Risalet-i Ahmediye ve Nübüvvet-i Muhammediye; ikisi de peygamberimizin peygamberliğini anlatan terkiplerdir. Risalet de nübüvvet de peygamberlik demektir. Şu kadar var ki risalet, rasullüğü yani kitap verilen peygamberliği; nübüvvet ise nebiliği yani kitap verilmeyen peygamberliği anlatır.
Hakikat-ı Muhammediye: Peygamberimizin insanlığını, güzel ahlakını, peygamberliğini, miraca giderken Cebrail (as) dahil bütün varlıkları arkasında bırakıp rabbi ile görüşen yüceliğini, meleklerden ve diğer peygamberlerden üstünlüğünü, bütün varlıkların övünç kaynağı olan ve kainatın onun hürmetine yaratılan Allah katındaki en yüce makamını anlatan bir terkiptir. Bu terkip efendimiz (a.s.m)'ın en geniş tanımını ve makamı olan son peygamberliğin ne olduğunu en güzel şekilde ifade eder. Bu kavram ile efendimizin varlığı ile birlikte meydana gelen bütün güzellikler ifade edilir. Bu konuda Cenab-ı Hakk Kur'ân'da şöyle der;
(Ey Resûlüm!) (Biz) seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.1
Alemlerle özellikle de akıl sahiplerine rahmet olarak gönderilmesi Hazreti Peygamber'in hakikatine işarettir. İşte bu umumi rahmet oluş Hakikat-ı Muhammediye(a.s.m) olarak kavramsallaştırılmış. Nasıl ki gök yüzündeki güneşin varlığı dünyamıza çok farklı yönlerden fayda sağlar; bunun gibi de efendimizin de peygamberliği bir güneş gibi tüm alemlere faydası farklı farklıdır. İşte bu farkları zihne getirmek içi bu kavram kullanılmış. Yine Risale-i Nur'lardaki bağlamlardan hareketle bu kavramın çağrıştırması gereken manalar şöyle sıralanabilir;
Alemin yaratılış sebebi ve neticesi olması.
Hayatın hayatı.
Kâinatın hayatı.
En geniş manada ism-i azama mazhariyet.
Bütün ruh sahiplerinin nuru.
Kâinatın çekirdeği ve en olgun meyvesi.
Onun varlığı ile alemler manen nurlanır ve şenlenir.
Kâinattaki hakikatın temeli olması.
Cenab-ı Hakkın her yerde asıl güç ve kudret sahibi oluşunun bir tebliğcisidir.
Şu koca kâinatın nedeni ve yaratılışın niçinini en güzel şekilde ifade etmesi.
İlahî lütuf ve rahmetin en güzel misali olması.
İlahî şefkat ve muhabbetin en güzel dili.
Ebedi hayatın ve saadetin müjdecisi olması.
İşte bütün bunların ve daha fazlasınını kâinatı istila etmişçesine her yere nüfuz etmesi onun hakikatinin ne olduğunu bizlere ifade eder.2
Bu maddeler ışığında Hazreti Muhammed(a.s.m)'a bakıldığında hakiki kıymeti ve manası anlaşılacaktır. Bizim de nasıl bir peygamberin ümmeti olduğumuz gerçeği açığa çıkacaktır. Bugün bir takım insanların Allah Rasulü(a.s.m.)'a; o da insan ben de insanım demelerine karşı şu parlak hakikatleri nazara alıp itibar etmemeliyiz. Evet o da insan ama onun hali şu şiirin ifadesiyle daha net anlaşılır;
Muhammed'ün beşerün ve leyse kel-beşeri, bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü kel-haceri3)
"Muhammed(a.s.m.) elbette beşerdir lakin sıradan bir beşer gibi değildir; taşlar içinde yakut ne ise insanlar arasında da Muhammed(a.s.m.)'de odur." Şu Arapça şiirde de ifade edilen mana dürbünüyle bakmalıyız ki kıymetini idrak edebilelim.
Enbiya, 21/107
Muhlis Körpe, Risale-i Nur Istılahları, Süeda Yayınları, Isparta 2018, s. 64

