Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

19.09.2026

Bediüzzaman Hazretlerinin Nazarında Isparta’nın Önemi Nedir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bediüzzaman Üstadımız neden Isparta’da hizmetine devam etmiş? Isparta'nın özelliği nedir? Bir de ilk yazılan Risale ve diğer risalelerin telif tarihleri nelerdir?

19.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Hazretleri, asrın en büyük manevi hastalığının iman zaafiyeti olduğunu fark etmiş ve buna karşın asrın ihtiyaçlarına uygun, Müslümanların imanlarını fikren ve ilmen takviye edecek bir eğitim modeli gerçekleştirmek istiyordu. Bu düşünceden hareketle Doğu Anadolu’da, kendisinin “Medresetüzzehra” ismini verdiği ve Osmanlı’nın son devrinde üç eğitim kurumu olan medrese, mektep ve tekkeyi birleştirerek bir üniversite kurmayı amaçlıyordu. Bu projenin temelleri 1914’te Van Gölü kıyısında atılmış olsa da I. Dünya Savaşı ve Hz. Üstad'ın sürgün hayatı nedeniyle maddi olarak tamamlanamadı. Bediüzzaman Hazretlerinin projesi maddi anlamda bir okul halinde tamamlanamasa da Cenab-ı Hakk'ın takdiri ve ihsanı ile “Medresetüzzehra” projesi zamanla vatanın dört bir tarafında talebeleri bulunan geniş bir okul haline geldi. Temelinde Kur'an'ın hakikatli bir tefsiri olan Risale-i Nurların olduğu bu manevi eğitim okulunda Isparta, merkezi bir konum haline gelmiştir. Zira Bediüzzaman Hazretlerinin gaye-i hayalim dediği bu projesi evvela Isparta'da kökleşmeye başlamıştır.

Isparta'nın ve “Medresetüzzehra” projesinin Hz. Üstad nazarındaki kıymet ve ehemmiyeti, "Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak" isimli eserde şu şekilde ifade edilmektedir:

Hazret-i Üstad, projesinin asıl temelini oluşturan fen ve din ilimlerini mezc ederek asrın insanlarına hitab eden bir üslubla ders verme niyetini, Kur’an’dan gelen ilhamlarla te’lif ettiği Risale-i Nur Külliyatı ile başarmış oldu. O maddi medrese, adeta manen genişleyerek bütün vatan sathına yayıldı. Üstelik Risale-i Nur’daki dersler yalnız medrese ehli olan yüksek tabakaya değil, bütün halk tabakalarına hitab eder bir tarzda nasib olmuştu. Bu kuvvetli iman dersinin verildiği medrese ise başta Isparta olarak bütün Anadolu’ydu. Isparta Vilayeti ise, Risale-i Nur’un en birinci te’lif ve neşir merkezi olması ve Isparta’nın kahraman talebelerinin bu iman nurlarının dünyaya neşredilmesindeki olağanüstü gayret ve muvaffakiyetleri sebebiyle, Üstad’ın nazarında, yıllardan beri hayalini kurduğu Medresetüzzehra hükmüne geçmişti. Hazret-i Üstad Kastamonu’dan yazdığı mektublarında bu düşüncesini mükerrer defa şöyle dile getiriyordu:

“Eski Said çok zaman Medresetüzzehra’yı gaye-i hayal ederek çalışmış. Cenab-ı Hak kemal-i merhametinden, Isparta’yı o Medresetüzzehra hükmüne getirdi. Ve nahiyemiz olan küçücük Isparta’nın mahdud akraba ve ahbab yerine, mübarek Isparta Vilayetini verip binler kardeşi ihsan eyledi.”1

Cenab-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki: Isparta Vilayetini, eskiden beri bir gaye-i
hayalim olan bir Medresetüzzehra, bir Camiü’l-Ezher yapmış.”
2

“Bu defa beni çok mesrur eden ve şükre sevk eden ve bu sıralarda hasıl olan endişemi izale eden ve Isparta Vilayeti manevi Medresetüzzehra olduğunu ve Isparta şakirdleri sebatta ve sadakatta her yere faik (üstün) olduklarını gösteren, Risale-i Nur erkanlarından üç-dört mektub ve o mektubda isimleri bulunan has kardeşlerimin Risale-i Nur’a hizmet ve kalemleriyle yardım cihetinde bize gösterdikleri fedakarane ulüvv-i cenab, böyle bir zamanda ve böyle bir mevsimde gayet parlak bir inayet-i Rabbaniye olduğuna kanaatimiz var.”3

Hazret-i Üstad, Isparta’nın Medresetüzzehra namını alarak Risale-i Nur’la imana yaptığı hizmetten dolayı eski zamandaki Şam-ı Şerif gibi, Mısır’daki Camiü’l-Ezher Medresesi gibi bir mübarekiyet kazandığını söylüyor ve şöyle devam ediyordu:

“Bu vilayette, imanın kuvveti lakaydlığa ve ibadetin iştiyakı sefahete hakim olmasını ve umum vilayetlerin fevkinde (üstünde) bir meziyet-i dindaraneyi Risale-i Nur bu vilayete kazandırdığından…”4

Isparta’nın kazandığı bu harika meziyetten dolayı Üstad, Isparta Kahramanları’nı sair talebelerine örnek gösterdiği gibi Isparta Vilayetini de diğer vilayetlere örnek gösteriyordu. Denizli’ye ikinci bir Isparta, İnebolu’ya Küçük Isparta namlarını veriyordu. Bunu gören Kastamonu Talebeleri de Isparta’ya yazdıkları bir mektublarında, Isparta’ya benzeme arzularını şöyle dile getirmişlerdi.

“Biz bu havalideki (Kastamonu’daki) Risale-i Nur Talebeleri namına sizlere pek çok selam ile beraber, arz-ı şükran ediyoruz. Ve sizlere ebeden minnetdarız ki, muktedir ve parlak kalemlerinizle bizleri hem uyandırdınız hem yardım ettiniz. Bu vilayeti (Kastamonu’yu), nurani kalemlerinizle inşaallah Isparta’ya benzettireceksiniz.”5

Aziz Üstad’ın Risale-i Nur’da yer alan bu gibi pek çok ifadesinde, Risale-i Nur’a
membalık yapmış olan Isparta’yı gayet şuurlu bir şekilde Nur Hizmeti’nin merkezine koyduğu ve bütün talebelerinin nazarlarını Isparta’ya doğru çevirmeyi arzuladığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde, pek çok merkezde devam etmekte olan Nur Hizmeti, bir merkez etrafında toplanarak Isparta modeli üzerinde birlik sağlanmış oluyordu.
6

Risalelerin telif zamanları için lütfen bakınız:

Risalelerin Telif Tarihleri

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 265.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 298.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 308.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 177.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 162.

  6. Heyet, Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru’l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 2 s.633-635.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız