Kur’an’da geçen “cilbab" kavramı, kadının dışarı çıkarken üzerine aldığı, tüm bedeni örten dış giysi olarak açıklanır. Tefsirlerde “ridâ” (bol dış elbise, aba) ve “izâr” gibi kavramlarla karşılanır.
Ümmü Seleme (r.anha)’dan gelen rivayette, Ahzâb 59 ayeti nazil olduğunda Ensar kadınlarının siyah giysilerle dışarı çıktıkları belirtilir. Bu, bugünkü siyah çarşafın kökeninin Asr-ı Saadet’e kadar gittiğini gösterir. 1
“Çarşaf” kelimesi Türkçeye sonradan girmiş olsa da, ifade ettiği dış giysi Asr-ı Saadet’te bilinen ve kullanılan bir kıyafet türüdür. Çarşaf, İslam’ın emrettiği tesettürün bir uygulama biçimidir; sadece kelime ve biçimsel farklılıklar zamanla değişmiştir.
Çarşafın Osmanlı’daki yaygınlaşması Tanzimat sonrası hızlanmış, fakat benzeri dış giysiler Anadolu’da çok daha önceden vardı. Adı Car olur Bürük olur Bürgü olur hiç fark etmez. Özü çarşaftır. Çarşafın özelliklerini taşımaktadır. Çarşaf adı altında Tanzimat'tan sonra gelişmiş olması Tanzimat'tan önce çarşaf yoktu anlamına gelmez. Zira çarşafın özelliklerinde çok dış kıyafet Osmanlı'da mevcuttur.
Ebû Bekr Ahmed b. Ali er-Râzî el-Cassâs, “Ahkâmu’l-Kur’ân“, c. 5, s.245

