Ahiret

18.11.2023

4900

Deprem Gibi Afetlerde Vefat Eden Her Müslüman Şehit midir?

Namaz kılmayan, diğer ibadetleri de tam yapmayan günahkar bir Müslüman depremde ya da yangında vefat etse şehit olur mu? Günahları affedilir mi?

18.11.2023 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Âlimler şehitleri üç kısma ayırmışlardır. Bunlar, dünya ve ahiret hükümleri bakımından şehit, sadece ahiret hükümleri bakımından şehit ve sadece dünya hükümleri bakımından şehit olanlardır. Kısaca izah edecek olursak:

1) Hem Dünya Hem De Ahiret İtibarıyla Şehit Olanlar (şehid-i Kâmil)

Zulmen öldürülmüş, mükellef ve temiz olup ölümünden dolayı varislerine bir mal verilmesi lazım gelmeyen ve mürtes olmayan herhangi bir Müslümandır. Malını, ırzını, nefsini, sair Müslümanları veya Müslümanların himayesindeki gayr-i müslimleri müdafaa ederken yaralayıcı bir âletle haksız yere derhal öldürülmüş bulunan mükellef, temiz bir Müslüman böyle bir şehittir. Bu kısım şehitler, şehadetin bütün şartlarını üzerlerinde taşırlar ve bu kimselere şehid-i kâmil denir. Âhirette çok büyük bir sevaba kavuşacak olan bu tür şehitler yıkanmaz, kefenlenmez ve cenaze namazları kılınmaz.
Mürtes: Savaşta yaralanıp henüz canlı iken bir tarafa çekilerek biraz yiyip içtikten veya konuştuktan veya ilaç kullandıktan veya aklı başında olarak üzerinden bir namaz vakti geçtikten sonra ölen Müslümana denir.

2) Sadece Ahiret Ahkâmı İle Şehit Olanlar

Ahiret şehitliği ile ilgili başka fıkhî kaynaklarda şöyle söylenmektedir:

Şehid-i kâmilde aranan dünyevî şartlardan bazıları eksik olup vefatı ahiret hükümleri itibarıyla şehadet sayılan herhangi bir Müslümandır. Mesela; savaş dışında herhangi bir hastalık veya zulüm gerektiren bir olay sebebiyle, nefsini müdafaa ederken, savaş yerinden canlı olduğu hâlde ayrılmış, Allah yolunda ilim öğrenirken veya cuma gecesi ölen kimseler ahiret şehidi olarak tanımlanmıştır.1

Daha geniş bir ifadeyle Allah yolunda iken veba hastalığından, karın ağrısından, boğularak, yanarak, güneş çarpmasından, bina ve duvar altında kalarak, akciğer hastalığından, veremden, cüzzamdan, akrep sokmasından, uçurumdan düşerek, sınırları, canını, malını, ailesini korurken, zulme karşı çıkarken, doğururken, delirerek, yırtıcı hayvanların parçalamasıyla, bineğinden düşerek, emin bir âlim olarak, düşman ülkesinde ya da gurbette garip olarak, savaş yerinden ayrıldıktan sonra yeme, içme ve tedavisi yapılacak kadar yaşadıktan sonra ölen mü'min kimselere ahiret şehidi denilmiştir. Bu grup şehitler, diğer Müslüman ölüler gibi yıkanıp kefenlenir, cenaze namazı kılınarak defnedilir.2

3) Sadece Dünya Ahkâmı İle Şehit Olanlar

Kalbinde nifak bulunduğu hâlde zahiren Müslüman görünüp cephede Müslümanların safında savaşırken düşman tarafından öldürülen herhangi bir şahıs, dünya hükümleri itibarıyla hükmen şehit addedilir. Fakat ahiret hükümlerine göre şehit sayılmaz. Bununla ilgili Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:

Allah yolunda ölenlerden başka şehit olanlar yedi çeşittir: Taundan ölen şehittir, suda boğulan şehittir, zatülcenbden (akciğer zarı iltihabı, akciğer veremi) hastalığından ölen şehittir, karın ağrısından ölen şehittir, yangında ölen şehittir, yıkıntı altında kalarak ölen şehittir, hamilelikte ölen kadın şehittir.3

