İlgili rivayet şöyledir: Ebu Hureyre (ra) şöyle rivayet etmektedir:
Bir erkek eşini yatağına (döşeğine) çağırdığında kadın gelmekten kaçınır ve kocası da ona öfkeli/dargın bir halde sabahlarsa, melekler o kadına sabah oluncaya kadar lanet ederler. 1
Evlilikte Karşılıklı Haklar, Mazeretler ve Yanlış İnanışlar
İslam’da evlilik; sevgi, merhamet, anlayış ve eşlerin birbirlerinin iffetini koruması esası üzerine kuruludur. Bu çerçevede eşlerin birbirlerine karşı bazı hakları vardır; ancak bu haklar zulme, zorlamaya ve zarara kapı açmaz.
Bahsedilen hadis-i şerifte, erkeğin hanımını yatağına davet etmesine rağmen kadının hiçbir meşru mazeret olmadan, sırf eziyet etmek, cezalandırmak veya inatlaşmak kastıyla bu daveti reddetmesi kötülenmiştir. Buradaki ikaz, keyfi ve kasıtlı bir şekilde eşin hakkını ihlal eden tavra yöneliktir.
Bu mesele tek taraflı bir yükümlülük olarak da anlaşılmaz. Evlilikte mahrem hayatla ilgili haklar karşılıklıdır. Erkeğin de hanımının iffetini, huzurunu ve hakkını gözetmesi gerekir.
2. Hangi Hallerde Reddetmek Günah Değildir?
Kadının meşru bir mazereti varsa, kocasının talebini geri çevirmesi günah değildir. Bilakis zarar verecek bir talebe katlanmak zorunda değildir. Meşru mazeretlere şunlar dahildir:
Hastalık, ağrı, bedeni rahatsızlık veya ilişki sebebiyle zarar görme endişesi
Aşırı yorgunluk, bitkinlik veya psikolojik olarak buna güç yetirememe
Hayız ve nifas hali; bu dönemlerde cinsel münasebet haramdır
Farz oruç, ihram gibi dinen engel sayılan haller
Buradaki ölçü, meşru/helal bir mazeret varsa zorlamanın caiz olmamasıdır. Mazeret yokken sırf eşe inat, eziyet vb. bir kasıtla reddetmek ise dinen yasaklanmıştır.
Kadının da meşru dairede eşi üzerinde cinsi münasebet hususunda hakkı vardır. Erkeğin ciddi bir mazereti bulunmadıkça, eşinin bu talebine icabet etmesi gerekir. Bu hususta mezhep imamları ittifak halindedir. Ancak Şafii mezhebinde, en azından bir defaya mahsus icabetin vacip olduğu şeklinde bir kayıt zikredilmiştir. 2
3. Sorduğunuz sorudaki “Doğum yaparken bile yerine getirilir” sözü doğru mudur?
Bu sözün dinî bir dayanağı yoktur. Aksine, doğum sancısı çeken veya lohusalık döneminde bulunan bir kadından böyle bir şey beklemek, dinin hükümlerine de zıttır. Ayrıca insani değerlere de uygun değildir. Bu sözle belki de kadının en zor zamanlarda dahi eşini reddetmemesi gerektiği kastedilmiş olabilir.
DEĞERLENDİRME
Evlilikte aslolan, tarafların birbirine karşı merhametli, anlayışlı ve hakkaniyetli davranmasıdır. Din, eşlerden birine sınırsız talep hakkı vermez; bilakis meşruiyet, karşılıklı hukuk ve zarar vermeme esasını getirir. İçinde bulunduğumuz asırda haramların ve açık saçıklığın yaygınlaşması sebebiyle, başta erkekler olmak üzere eşlerin şehvetleri daha fazla tahrik olabilmektedir. Bu sebeple, çok zaruri bir mazeret bulunmadıkça, karı kocanın haramlardan korunmak noktasında meşru dairede sağlıklı ve düzenli bir birliktelik yaşaması büyük ehemmiyet taşır. Bu hususta hanımlara da mühim mes’uliyetler düşmektedir. Meşru daire içinde ve harama düşmemek gayesiyle, eşinin bu yöndeki ihtiyaçlarına çok zaruri bir mazeret olmadıkça karşılık vermesi, aile huzuru ve iffetli bir evlilik hayatı açısından önemlidir. Netice olarak, huzurlu ve haramlardan uzak bir evlilik hayatı; karşılıklı anlayış, meşru hudutlara riayet ve eşlerin birbirinin hukukunu gözetmesiyle mümkündür.
Buhari, Nikah, 85/5193; Müslim, Nikah, 122/1436
Vehbe Zuhayli, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, trc. Yunus Vehbi Yavuz vd., Risale Yayınları, İstanbul, 1994, Cilt 9, s. 83–86

