İnsan diğer insanlar ve varlıklarla bağ kurarken en önemli ölçülerinden biri de o şeyi sevmesidir. İnsan, sevdiğine yakın olmak ve sevdiği ile bir arada olmak ister ki bu, insanın yaratılışında olan bir haldir. Bu dünyada böyle olduğu gibi, ahirette de öyle olacak bir hakikattir ki Rabbimiz şu ayet-i kerime ile bu hakikate işaret etmektedir:
O halde kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar; Allah’ın kendilerine ni‘met verdiği peygamberler, sıddiklar, şehidler ve salih kimselerle beraberdirler. Hem işte onlar, ne güzel arkadaştırlar!1
Bu ayet-i kerimede Rabbimiz, Allah'a ve Resulüne (sav) severek itaat edenlerin ahirette en güzel topluluk olan peygamberler (as), sıddıklar, şehitler ve salih kimselerle beraber olacağını açıkça ifade ediyor. Bu ayetle Rabbimiz, bize dünya ve ahiret mutluluğunun adeta anahtarını veriyor. O anahtar, Allah’a ve Resulüne (sav) itaattir.
Bu hakikati Peygamber Efendimiz (sav), başka hadis-i şeriflerinde de dile getirmektedir. Dünyada ve ahirette başta Peygamber Efendimiz (sav) olmak üzere peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kimselerle birlikte olmak isteyenler, hadis-i şeriflerde geçen şu şartları yerine getirmelidirler.
1. Yüksek Bir Sevgi
Allah’ı ve Resulünü sevmek, birçok insanın yapabileceği en önemli salih amellerden biridir. Bu salih amelin ne kadar büyük bir netice verdiğini şu hadis-i şerif bize göstermektedir:
Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Bir adam, Resulullah (sav)’e geldi ve şöyle dedi:
Ya Resulallah! Kıyamet ne zaman kopacaktır?
Resulullah (sav) de şöyle buyurdu:
Sen onun, yani kıyametin saati için ne hazırladın?
O kimse de şöyle dedi:
Allah ve Resulünü sevmeyi hazırladım.
Resulullah (sav) de şöyle buyurdu:
Muhakkak ki sen, sevdiğinle berabersin.2
Bu hadis-i şeriften, amelle desteklenmeyen kuru bir sevgi anlaşılmamalıdır. Burada sahabe efendimiz (ra), aslında amele güvenilmemesi gerektiğini de bize ders veriyor. Çünkü sahabe efendilerimiz (ra), Peygamber Efendimize (sav) itaatte en önde olan şahsiyetlerdi.
2. Çokça Namaz ve Secde
Namaz ve secde, Allah'ın Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde bize emrettiği bir ameldir. Bu amelin önemini Peygamber Efendimiz (sav), şu hadis-i şerif ile bize göstermiştir:
Sahabeden Rebia b. Ka’b (r.a.) anlatıyor:
Ben, bir yolculuk esnasında, geceleri, ola ki Allah Resulü’nün bir şeye ihtiyacı olur diye Allah Resulü’nün (s.a.s.) yakınlarında geceliyordum. Bir defasında ona abdest alması için su ve ihtiyaç duyduğu başka şeyleri getirdim. Bunun üzerine, "(Bana olan bu hizmetine karşılık) benden (bir şey) iste!" buyurdu. Ben de, "Cennette sana yakın olmak istiyorum." dedim. Rasulullah (s.a.s.), "Başka bir şey isteseydin." dedi. Ben, "Ben bunu istiyorum." dedim. Bunun üzerine bana, "Öyleyse çok secde etmek suretiyle nefsine karşı bana yardım et." buyurdu.3
Bir insanın ahirette erişebileceği en güzel nimetlerden ikincisi, Allah'ı gördükten sonra Peygamber Efendimize (sav) yakın olmasıdır. Bunun farkında olan sahabe efendimiz (ra), en büyük ikinci nimeti istemiştir. Peygamber Efendimiz (sav) ise bu konuda, nefis istemese bile, çokça secde etmek suretiyle kendisine yardım etmesini sahabe efendimizden (ra) istemiştir. Evet, o yakınlık ucuz değildir; ispat ister. Peygamber Efendimize (sav) itaat ise en büyük ispattır.
3. Yetim Hamiliği
Toplumda korunmaya ve şefkate en muhtaç gruplardan biri de yetimlerdir. Peygamber Efendimiz (sav), onları korumaya teşvik etmek için şu müjdeyi vermiştir:
Ben ve yetimi himaye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız, buyurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz aralayarak, gösterdi.4
Evet, Allah Resulüne yakın olmanın, onunla aynı ortamı paylaşmanın en güzel vesilelerinden biri de yetimleri korumak, ihtiyaçlarını görmek ve onları toplum hayatı içinde yalnız bırakmamaktır. Bu güzel işi yapanlar ahirette Peygamber Efendimize (sav) çok yakın olacaklardır.
4. Güzel Ahlak Sahibi Olmak
Peygamber Efendimiz (sav), güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiş bir peygamberdir. Birçok hadisi ile güzel ahlakın önemini vurgulamıştır. Konumuzla alakalı olarak Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
Kıyamet Günü’nde bana en sevgili olanınız ve makam/meclis bakımından bana en yakın konumda bulunacak olanınız, ahlakı en güzel olanınızdır.5
5. Doğru ve Güvenilir Olmak
Bir toplumu erdemli hale getiren en önemli etkenlerden biri, o toplumda doğruluk ve güvenilirliğin bulunmasıdır. Bir toplumda doğruluk ve güvenilirlik yoksa o toplumda rahat ve huzur olamaz. Bu hakikati bile Peygamber Efendimiz (sav), toplumun en önemli grubu olan tüccarları bu konuda eğitmek için onlara şu önemli müjdeyi vermiştir:
Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddiklar ve şehitlerle beraberdir.6
Evet, en büyük ticaret, Peygamber Efendimizin (sav) bu tavsiyesine uyup peygamberler (asm), sıddıklar ve şehitlerle beraber olmaktır.
Sorunuzun son kısmına gelince, cennete dair ayet ve hadislerde farklı farklı cennet nimetleri kadar lezzetli ayet ve hadisler vardır. Cennet güzelliklerinin ne kadar harika ve hayal bile edilemeyecek kadar güzel olduğunu gösteren şu kutsi hadis çok ilginçtir:
Ben salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım.7
İnsan, gördüklerinden hareketle bazı şeyleri hayal edebilir. Meftun olup aldandığımız şu güzel dünyaya bile hayran olurken, acaba hayal edemediğimiz cennet ne kadar güzeldir!
Bununla beraber hem Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz hem de hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz (sav), cenneti tasvir edip bizleri Allah’ın rızasına ve salih amellere teşvik etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’den cennet kadar lezzetli şu ayetleri söyleyebiliriz:
Takva sahiblerine va‘d edilen Cennetin misali şöyledir: Orada (zamanla hiçbir vasfı) bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şarabdan ırmaklar ve safi baldan ırmaklar vardır. Onlar için orada meyvelerin her çeşidi ve Rablerinden bir mağfiret vardır. (Bu ni‘metler içinde bulunanların hali,) o ateşte ebedi olarak kalan ve (pek) kaynar bir su içirilen kimseler gibi midir ki (o su) bağırsaklarını parça parça etmiştir.8
Girin Cennete! Siz ve zevceleriniz (orada) sevindirileceksiniz! Etraflarında altın tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Ve orada canların kendisini çektiği ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır. (Ve yine denir ki:) “Artık siz orada, ebedi olarak kalıcılarsınız. İşte yapmakta olduklarınıza karşılık, kendisine varis kılındığınız Cennet, budur! 9
Şüphesiz bütün iyiler Cennet nimetleri içindedirler. Tahtlar üzerinde oturup, kendilerine verilen nimetleri seyrederler. Sen onların yüzlerinde nimete kavuşmanın sevinç pırıltısını görüp, kendilerini tanırsın, onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir, onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. Öyle ise imrenip yarışmak isteyenler yalnız bunun için yarışsınlar.10
Cenneti bizler için yaratan Rabbimizin bu güzel beyanlarının ardından, şimdi de Miraç gecesinde cenneti dünya gözüyle gören Peygamber Efendimizin (sav) tasvirlerine bakalım. Peygamber Efendimiz (sav), kendisine cennet hakkında soru soran sahabe efendimize (ra) cenneti şöyle tarif ediyor:
Sehl b. Sa’d, Rasulullah’a: “Ey Allah’ın Rasulü! Cennet’in yapısı nedir?” deyince Efendimiz şöyle buyurdu: Yapısı altın ve gümüş tuğladan, harcı miskten, çakılları inci ve yakuttan, toprağı za’ferandandır. Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaşmaz, elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz.11
Yani dünyada istediğimiz ne kadar güzellik varsa hepsi cennette vardır; hoşlanmadığımız kötülükler ise cennette bulunmamaktadır. Orada eziyet değil, sefa vardır. Ölüm yok, ebedi hayat var. Eskimek, yaşlanmak yok, daimi bir gençlik var. Elbette aklı olan, böyle bir yer için dünyada iken hazırlık yapmalı.
Peygamber Efendimiz (sav), cennetin genişliği ve içindeki nehirlerle alakalı şu bilgileri vermektedir:
Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, yer ile gök arası kadardır. Firdevs, bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde Arş vardır. Allah’tan cennet istediğiniz vakit Firdevs’i isteyin.12
Tabii cennet ahiret yurdu olduğu için bu derecelerin mahiyetini ve genişliğini ancak orada öğrenebileceğiz. Ancak dikkat edilirse Peygamber Efendimiz (sav), cennetin derece derece, katman katman olduğunu vurgulayıp en üstte Firdevs cennetinin olduğunu, onun üzerinde ise Arş'ın bulunduğunu ifade ediyor. Bu katmanları Kur’an-ı Kerim farklı ayetlerde isimleri ile zikrediyor. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür:
Firdevs Cenneti
Adn Cenneti
Na‘im Cenneti,
Ebediyet Yurdu (daru’l-huld),
Me’va Cenneti,
Esenlik Yurdu (daru’s-selam),
İlliyyun Cenneti.
Hüsna Cenneti
İşte Bediüzzaman Hazretleri, bu ve benzeri hadis-i şeriflerden hareketle bu tabakaların koniğe benzer bir şekilde üst üste olabileceğini ifade ederek cennete feyiz ve bereketin herkesi kuşattığını ve orada rahatsızlık verecek herhangi bir engelin olmadığını ifade ediyor. Cennetin en üst tabakasında olan nasıl güneşten istifade ediyorsa, en alt tabakasında olan kişinin de istifade edebileceğini bu hadis-i şeriflerden istifade ile beyan etmektedir.13
Nisa, 4/69.
Müslim, Bir, 163
Müslim, Salat 226. Ayrıca bk. Ebu Davud, Tatavvu’ 22; Nesai, Tatbik 79
Buhari, Talak 25, Edeb 24.
Tirmizi, Bir, 71.
Tirmizi, Büyu‘, 4
Buhari, “Bed’ül-Halk”, 8.
Muhammed (asm), 47/15
Zuhruf, 43/70-71-72
Mutaffifin, 83/22-26
Tirmizi, Cennet, 2.
Tirmizi, hadis no: 2533
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 174.