Bir kişi günahkâr olup da işlediği günah dolayısıyla değil de şehitliği gerektirecek bir vesileyle vefat ederse şehit olur. Onun için bir kimse hiç namaz kılmamış olsa da depremde vefat etmiş olsa, eğer imanı varsa hükmî şehit, yani ahiret şehidi olarak kabul edilir. Bu konuda İbn-i Âbidîn (ra) şöyle buyurmaktadır:

İşlediği günah sebebiyle ölen, şehit olmaz. Günah işlerken, şehitliği gerektiren bir sebeple ölürse ahiret şehidi olur. Mesela, günah işlerken üzerlerine ev yıkılıp ölenler şehit olurlar. Fakat şarap içip çatlayan şehit olmaz. Şarap içerken zulmen öldürülen kimse şehit olur. Çünkü şaraptan ölmemiş, başka sebeple ölmüştür. Fakat şarap günahını da yüklenir. Bir kimse, yol keserken boğulursa şehittir. İşlediği günahın cezasını da çeker. Gasp edilmiş bir at üzerinde savaşırken ölürse yahut günah işleyenlerin üzerlerine ev yıkılırsa şehit olurlar. İşledikleri günahın cezasını da yüklenirler. Zinadan çocuk doğururken ölen kadın da şehit olur. Fakat kadın, çocuğunu düşürmeye çalışırken ölürse şehit olmaz. Çünkü işlediği günah sebebiyle ölmüştür. 4

Namazı terk etmek ve diğer ibadetleri ihmal etmek çok büyük bir günah ve ağır bir mesuliyet olsa da bir Müslümanın başına gelen her türlü keder, sıkıntı ve hatta ayağına batan bir diken dahi hatalarının bağışlanmasına vesile kılınmaktadır. Bununla ilgili Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:

Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar.5

Şehadet rütbesi o kadar yücedir ki, şehit olan kimsenin üzerindeki kul hakları hariç bütün günahlarının Allah tarafından bağışlanacağı müjdelenmiştir. Bununla ilgili Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:

Ebu Katade Haris İbni Ribi (ra)'den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (sav), ashabın arasında ayağa kalkarak onlara Allah yolunda cihadın ve Allah’a imanın amellerin en üstünü olduğundan bahsetti. Ashabdan bir kişi ayağa kalkarak: “Ya Resulallah! Eğer ben Allah yolunda öldürülürsem, bu şehitlik benim günahlarıma kefaret olur mu, ne dersiniz?” diye sordu. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Evet, eğer sabrederek, karşılığını sadece Allah'tan umarak, cepheden kaçmaksızın Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına kefaret olur.” buyurdu.

Sonra Rasulullah (sav), “Nasıl demiştin?” diye sordu. Adam: “Eğer ben Allah yolunda öldürülürsem, bu şehitlik benim günahlarıma kefaret olur mu, ne dersiniz?” demiştim. Rasulullah (sav): “Evet, eğer sen sabrederek, ecrini sadece Allah'tan bekleyerek ve cepheden kaçmaksızın Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına kefaret olur. Ancak borçların bunun dışındadır. Bunu bana Cibril söyledi.” buyurdu.6

Şehitlik çok yüksek bir makamdır. Şehit olan kişinin kul hakkı dışında kalan günahlarının affedileceği müjdelenmiştir. Bu yüzden, ibadetlerinde eksikleri olan bir Müslüman, yaşadığı büyük acı ve sıkıntılar sayesinde günahlarından temizlenebilir. Hatta bu şekilde, bir bakıma şehit sevabı alarak Allah'a kavuşabilir. Allah'ın rahmeti çok geniştir. O, kulunun niyetine ve samimiyetine bakar. Bazen insanın kısa bir süre sabretmesi bile çok büyük sevap kazandırabilir. Bu yüzden büyük musibetler sadece bir felaket değil, aynı zamanda insanın günahlarının affına ve manevi olarak yükselmesine vesiledir.

Kaynakçalar
  1. Vehbe Zuhayli, el-Fıkhül İslami, c.II, s. 561.

  2. İbn Abidin, Reddül-Muhtar, c. II, s. 252 Abdülgani, Lübab, c. I, s. 134, Vehbe Zuhayli, El Fıkhül-İslami, c.II, s. 560-561 Muhyi Hilal, eş-Şehid fil fıkhıl İslami, s. 19-21.

  3. Ebu Davud, Cenaiz, 14

  4. Reddül muhtar, c. 2, s. 253.

  5. Müslim, Birr 49

  6. Müslim, İmare 117


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız