Sorudaki ilgili rivayet şu şekildedir:
Bize Osman b. Ebî Şeybe, ona Muâviye b. Hişâm, ona Ali b. Salih, ona Yezîd b. Ebî Ziyâ, ona İbrahim, ona Alkame, ona da Abdullah (ra.) şunu rivâyet etti:
"Bizler Rasûlullah’ın (sav.) yanında bulunduğumuz sırada Benû Hâşim'den bir gurup genç geldi. Hz. Peygamber (sav) onları görünce, gözleri yaşla doldu ve yüzünün rengi değişti. Ben;
"- Şimdiye kadar yüzünüzde hoşumuza gitmeyen bir manzara hiç görmemiştik" dedim. Şu cevabı verdiler:
"- Biz öyle bir âileyiz ki, Allah bizim için dünyaya mukabil âhireti tercih etmiştir. Benim ehl-i beytim benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak. Nihayet, doğu tarafından beraberlerinde siyah bayraklar olan bir kavim gelecek, bunlar hayır (saltanat) isteyecekler, fakat istediklerini onlara vermeyecekler. Bunun üzerine savaşacaklar ve Allah onlara yardım edecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek. Ne var ki, onlar bunu kabul etmeyip emirliği ehl-i beytim'den bir adama tevdi edecekler. Bu adam da, insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın)."1
Bu hadisler müteşabih hadislerdir. Bu minvalde olan hadislerin izah ve şerhleri için muhakkak Allah'ın kendilerine hususi bir ilim verdiği ilim ehli büyük âlimlerin yorumlarına ihtiyaç vardır. Maalesef bu hadis ile ilgili bahsettiğiniz minvalde bir izah bulamadık. Doğrusunu Allah bilir.
Sünen-i İbn Mâce, Fiten, 34

