Buğzetmek konusunda temel referans; bir kötülük karşısında Allah için buğzetmektir. Konuyla ilgili bir hadis-i şerifte Allah Resulü (sav) şöyle buyurmuştur:
Kişi, “Allah için sever, Allah için buğz eder, Allah için verir, Allah için engel olursa imanını olgunlaştırmış, kemale erdirmiştir.1
Yine diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.”2
İslâm âlimleri, genel anlamda, kötülükleri el ile değiştirmenin yöneticilerin, dil ile değiştirmenin âlimlerin; kalp ile düzeltmenin de bunlara güç yetiremeyen zayıfların, avamın görevi olduğunu söylerler. Böylece, her seviyedeki Müslüman'a düşen bir vazifenin bulunduğu ortaya çıkmış olur. Bununla beraber, her seviyedeki insan, bunların hangisine güç yetirirse onu yerine getirir de denilmiştir.
Esasen, karşılaşılan her bir günaha buğzedilmelidir. Ancak bu buğz, günahın veya çirkin davranışın bizzat kendisine yönelik olmalı, günahkâra karşı olmamalıdır. Zira insan, günah işlemeye müsait bir vaziyettedir ve bu durum onun için bir imtihan vesilesidir. Ayrıca günahından tövbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibidir.
Bir kötülük/günah karşısında buğz duygusu hissedememek kişiyi küfre düşürmez. Lâkin buğz etmemiz gereken yerde vazifemizi terk etmiş oluruz. Ancak Allah’ın haram kıldığını helal saymak gibi çok daha ciddi durumlar insanı küfre düşürebilir.
Haramlara ve günahlara karşı buğzetme konusunda kalbî hassasiyetimizi şu yollarla güçlendirebiliriz:
İbadete ciddi devam etmek.
Kur’an okumak ve manasıyla meşgul olmak.
Hayatımızda zikir ve tesbihe yer vermek.
Takvalı yaşamak ve amel-i sâlih konusunda elimizden gelen gayreti göstermek.
Ebû Dâvûd, Sünne, 15.
Müslim, Îmân, 78.

