namazdaki kusur veya başka bir fısk, kişinin müminlerle arasındaki kardeşlik hukukunu ortadan kaldırmaz.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 16

  2. Mutaffifîn, 83/14.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 4

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (1)

Allah razı olsun teşekkur ederim

02.03.2017

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız