RİSALE-İ NUR

12.01.2026

4

Kâinattaki Tahavvülât, Varidât ve Masarifâtın Tevhide İşareti

"Bu hadsiz mevcudatta olan tahavvulât ve vâridat ve masarifat, her bir anda umum kainatı görür ve nazar-ı teftişinden geçirir bir tek zâtın mizanıyla ölçülür ve tartılır."

Bu cümledeki tahavvulat, varidat ve masarifatı örnek vererek izah eder misiniz?

19.01.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bu cümlenin Risale-i Nur'da geçtiği paragraf şöyledir:

Şu kâinât öyle bir saraydır ki, o sarayda mütemâdiyen tahrîb ve ta‘mîr içinde çalkanan bir şehir var. Ve o şehirde her vakit harb ve hicret içinde kaynayan bir memleket var. Ve o memlekette her zaman mevt ve hayat içinde yuvarlanan bir âlem var. Halbuki o sarayda, o şehirde, o memlekette, o âlemde o derece hayret-engîz bir muvâzene ve bir mîzân ve bir tevzîn hükmediyor; bilbedâhe isbat eder ki, bu hadsiz mevcûdâtta olan tahavvülât ve vâridât ve masârıfât, her bir anda umum kâinâtı görür ve nazar-ı teftîşinden geçirir bir tek zâtın mîzânıyla ölçülür ve tartılır.1

Öncelikle, kısaca bu paragrafı izah edelim:

İçinde bulunduğumuz bu kainat, Allah'ın yarattığı bir saray gibidir. Bu sarayda sürekli devam eden yıkımlar ve tamiratların olduğu bir şehir bulunuyor. O şehirde de sürekli savaşların ve göçlerin olduğu bir ülke vardır. O ülkenin içinde de devamlı ölümlerin ve hayata gelenlerin olduğu bir âlem vardır. Yani saray içinde şehir, şehir içinde ülke ve ülke içinde de bir âlem bulunur. İlk bakışta bu durum akla zıt görünse de, Allah kâinatı bu şekilde iç içe daireler şeklinde ve içine girdikçe daha da büyüyen ve derinleşen bir surette yaratmıştır. Bu da sonsuz bir ilmin ve kudretin apaçık bir yansımasıdır. Aynı zamanda bu kâinat sarayında ve içinde bulunan bu şehir ve onun içindeki ülke ve onun içindeki âlemde, mükemmel bir denge ve düzen vardır. Bu durum da ispat ediyor ki; bu saray içindeki her şeyde görünen değişimler, dönüşümler, gelenler ve gidenler, bütün bu kâinat sarayını görerek idare eden bir zatın kontrolündedir. Yani bu kâinattaki hiçbir şey başıboş değildir, her şeyin Rabbi ve sahibi tektir.

Şimdi sorudaki üç kavramı örneklendirelim;

Tahavvulât: Sürekli değişimler, dönüşümler ve aynı maddenin farklı suretlere girmesi demektir. Örneğin; bazı maddeler insan veya hayvan bedenine girer ve orada başka bir hale dönüşür. Ya da tohum filizlenir, sonra ağaç olur ve daha sonra meyve olur. Hem mesela atmosferde su buharı yoğunlaşarak bulut olur ve yağmur olarak yer yüzüne iner. Sonra da bu sular, yer altı suyu olarak hayat sahiplerinin kullanımına sunulur. Daha bunlar gibi kâinatta her madde bir değişim ve dönüşüm içindedir. Fakat bunların hiçbiri herhangi bir düzensizliğe sebep olmaz. Çünkü hiçbiri rastgele ve ölçüsüz değildir. Aksine mucizevi bir şekilde mükemmel, hassas ölçülerle ve kusursuz dönüşümler gerçekleşir.

Vâridât: Gelenler ve girenler demektir. Örneğin; güneşten ısı, ışık ve enerji dünyamıza gelir, besinlerin oluşmasına vesile olur. Yine insan için rızık olan maddeler vücuda girer, enerji olarak dışarı çıkar. Ya da fotosentez vasıtasıyla havadan bitkilere karbondioksit girer, topraktan mineraller girer, besin ve oksijen olarak dışarı çıkar. Veyahut, her baharda dünya yüzüne sayısız rızıklar umulmadık tarzda yerden çıkar ve bizlere ikram edilir. Aynen bunlar gibi daha nice maddeler sürekli var edilerek gelmekte ve kâinat sarayına girmektedir.

Masarifât: Harcananlar, çıkanlar demektir. Örneğin; tüketilen her rızık ve zahiren bozulan, dağılan her şey bir masraftır. Hem mesela insan hücreleri sürekli ölür ve yerine yenisi gelir. Ama insanın bedeni bütünlüğünü korumaya ve hayatını sürdürmeye devam eder. Aynı durum ekosistemde de mevcuttur. Yani bir yaprak yere düşer, çürür ve toprağa karışarak diğer bitkilere besin olur. Kısacası; bu harcama ve masraf o kadar hikmetli ve faydalıdır ki, hiç bir israf yoktur. Her harcama olması gerektiği yerde olması gerektiği kadar yapılmaktadır.

Netice olarak bu üç kavram bize gösterir ve ispat eder ki; bütün bu mükemmel işler, aklı ve ilmi olmayan basit atomlara verilemez. Zira bu kusursuz işleyiş, her şeyi tasarrufunda ve emrinde bulunduran sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Zât'ın yaratmasıyla olabilir. Hem bu işleyişe hiç bir harici etki de parmak karıştıramaz. Çünkü bu kâinattaki her şey bir denge halinde ve birbiriyle iç içe hareket etmektedir. Biri diğerinin hammaddesi, bir diğeri ötekisinin neticesidir. Yani bütün kâinat tek bir fabrika gibi aynı anda çalışmakta ve varlıklar bu şekilde yaratılmaktadır. En ufak bir aksaklık olsa her şey karışıp darmadağın olacak ve bu mükemmel işler ortaya çıkmayacaktır. Bu da her şeyin tek bir elden yani Hz. Allah tarafından idare edildiğini açıkça gösterir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 151


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız