Bağış Yap

RİSALE-İ NUR

24.10.2026

"Hususi bir yere bakmayan ve imani hakikatler gibi umum kainata bakan nefiyler ve inkarlar, isbat edilmezler diye, ehl-i tahkik ittifak edip bir dustur-u esasi kabul etmişler" Ne Demektir?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

24.10.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İlgili yer Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Çünkü isbat eden, yalnız bir ceviz-i hindîyi veyâhûd bahçesini gösterse, kolayca da‘vâyı kazanır. Onu nefiy ve inkâr eden, bütün zemîni aramak taramakla ve hiç bir yerde bulunmadığını göstermekle da‘vâsını isbat edebildiği gibi; cenneti ve dâr-ı saadeti ihbâr ve isbat eden, yalnız sinemadaki gibi bir izini ve keşfen bir gölgesini ve bir tereşşuhunu göstermekle, da‘vâyı kazandığı hâlde; onu nefiy ve inkâr eden, bütün kâinâtı ve ezelden ebede kadar olan zamanları görmek ve göstermekle ancak inkârını ve nefyini isbat ile da‘vâyı kazanabilir. Ve bu ehemmiyetli sırdandır ki, husûsî bir yere bakmayan ve îmânî hakîkatler gibi umûm kâinâta bakan nefiyler ve inkârlar, (zâtında muhâl olmamak şartıyla) isbat edilmezler diye, ehl-i tahkîk ittifâk edip bir düstûr-u esâsî kabûl etmişler.1

Burada Bediüzzaman Hazretleri, bir şeyin var olduğunu ispat etmekle, hiçbir yerde bulunmadığını iddia etmenin aynı derecede kolay olmadığını anlatmaktadır. Özellikle iman hakikatleri gibi bütün kâinatı ilgilendiren konularda, bir şeyin yokluğunu kesin olarak söylemek çok zordur. Çünkü böyle bir inkârın doğru olduğunu göstermek için, o şeyin bulunabileceği her yeri ve zamanı araştırmak gerekir. Mesela bir insan, “Dünyanın bir yerinde hindistan cevizi vardır.” dese, bir tane hindistan cevizini göstererek iddiasını ispat edebilir. Fakat başka bir insan, “Dünyanın hiçbir yerinde hindistan cevizi yoktur.” dese, bu iddiasını ispatlamak için bütün dünyayı araştırması ve hiçbir yerde bulunmadığını göstermesi gerekir. Dünyanın her tarafını araştırmadan böyle kesin bir hüküm vermesi mümkün değildir.

İşte iman hakikatleri de buna benzer. Cennet ve ahiret hayatının varlığını ispat eden, kâinatta bunların varlığına işaret eden delilleri gösterebilir. Fakat bunların hiçbir şekilde var olmadığını iddia eden kişinin, yalnızca kendi gördüklerine bakması yeterli değildir. Bütün kâinatı ve bütün zamanları kuşatacak bir bilgiye sahip olması gerekir.

Soruda bahsettiğiniz cümlede ise konu bağlamında şu nazara verilmektedir: Bütün kâinatı ilgilendiren bir şeyi inkâr etmek, o şeyin yokluğunu kesin olarak ispatlamak anlamına gelmez. Bir insanın belirli bir yerde bir şeyin bulunmadığını göstermesi mümkündür. Ancak o şeyin hiçbir yerde ve hiçbir zamanda bulunmadığını söylemek ispat edilmesi mümkün bir iddia değildir. Mesela bir kişi, “Bu odada hiç kitap yok.” diyerek odayı kontrol edip iddiasını ispatlayabilir. Fakat “Dünyada hiçbir kitap yoktur.” diyen birinin, dünyanın her yerini araştırmadan bu iddiayı ispatlaması mümkün değildir. Bu nedenle, ilim ehli belirli bir yere veya olaya bağlı olmayan, bütün kâinatı ilgilendiren bir şeyin yokluğunun, kesin delil olmadan ispatlanmış sayılamayacağını temel bir kural kabul etmiştir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 209.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız