Bağış Yap

Ahiret

04.11.2026

Cennette Aile Hayatı Nasıl Olacak? Eşler, Mağduriyetler, Arzular ve Çocuklar Hakkında Neler Bildirilmiştir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Kur’an-ı Kerim’de cennet ehlinin diledikleri nimetlere kavuşacakları ve kalplerinde hiçbir üzüntü kalmayacağı bildirilmektedir. Bu çerçevede şu hususları öğrenmek istiyoruz:

  1. Dünyada huzursuz bir evlilik yaşamış ve eşini cennette istemeyen bir kimsenin durumu nasıl olacaktır? Eşler arasındaki sevgi, kıskançlık ve kırgınlıklar nasıl anlaşılmalıdır?

  2. Birden fazla evlilik yapan bir kimse cennette hangi eşiyle birlikte olacaktır? Bu konudaki hadislerin sıhhati nedir?

  3. Dünyada eşinden zulüm gören veya hakkı ihlal edilen kimsenin mağduriyeti ahirette nasıl telafi edilecektir?

  4. Cennette arzuların karşılanması nasıl anlaşılmalıdır? İnsan, dünyadaki isteklerini cennette de aynı şekilde mi arzulayacaktır?

  5. Cennette çocuk sahibi olmak ve çoğalmak mümkün müdür? Bu konuda sahih hadisler var mıdır?

Bu meselelerin Kur’an, sahih hadisler ve varsa Risale-i Nur’daki ilgili bahislere işaret edilerek açıklanmasını rica ediyoruz.

04.11.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Dünyada Huzursuz Bir Evlilik Yaşamış ve Eşini Cennette İstemeyen Bir Kimsenin Durumu Nasıl Olacaktır? Eşler Arasındaki Sevgi, Kıskançlık ve Kırgınlıklar Nasıl Anlaşılmalıdır?

Ölüm ve sonrası, kabir hayatı, sorgu, yeniden dirilme, mahşer, cennet ve cehennem gibi meseleler gayb alemine ait konulardır. Bunlar hakkında sadece akıl yürüterek kesin hüküm vermek mümkün ve uygun değildir. Bu konularda Kur’an ve Peygamber Efendimiz’in (sav) bildirdiği kadarını esas almak daha doğrudur.

Cennette hüzün, eksiklik, yalnızlık ve mahrumiyet gibi haller yoktur. Cennet, cennet ehlinin tam bir hoşnutluk içinde sonsuz olarak yaşayacağı bir yerdir. Orada hiç kimse istemediği bir hale mecbur bırakılmaz; herkes tam bir rıza, sevinç ve memnuniyet içinde bulunur.

Dünyada huzursuz ve sıkıntılı bir evlilik geçirmiş kimselerin cennetteki durumunu belirleyen en temel ölçü, Cenab-ı Hakk’ın cennet ehlinin kalblerinden her türlü kin, kırgınlık, nefret ve kötü duyguyu tamamen çıkaracak olmasıdır. Cennet ehli arasında dünyadaki çekişmeler, kederler ve memnuniyetsizlikler bulunmaz; herkes tam bir gönül rahatlığına ve huzura kavuşturulur. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle anlatılır:

Artık onların kalplerindeki kinleri (ve bütün kötü hisleri) söküp atmışızdır, (hepsi de) kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya (oturmakta)dırlar. 1

Cennete giren müminlerin ruhları, dünyaya ait beşeri kusurlardan ve nefsin verdiği huzursuzluklardan arındırılır. Bu sayede dünyadaki düşmanlıklar yok olur; eşler cennette bir araya gelseler bile aralarında hiçbir soğukluk kalmaz, birbirlerine karşı saf bir sevgi ve kardeşlik duygusuyla davranırlar.

Kur’an-ı Kerim’de cennet eşleri için kullanılan “tertemiz eşler” ifadesi, sadece bedensel ve maddi kirlerden temizlenmeyi değil; aynı zamanda huysuzluk, geçimsizlik, kötü ahlak ve huzursuzluk gibi manevi kusurlardan da tamamen arınmayı ifade eder. Bu sebeple dünyadaki evlilikte huzursuzluğa yol açan karakter çatışmaları cennette bulunmaz; eşler birbirlerini rahatsız edecek her türlü kötü vasıftan temizlenmiş olarak kusursuz bir ahlakla donatılırlar. Elmalılı Hamdi Yazır şu ifadeleri kullanır:

Onlar için o cennetlerde tertemiz, pampak çiftler, eşler, yani erkekler için hanımlar, hanımlar için kocalar vardır. Ve bunların hiçbirinde dünyadaki pisliklerden eser yoktur. Bunlar sadece temiz değil, her yönden temizlenmişlerdir. O zevcelerde (hanımlarda) ne maddi olan kir, hayız ve nifas ve diğerleri gibi tabii, cismani; ne de ahlaksızlık, geçimsizlik, biçimsizlik, münasebetsizlik olmadığı gibi kocalar da öyle pampak, tertemizdirler. 2

Birden Fazla Evlilik Yapan Kimse Cennette Hangi Eşiyle Birlikte Olacaktır? Bu Konudaki Hadislerin Sıhhati Nedir?

Birden fazla evlilik yapan kimsenin cennette hangi eşiyle birlikte olacağı konusunda farklı görüşler vardır. Bu görüşler şunlardır:

1- Ahlakı En Güzel Olan Eşi Seçme

Dünyada birden fazla evlilik yapmış bir kadının cennette hangi eşiyle olacağına dair nakledilen birinci temel rivayete göre; kadına cennette seçim hakkı tanınır ve kadın dünyada kendisine karşı ahlakı ve davranışı en güzel olan kocasını seçer. Bu rivayetin sıhhat derecesine gelince; hadis Taberani tarafından nakledilmiş olmakla birlikte senedinde yer alan Süleyman b. Ebi Kerime isimli ravi sebebiyle Ebu Hatim ve İbn Adi gibi muhaddisler tarafından zayıf bir rivayet olarak değerlendirilmiştir. İlgili hadis şöyledir:

Ümmü Seleme anlatıyor: "Ya Resulallah! İçimizden bir kadın bazen iki, üç ve dört erkekle evleniyor. Sonra ölüyor ve cennete giriyor. Onunla birlikte evlendiği erkekler de cennete girerse, onlardan hangisi onun kocası olacaktır?" diye sordum. Buyurdu ki: "Ey Ümmü Seleme! Öyle bir kadın muhayyer bırakılır ve eski kocaları arasından huyu en iyi olanını seçer ve 'Ya Rabbi! Dünya hayatında bu bana karşı en ahlaklı davrananı idi. Beni onunla evlendir.' diye niyaz eder. Ey Ümmü Seleme! Dünya ve ahiret mutluluğunun asıl kaynağı, güzel ahlaktır." 3

Aynı mesele hakkında Hz. Ümmü Habibe’nin (r.a.) Hz. Peygamber’e (sav) yönelttiği soruya verilen cevapta da kadının dünyadaki eşleri arasından ahlakı en güzel olanı seçeceği şöyle bildirilmiştir.

Enes anlatıyor: Ümmü Habibe, "Ya Resulallah! Kadının iki kocası olur da sonra ölüp kendisi ve o iki kocası cennete girerlerse kadın hangi kocanın olur; birincinin mi, ikincinin mi?" diye sordu. Resulullah da (sav): "Onlardan, dünyada iken kendisine karşı (tutumlarında) ahlakı en güzel olanı seçer. Cennetteki kocası işte o olur. Ey Ümmü Habibe, güzel ahlak, dünya ve ahiretin en iyisini alıp götürmüştür." diye cevap verdi. 4

Bu hadisi Taberani ve Bezzar rivayet etmiştir. Senedinde Ubeyd b. İshak vardır ki çok zayıf bir ravidir. Ebu Hatim ise onun hakkında olumlu görüş bildirmiştir. Yine de hadis alimleri bu rivayeti güçlü görmemiştir.

2- Son Evlendiği Koca ile Birlikte Olması

Bu konudaki ikinci temel görüşe göre; dünyada birden fazla evlilik yapan bir kadın, cennette en son evlendiği kocası ile birlikte olacaktır. Nitekim Hz. Ebu’d-Derda’nın (r.a.) vefatından sonra Hz. Muaviye’nin evlilik teklifini geri çeviren Ümmü’d-Derda, bu hadis-i şerifi delil göstererek cennette Hz. Ebu’d-Derda ile olmayı tercih ettiğini şöyle belirtmiştir:

Atiyye b. Kays el-Kilabi anlatıyor: Muaviye b. Ebi Süfyan, Ebu'd-Derda'nın vefatından sonra karısı Ümmü'd-Derda'ya evlenme teklifinde bulundu. Ümmü'd-Derda şöyle dedi: Ben, Ebu'd-Derda'nın şöyle dediğini işittim: "Kocası ölen kadın, kocasının ölümünden sonra evlenirse (cennette) son evlendiği kocaya ait olur. Bu yüzden ben, Ebu'd-Derda'nın üzerine başka bir adamı tercih edecek değilim." 5

Dünyada Eşinden Zulüm Gören veya Hakkı İhlal Edilen Kimsenin Mağduriyeti Ahirette Nasıl Telafi Edilecektir?

