Bediüzzaman Said Nursi

11.07.2026

Bediüzzaman Hazretlerinin İlmi Kesbi mi Vehbi mi?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Vehbî ilim nedir? Kesbî ilim nedir? Aralarında nasıl bir farklılık vardır? Üstad Bediüzzaman'ın ilmi kesbî mi, vehbî mi idi?

14.07.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Kesbî: Arapça kesb (kazanmak, elde etmek) kökünden gelir. Istılahta, kişinin kendi gayreti, öğrenmesi, araştırması, tecrübesi ve çalışmasıyla elde ettiği bilgi anlamında kullanılır. Bu bilgi türü eğitim, müzakere, okuma ve gözlem gibi sebeplere bağlı olarak kazanılır. Ayrıca kesb kelimesi dini literatürde de insanın kendi iradesiyle elde ettiği kazanımları ifade etmektedir.1

Vehbî: Arapça vehb (hibe etmek, karşılıksız vermek) kökünden gelir. Istılahta ise kulun kendi çalışmasıyla değil, Allah Teâlâ'nın lütuf ve ihsanıyla kendisine bahşettiği bilgi anlamını taşır. Tasavvuf ve İslam düşüncesinde bu tür bilgi, çoğunlukla ilham, keşif ve ledünnî bilgi kapsamında değerlendirilmiştir.2

Kesbî İlim

Kesbî ilim, insanın aklını, duyularını ve öğrenme kabiliyetini kullanarak elde ettiği bilgidir. Okumak, dinlemek, araştırmak, tefekkür etmek, deney yapmak ve bir hocadan ders almak gibi yollarla kazanılan bütün bilgiler bu kapsamdadır. Fıkıh, hadis, tefsir, kelâm gibi dini ilimler ile matematik, tıp ve mühendislik gibi pozitif bilimler de bu yönüyle kesbî ilimdir. Çünkü bunların tamamı belirli bir gayret, eğitim ve öğrenme süreci sonunda elde edilir. İslam âlimleri, insanın ilim tahsil etmekle yükümlü olduğunu ifade ederken esas itibarıyla bu kesbî ilmi kastetmişlerdir.

Vehbî İlim

Vehbî ilim, kulun kendi çalışmasıyla elde ettiği bir bilgi olmayıp Allah Teâlâ'nın doğrudan lütuf ve ihsanı olarak kalbe verdiği bilgidir. Peygamberlere gelen vahiy bunun en üstün ve kesin şeklidir. Peygamber olmayan salih kullara verilen ilham, sünûhat ve ledünnî bilgiler de vehbî ilim kapsamında değerlendirilir. Nitekim bunun en büyük delili Kur'ân-ı Kerîm'deki şu ayettir:

Derken ikisi, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu (Hızır'ı) buldular.3

Bununla beraber Ehl-i sünnet âlimleri, peygamberler dışındaki kimselere verilen ilhamın dini hükümlerde bağımsız delil olmayacağını özellikle vurgulamışlardır. Çünkü ilham kişiye özeldir. Doğruluğu ancak Kur'an, sünnet ve dinin temel esaslarına uygunluğu ölçüsünde kabul edilir. Bu sebeple vehbî ilim, sahibine manevi bir ikram olmakla birlikte başkalarını bağlayan şer'î bir kaynak sayılmaz. İslam âlimleri, hakiki vehbî bilginin sağlam bir itikad, sünnete bağlılık ve kesbî ilimle desteklenmiş bir manevi hayatın neticesi olduğunu ifade etmişlerdir.

Bediüzzaman Hazretlerinin ilmi, kesbî ve vehbî ilmin birleştiği bir mahiyet taşır. Kendisi küçük yaşlardan itibaren medrese tahsili görmüş, kısa zamanda devrin temel İslam ilimlerini okuyarak icazet almıştır. Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, mantık ve fen ilimlerine dair geniş bir birikim kazanmıştır. Bu yönüyle ilmi, ciddi bir tahsil ve gayretin ürünü olan kesbî ilimdir. Bununla birlikte Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur'un yalnızca kendi ilmi birikiminin ürünü olmadığını, Kur'an'ın manevi bir tefsiri ve ilham-ı İlâhînin bir ihsanı olduğunu sıkça ifade etmektedir. Bu bağlamda Risale-i Nur'un telifinde Allah'ın ihsan ve ilhamını ifade eden vehbî bir yönün de bulunduğu da açıktır.

Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’un farklı seviyelerdeki insanlara tesir etmesini ve bu kadar kısa zamanda telif edilmesini doğrudan doğruya bir inâyet-i Rabbâniye yani Allah'ın yardımı olduğunu şöyle ifade etmektedir:

... o çeşit risâleler, fevkalâde bir sür‘atle, hem idrâkimi ve fikrimi müşevveş eden sıkıntılı, inkıbâz vakitlerinde yazılması dahi, bir eser-i inâyet ve bir ikrâm-ı Rabbânîdir.4

Sonuç olarak, Bediüzzaman Hazretlerinin ilmini yalnızca vehbî veya yalnızca kesbî olarak nitelendirmek doğru değildir. Onun şahsî ilmî birikimi, yıllarca süren tahsil, mütalaa ve tefekkür neticesinde elde edilmiş kesbî bir ilimdir. Ancak bu sağlam ilmî altyapı üzerine telif edilen Risale-i Nur'un ortaya çıkışında Allah'ın ihsanı, inayeti ve ilhamı olarak ifade ettiği vehbî bir yönün bulunduğunu da bizzat kendisi dile getirmektedir.

Kaynakçalar
  1. Mustafa Çağrıcı, "Kesb", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2022, c. 25, s. 302.

  2. Bekir Topaloğlu, "Vehhab", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2012, c. 42, s. 610.

  3. Kehf, 18/65.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 10.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız