İlgili yer şöyle geçmektedir:
Öyle de, her şey Cenâb-ı Hakk’ın nâmına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyorlar, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir ağaç “Bismillâh” der. Hazîne-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyorlar. Bizlere tablacılık ediyorlar. Her bir bostan “Bismillâh” der. Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit, pek çok muhtelif lezîz taâmlar içinde beraber pişiriliyor.1
"Matbaha-i kudret" ifadesi kelime olarak "Allah’ın kudret mutfağı" demektir. Burada mutfak denilince, yemek yapılan bir yer değil, Allah’ın sonsuz kudretiyle her şeyi hazırladığı ve yarattığı yer kastedilmektedir. 1. Söz’de geçen "Her bir bostan ‘Bismillah’ der. Matbaha-i kudretten bir kazan olur..." cümlesinin manası şudur:
Bir bahçede veya bostanda aynı topraktan, aynı sudan, aynı güneşten çok farklı tatta, renkte ve kokuda meyve ve sebzeler çıkıyor. Domates, üzüm, elma, biber, kavun gibi birbirinden çok farklı nimetler sanki tek bir kazanda beraber pişirilmiş gibi aynı yerde yetişiyor. İnsan bunu görünce, bunları toprağın veya tesadüfün yapamayacağını, hepsinin Allah’ın kudretiyle hazırlandığını anlamaktadır. Mesela bir bahçede hem tatlı üzüm, hem acı biber, hem güzel kokulu nane yetişmesi, aynı malzemelerden birbirinden çok farklı yemekler çıkaran bir mutfak gibidir. İşte o bahçe, Allah’ın kudret mutfağı olmuş olur ve "Bismillah" diyerek O’nun adına bu nimetleri insanlara sunarlar.
Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 2.