Ahiret gününde kul hakları en ince ayrıntısına kadar adaletle görülür. Dünyada eşinin zulmüne, haksızlığına veya kötü davranışına uğrayıp hakkını alamayan kimsenin mağduriyeti, adalet-i İlahiye gereği giderilir. Kıyamet günü zulmeden eşin varsa salih amelleri ve sevapları, haksızlığa uğrayan mazlum eşe verilir. Eğer zalim eşin sevabı kalmamışsa veya yetmezse, mağdur eşin günahları zalim eşin üzerine yüklenir. Böylece ahirette hiç kimsenin hakkı eksik bırakılmadan tam karşılığı verilir. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bu konuda şöyle der:

İyi geçinme bakımından karı-kocanın ayrıca bir hususiyetleri daha vardır. Erkeklerin, hanımlarıyla güzel geçinmeleri, onlara ezayı ve düşmanlık üzere kızmayı terketmeleri gerekir. Ya eza ve cefa etmeksizin yollarını serbest bırakırlar veya vefa şartlarına muvafık olarak beraber yaşama hukukuna riayet ederler. Kim eziyet ve zarar verir ve cefa ile düşmanlık ederse, kendi nefsine zulmetmiş olur. Çünkü Allah Teala, kıyamet günü, zalimin hasenatını mazluma vermek ve mazlumun seyyiatını da zalime yüklemek suretiyle her ikisine hak ettikleri karşılığı verecektir. 6

Ahirette eşlerin birbirleri üzerindeki hakları kul hakkı kapsamındadır. Dünyada eşine haksızlık eden, ona söven, iftira atan, malını gasp eden, döven veya zulmeden kimse; ahirette kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekat gibi ibadetleri bulunsa bile “müflis” durumuna düşer. Zalim eşin hayır ve ibadetlerinden elde ettiği sevaplar, dünyada hakkını ihlal ettiği mağdur eşe verilir. Eğer zulmeden eşin sevapları biter ve kul hakkı henüz ödenmemiş olursa, mağdur eşin günahları zulmeden eşin üzerine yüklenir ve zalim cehenneme atılır. Peygamber Efendimiz (sav) asıl müflis olan kişiyi şöyle tarif eder:

Nebi (sav) bir gün ashabı ile oturuyordu. Zaman zaman yaptığı gibi onları konuşturarak sohbetine başladı: “Müflis kimdir, bilir misiniz?” Ashabdan söz alan biri, “Bizim aramızda müflis, malı mülkü olmayan kimsedir.” dedi. Bu cevap üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: “Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekatla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. (İhlal ettiği bu hakların karşılığı olarak) iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.” 7

Kıyamet gününde mal, mülk, altın ve gümüş gibi maddi ödeme araçları geçerli değildir. Bir kimse dünyada iken bir başkasının namusuna, şerefine veya malına saldırıp haksızlık yapmışsa, ahirette bu haksızlığın karşılığı doğrudan salih amellerden alınır. Haksızlık yapan kişinin sevapları varsa, yaptığı zulüm ve gasp miktarınca sevabından alınarak hakkı yenen kişiye verilir. Bununla ilgili Peygamber Efendimiz (sav) şu hadisi zikreder:

Bir kimse eğer kardeşinin haysiyetine yahut malına haksızlık etmiş ise, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet gününden evvel onunla bugün helalleşsin. Aksi takdirde yaptığı zulüm nispetinde, onun varsa iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilecektir. İyiliği yoksa hak sahibinin günahından alınıp haksızlık edene yüklenecektir.” 8

Ahirette hiçbir haksızlık karşılıksız kalmaz ve her hak sahibine hakkı eksiksiz olarak verilir. Cenab-ı Hak adalet terazisini kurar; dünyada eşinden zulüm gören kimsenin mağduriyeti, zalimden hakkı ölçüsünde alınmak suretiyle giderilir. Nitekim hayvanlar arasında bile boynuzsuz koyunun hakkının boynuzlu koyundan alınacağı haber verilerek İlahi adaletin tam tecellisi bildirilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) şu hadisi zikreder:

Kıyamet gününde, haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacaktır. 9

Cennette Arzuların Karşılanması Nasıl Anlaşılmalıdır? İnsan Dünyadaki İsteklerini Aynı Şekilde mi Arzulayacaktır?

Cennette arzuların karşılanması, dünyadaki gibi açlık, susuzluk, eksiklik veya bedeni yorgunlukları giderme zorunluluğundan doğmaz. İnsan dünyada hayatta kalmak için yemeye ve içmeye muhtaçtır; cennette ise sonsuz hayat ve kusursuz sağlık verildiği için herhangi bir eksiklik veya bedeni ağırlık yoktur. Bu sebeple cennette arzulanan her şey, sadece saf zevk, lezzet alma ve İlahi ikramın tadını çıkarma amacı taşır. Ömer Nasuhi Bilmen Hazretleri bu hususta şöyle der:

Cennet ehlinin yiyip içmeleri bir ihtiyaçtan, hayatlarının devamını temin mecburiyetinden neş'et etmiş olmayacaktır, onlar ebedi bir hayata naildirler. Onların yiyip içmeleri mahza telezzüz ve tefekküh içindir. 10

Cennet hayatında arzuların karşılanmasında zikredilen yiyecek, içecek, meyve, saray veya binek gibi kavramlar, insanların zihninde canlanabilmesi için dünyadaki isimleriyle anılmıştır. Ancak Ehl-i Sünnet alimlerinin ve şarihlerin açıklamasına göre, bu nimetler dünyadakilerle sadece isim bakımından benzer; mahiyet, lezzet, tazelik ve güzellik bakımından kıyas kabul etmeyecek derecede üstün ve ebedidir. Ayrıca cennette abdest bozma, acıkma, hastalanma veya yaşlanma gibi insani eksiklikler bulunmaz; yiyecekler misk kokulu ter ve geğirti yoluyla bedenden çıkar.

Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'in mezhebine göre cennetlikler; cennetin hatıra ve hayale gelmeyen nimetlerinden yiyip içerler. Muhtelif nimetlerden nevilerine göre daimi surette lezzet alırlar. Onların bu hali dünya nimetleri şeklinde tecelli ederse de nimetler arasındaki lezzet ve nefaset farkı pek büyük olduğundan, dünya nimetleri onlara sadece ismen uymuş olur. Cennetlikler; abdest bozmamak, burun atmamak gibi hususlarda da dünyadaki hallerinden ayrılır. Gerek bu hadisler gerekse Kur'an-ı Kerim'in ayetleri cennet nimetlerinin ebedi olup bitip tükenmeyeceğine delildir. 11

Peygamber Efendimiz de (sav) şu hadisi zikreder:

Şüphesiz ki, cennetlikler orada yiyip içerler, fakat tükürmezler; büyük küçük abdest bozmazlar ve burun atmazlar. Ashab: — O halde yenilen şey ne olacak? diye sordular. Geğirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Kendilerine nefes ilham olunur gibi tesbih ve tahmid ilham olunur. 12

Cennette Çocuk Sahibi Olmak ve Çoğalmak Mümkün Müdür? Bu Konuda Sahih Hadisler Var mıdır?

Cennette çocuk sahibi olmanın mümkün olup olmadığı sorusu, klasik dönemden günümüze kadar İslam alimleri arasında büyük tartışmalara sebep olmuştur. Bir tarafta, cennetin sonsuzluk yurdu olduğu, ölümün bulunmadığı bir yerde neslin devamına ihtiyaç olmayacağı düşüncesi vardır. Diğer tarafta ise “cennette istenilen her şeyin verileceği” yönündeki genel Kur’an hükümleri ve cennette çocuk sahibi olmayı anlatan sahih hadis rivayetleri bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur:

Mü'min, Cennet'te çocuk arzu ettiği vakit, gebeliği, doğumu ve yaşı dilediği şekilde bir anda tamamlanacaktır. 13

Tirmizi bu hadisi şu şekilde açıklar:

Bu hadis garibtir. İlim adamları bu meselede ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı: Cennet'te çiftleşme vardır fakat çocuk olmayacaktır, demektedirler. Tavus, Mucahid, İbrahim Nehai'den böylece rivayet edilmiştir. Muhammed diyor ki: İshak b. İbrahim, mü'min Cennet'te çocuk arzu ederse hadisi üzerine diyor ki: Fakat mü'min çocuk arzu etmez. Muhammed Buhari diyor ki: Ebu Rezin el-Ukeyli vasıtasıyla Rasulullah (s.a.v.)'den rivayet edilmiştir ki: "Cennetliklerin Cennet'te çocukları olmayacaktır." Ebu's-Sıddik en-Naci'nin ismi Bekr b. Amr'dır. Aynı şekilde Bekir b. Kays da denilir. 14

Ayrıca cennette cennet ehlinin çocuk sahibi olacağını söyleyen alimler şu hadisi delil getirirler:

Bir adam cennette ziraat yapmak için Rabbinden izin isteyecek. Rabbi ona diyecek ki: ‘Sen arzuladığın hal üzere değil misin?’ O da şöyle diyecek: ‘Evet. Fakat ben ziraatı seviyorum.’ diyecek. Ona izin verilecek, hemen tohum ekecek; bir anda ekin verecek, büyüyecek, harmanı yapılıp dağlar gibi mahsul yığılacak. 15

Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şu izahı yapar:

Dünyadaki her lezzetli şeyin en a‘lası cennette bulunur. Yalnız çok şirin olan veledperverlik, yani çocuklarını sevip okşamak zevki, cennet tenasül yeri olmadığından cennette yoktur, zannedilirdi. İşte bu surette o dahi vardır. Hem en zevkli ve en şirin bir tarzda vardır.16

Sorumluluk çağına gelmeden vefat eden çocuklar, cennette Kur’an’da işaret edilen cennet çocukları gibi, cennete layık, çok güzel, sevimli ve latif bir surette bulunacaklardır. Allah Teala onları cennette anne ve babalarına tekrar ihsan edecek; böylece ana-babanın çocuk sevme, bağrına basma ve şefkat gösterme hislerini tam manasıyla memnun edecektir. Dünyada kısa ve geçici olan bu lezzet, cennette ebedi bir nimete dönüşecektir. Çünkü bu çocuklar dinen sorumluluk çağına girmeden vefat ettikleri için, cennette sevimli çocuk halleriyle kalacaklardır. Böylece dünyada çok tatlı bir his olan veledperverlik, yani çocuğunu sevip okşama zevki de cennette eksik kalmayacaktır. İlk bakışta cennet üreme ve çoğalma yeri olmadığı için bu lezzetin orada bulunmayacağı sanılabilirse de, hakikat öyle değildir; bilakis bu nimet cennette daha güzel, daha tatlı ve daha kusursuz bir şekilde verilecektir. Bu da küçük yaşta evladını kaybeden anne ve babalar için büyük bir müjde ve kuvvetli bir tesellidir.

Kaynakçalar
  1. Hicr, 15/47.

  2. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Ku’ran Dili, Azim Yayın-Dağıtım, İstanbul ts, c. 1, s. 241.

  3. Nureddin el-Heysemi, Mecmau'z-Zevaid ve Menba'u'l-Fevaid, c. 12, s. 41.

  4. Nureddin el-Heysemi, Mecmau'z-Zevaid ve Menba'u'l-Fevaid, c. 13, s. 172.

  5. Nureddin el-Heysemi, Mecmau'z-Zevaid ve Menba'u'l-Fevaid, c. 7, s. 444.

  6. İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu'l-Beyan, Erkam Yayınları, İstanbul 2010, c. 2, s. 279.

  7. Müslim, Birr, 59.

  8. Tirmizi, Sıfatü’l kıyame, 2.

  9. Müslim, Birr, 60.

  10. Ömer Nasuhi Bilmen, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meal-i Alisi ve Tefsiri, Bilmen Yayınevi, İstanbul 1985, c. 6, s. 3045.

  11. Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi, İzmir 2013, c. 6, s. 5036.

  12. Müslim, Cennet, 20.

  13. Tirmizi, Cennet, 23.

  14. Abdullah Parlayan, Sünen-i Tirmizi Tercemesi, Konya Kitapçılık, Konya 2004, c. 2, s. 311.

  15. Buhari, Tevhid, 38.

  16. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 317.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız