Allah (C.C.)

17.11.2021

1346

(Haşa) Allah’ın Yokluğu İhtimali Üzerine Kuruntular

Ya Allah yoksa? Böyle bir düşünceye karşı nasıl hareket etliyiz ve nasıl düşünmeliyiz?

22.11.2021 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Öncelikle bir şeyin ihtimal dairesinde olması, onun gerçek olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü ihtimaller delil değildir. Mesela ya kalbim durursa? Ya deprem olursa? Ya başıma bir şey gelirse? soruları kesinlik içermediği için ehemmiyetleri yoktur. Bu sebeple, ya Allah yoksa? Ya ahiret yoksa? gibi sorular bir delil değil sadece bir ihtimalin delilmiş gibi görünmesidir.

Fakat bu tarz düşünceler/sorular herkesin aklına gelebilir. Bu durum şeytanın vesvesesinden (kuşku, kuruntu) kaynaklanıyor olabilir. Şeytanın insana verdiği vesvesenin değeri yoktur. Vesveseden kaynaklanan şeyler de eğer bir delile dayanmıyorsa bir kıymeti yoktur. Yoksa bu durum psikolojik bir problemi meydana getirebilir. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle demektedir:

Bir emâreden gelmeyen bir ihtimâl-i zâtî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki, şübhe verip, ehemmiyeti olsun.1 

Yani zan ile hüküm verilmez. Kesin olan hükümler şüphe ile ortadan kalkmaz. Yani bir şeyin kesinliği varsa vesvese ona zarar vermez. Bir şeyin olabilir ihtimali veya olabilirliği o şeyin kesin olacağını veya olduğunu göstermez. 

Mesela şu an evimizin yanma ihtimali vardır fakat delil olmadığı için kimse evim yanıyor diye hareket etmez. Bu zatında mümkündür. Fakat bunun olduğunu söylemek ve inanmak için delile ihtiyaç vardır. İşte akıl burada devreye girer ve delil sorar. Bunlar gibi bizim zihnimize gelen Allah, Peygamber ve ahiret olmayabilir gibi ihtimallerin, vesveselerin ve kuruntuların hiçbir önemi yoktur. Çünkü bilgiye ve delile dayanmamaktadır.

Hem Allah'ın varlığının sayısız delilleri vardır.

Allah'ın  varlığının en büyük delili, yarattığı bütün kâinat ve içindeki her şeydir. Ortada öyle büyük bir sanat vardır ki onun sanatkârı olan Allah’ın varlığını görmemek için âdeta kör olmak gerekir. Bir harf bile onu yazan biri olmadan veya bir iğne, bir usta olmadan ortaya çıkmadığı hâlde şu muhteşem kâinat sarayı nasıl kendiliğinden meydana gelebilir?

Bütün kâinat ve içindeki varlıklar, iç içe geçmiş bir bütün hâlindedirler. Sanki koca kâinat bir saray gibi ve içindeki pek çok âlemler o sarayın odaları ve bütün varlıklar da sarayın odalarında bulunan süslü eşyaları gibidir.

Böyle bir sarayı görsek onun tesadüfen ya da  kendi kendine ortaya çıktığına hiç ihtimal verebilir miyiz? O an için sarayın ustasını göremememiz olmadığını gerektirmez. Öyle de o saraydan milyonlar defa muhteşem ve sanatlı şu kâinat sarayının da tesadüfen ortaya çıkması önceki saraydan binlerce defa daha imkânsızdır. Onun da sonsuz kudret ve ilim sahibi bir ustası vardır. O da Hz. Allah'tır.

Şu an için dünyada imtihan olmamızın bir gereği olarak Allah'ı görmememiz var olmadığını asla göstermez. Üstelik aklımız bu şekilde Allah’ı bulabildiği gibi, Allah da Hz. Âdem’den itibaren sürekli gönderdiği Peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla bizlere kendini bildirmiş, varlığından haberdar etmiştir.

Sonuç olarak; "Ya Allah yoksa?" sorusu sadece delilsiz bir ihtimalden ibarettir, ihtimaller hakikati değiştirmez ve bilgi değeri taşımaz. Kesin deliller, şüphe ile bozulmaz. Kâinatın kendisi, içindeki muhteşem düzeni ve sanatlı yapısıyla Allah’ın varlığını açıkça göstermektedir. Vesvese ise bilgiye değil kuruntulara dayanır; bu yüzden dikkate alınmaz. Gerçek olan, hem aklın hem de vahyin Allah’ın varlığını güçlü delillerle ortaya koymasıdır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, s. 76.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız