Hadis külliyatlarında yer alan rivayetlere bakıldığında teravih namazını başlangıçta cemaate bizzat kıldıran Sevgili Peygamberimiz (sav), ümmetinin yükünü arttırabileceği düşüncesiyle bu uygulamadan vazgeçmiştir. O'nun (sav) bu namazı iki veya üç gün mescitte kıldırdığı, cemaatin gittikçe çoğaldığını görünce mescide çıkmadığı ve bunu Allah’ın farz kılabileceği endişesiyle yaptığını söylediği rivayet edilir.
Resul-i Ekrem (sav) bizzat teravih namazını kıldığı gibi, aşağıdaki şu hadisle bilhassa gece ibadetlerinin ve teravih namazının kastedildiği yorumu yapılmıştır:
Ramazan ayını inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihya eden kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.1
Bunun yanı sıra bazı kitaplarda teravih namazının gün gün fazileti hakkında zayıf da olsa şu rivayetler bulunmaktadır:
Teravih Namazının Günlere Göre Sevapları
Teravih namazı kılmanının fazîletleri nelerdir? Teravih namazının her gün ayrı ayrı sevabı vardır. Teravih namazının fazîletleri;
1. Gece: Teravih kılan kişi, anasının kendisini doğurduğu gün gibi günahlarından çıkar.
2. Gece: Eğer müminseler ana babası mağfiret olunur.
3. Gece: Arş’ın altından melekler kendisine: “Ameline yeniden başla, geçmiş olan günahların muhakkak senin için bağışlanmıştır.” diye seslenir.
4. Gece: Kendisi için Tevrât, İncîl, Zebûr ve Furkân’ı okumuş kadar sevap vardır.
5. Gece: Allâh-u Te‛âlâ ona Mescid-i Harâm’da, Mescid-i Nebevî’de ve Mescid-i Aksâ’da kılmış olanların sevabını verir.
6. Gece: Allâh-u Te‛âlâ kendisine Beyt-i Ma’mûr’u tavaf eden meleklerin sevâbını verir. Her taş ve tuğlaya varıncaya kadar her şey kendisi için istiğfar eder.
7. Gece: Hz. Mûsâ'ya (as) kavuşup, Firavun ve Hâmân’a karşı ona yardım etmiş gibi olur.
8. Gece: Bedir Harbi’ne katılmış gibidir. Ayrıca Allâh-u Te‛âlâ ona Hz. İbrahim'e (as) verdiği mükâfatı verir.
9. Gece: Tövbekâr Hz. Dâvûd'un (as) ibâdeti ve Rasûlüllâh'ın (sav) itâati kadar Allâh-u Te’âlâ’ya ibadet etmiş gibidir.
10. Gece: Allâh-u Te‛âlâ kendisine dünya ve ahirette selâmet nasip eder ve iki cihanın hayırlarını bahşeder. Ayrıca yetmiş bin ve daha fazla kişi hakkında şefaatçi kılınır.
11. Gece: Dünya'dan suya kanmış olarak çıkar ve Sırât’ı göz kapan şimşek gibi geçer.
12. Gece: Allâh-u Te‛âlâ kendisine yetmiş adet makbul hac ve makbul umre ecri yazar ve kıyamet günü (mahşere) dolunay gecesindeki ay gibi (nurlu olarak) gelir.
13. Gece: Beyt-i Makdis’i ma’mûr etmiş kimseler ve orada mücâvir bulunmuş peygamberler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihler gibi sevaplara nâil kılınır ve kıyâmet günü bütün kötülüklerden emîn olarak (mahşere) gelir.
14. Gece: Kadr Gecesine ulaşıp Haceru’l-Esved ile Makâm-ı İbrâhîm arasında namaz kılmış gibi olur ve melekler onun terâvîh kılmış olduğuna dâir şâhit olarak (mahşere) gelir. Bu nedenle kıyamet gününde Allâh-u Te‛âlâ kendisini (zor bir hesapla) muhasebeye tâbi tutmaz.
15. Gece: Allâh-u Te‛âlâ duasını kabul eder, hacetini görür, anlatanların ta’rîf edemeyeceği kadar kendisine mükâfat verir. Ayrıca melekler, özellikle Arş’ı ve Kürsî’yi taşıyan melâike kendisine salâtta bulunurlar (feyiz ve rahmet yağdırırlar).
16. Gece: Kabrinden: “Şâhitlik ederim ki; Allâh-u Te‛âlâ’dan başka hiçbir ilâh yoktur. Yine şehâdet ederim ki; Muhammed O’nun kulu ve Rasûlüdür.” diye nidâ ederek (kelime-i şehâdet getirerek) kabrinden çıkar. Böylece Allâh-u Te‛âlâ kendisine cehennemden kurtuluş berâtı ve cennete giriş berâtı yazar.
17. Gece: Cennetteki makamını görmedikçe dünyadan çıkmaz, kendisine peygamberlerin sevabının bir misli bağışlanır.
18. Gece: Mücâhitlerin ve şehîtlerin ecrine nâil kılınır ve bir melek kendisine: “Ey Allâh’ın kulu! Muhakkak ki Allâh-u Te‛âlâ senden de anan babandan da râzı olmuştur” diye nidâ eder.
19. Gece: Allâh-u Te‛âlâ kendisine dünya ve ahiret sıkıntılarına karşı kâfî gelir ve Firdevs (cennetin)de derecelerini yükseltir.
20. Gece: Rasûlüllâh'i (sav) görmeden, kendisini cennetle müjdelemeden ve melekler onu ziyaret etmeden dünyadan çıkmaz.
21. Gece: Allâh-u Te‛âlâ kendisine cennette nûrdan bir köşk bina eder ve ona göktekilerle yerdekiler sayısınca sevap yazar.
22. Gece: Allâh-u Te‛âlâ ona Muhammed'in (sav) ümmetinden yetimleri ve dulları doyuran herkes kadar ecir yazar. Böylece o, kıyamet gününe her türlü gam ve kederden emin olarak gelir.
23. Gece: Hz. Muhammed'in (sav) ümmetinin esirlerini satın alıp onları âzât etmiş gibi (sevâba nâil) olur ve Allâh-u Te‛âlâ kendisine cennette bir şehir binâ eder.
24. Gece: Allâh-u Te‛âlâ amel defterini ona sağ elinden verir, kendisinin yirmi dört adet makbul dua hakkı olur.
25. Gece: Allâh-u Te‛âlâ ölüm meleğini ona en güzel bir surette gönderir de o onu, bitmez tükenmez nimetlerle müjdeler. Ayrıca Allâh-u Te‛âlâ ondan kabir azabını kaldırır.
26. Gece: Cennet kendisine âşık olur ve Allâh-u Te‛âlâ onun için kırk senelik sevap yükseltir.
27. Gece: Allâh-u Te‛âlâ, Rıdvân’a cennet kapılarını onun için açmasını emreder.
28. Gece: Allâh-u Te‛âlâ, meleklere kendisine cehennem kapılarını kilitlemelerini emreder. Ayrıca onun cennette bin derecesini yükseltir.
29. Gece: Allâh-u Te‛âlâ ona Eyyûb'ün (sav) belâsına karşı (sabretme) sevâbı gibi ecirler yazar ve kötülüklerini kendisine örter.
30. Gece: Kıldığı zaman; Allâh-u Te‛âlâ: “Ey Benim (terâvîh namazlarını bitiren) kulum! Cennet meyvelerinden ye! Selsebîl gözesinden yıkan ve Kevser suyundan iç! Ben senin Rabbinim; sen de Benim kulumsun!” buyurur.
Böylece bir münâdiye gökyüzünden doğru (Kendisi adına):
“İşte bunlar azâbımdan âzâtlılarımdır! İzzim, Celâlim ve Yüce Makâmım hakkı için; Muhammed'in (sav) ümmetinden oruç tutanları cennete girdireceğim!” diye nidâ etmesini emreder.”2
Unutulmamalıdır ki muhaddisler, akaid ve ahkâma dair konularla ilgili olmamak şartıyla zayıf isnadlı hadislerin rivayetinde bir sakınca görmemişler; mevâiz, kıssalar, amellerin faziletleri gibi tergib-terhib konularında yahut tefsir ve megaziye ilişkin hususlarda hadis rivayet ederken daha hoşgörülü bir tutum ortaya koymuşlardır.
Buhari, Salatü’t-Teravih, 1.
Kitâbu’l-mevâ’iz fî fünûni’l-mecâlis, Zühretü’r-riyâd, İsmail Hakkı, Mecâlisü’l-va’z ve’t-tezkîr, sh:88-90, Osman el-Hobevî, Dürratü’l-vâ‛ızîn, sh:16,17; Muhammed Hayrî, Mecâlis-i Hayriyye ve mefâtîh-ı ilmiyye, sh:15-99

