Bağış Yap

Mezhepler

19.09.2026

Şia Nedir? Şiilik Nasıl Ortaya Çıktı? Şia'nın Tarihi, Grupları, İnançları ve İmamet Anlayışı

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

19.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Şia, kelime olarak fıkra, cemaat, taife, yardımcı ve etba manalarına gelmektedir.1 Terim olarak Şia ise Resul-i Ekrem’in vefatının ardından devlet başkanlığının Hz. Ali’ye ve onun evladından belli kimselere intikal etmesi gerektiğini savunan grupları ifade eder.2

Peygamber Efendimiz (sav), ahireti şereflendirmeden önce İslam devletini ve ümmetini maddi ve manevi olarak idare edecek ve sahabelerin içinde en seçkin konumda olan zatları hem fiil hem de sözleri ile işaret etmiştir. Örneğin, bir mecliste veya bir yerde oturduklarında Efendimizin sağında ve solunda Hazret-i Ebubekir (ra) ve Hazret-i Ömer Efendilerimiz (ra) otururlardı.3 Bu konuda başta dört Halife ve Aşere-i Mübeşşere Efendilerimiz (ra) olmak üzere sahabelerin faziletini gösteren rivayetler için Kütüb-i Sitte hadis külliyatına bakılabilir.

Peygamber Efendimiz (sav), özellikle hastalığının şiddetlendiği son zamanlarda Hazret-i Ebubekir Efendimizi imamlığa geçirmiş, arkasında namaz kılmış ve Hazret-i Ebubekir Efendimizin (ra) kapısı hariç mübarek mescidine açılan bütün kapıları kapattırmıştır.4 Elbette bundan çıkarılacak en önemli ders, Hazret-i Peygamberin (sav) kendisinden sonra Hazret-i Ebubekir’i (ra) işaret ettiği ve onun devleti ve ümmeti sevk ve idare edeceğidir. Nitekim bu mesaj, başta Hazret-i Ali Efendimiz (ra) olmak üzere tüm sahabe tarafından hiçbir itiraza yer olmadan kabul edilmiştir.

Daha sonra sırası ile Hazret-i Ebubekir (ra), Hazret-i Ömer (ra), Hazret-i Osman (ra) ve Hazret-i Ali (ra) halife olmuşlar ve Müslümanları idare etmişlerdir. Bu sıralamaya ne Hazret-i Ali Efendimizden (ra) ne de dönemin toplumunu oluşturan sahabeden hiçbir itiraz gelmemiştir.

Bediüzzaman Hazretleri, Yedinci Lem'a'da Fetih suresinin son ayetinin gaybi bir ihbar ile dört Halife’den (ra) bahsettiğini, onların sıfatlarını söyleyip sırası ile kimin halife olacağını haber verdiğini şu ifadelerle ortaya koymaktadır:

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذٖینَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَی الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَیْنَهُمْ تَرٰیهمْ رُكَّعًا سُجَّدًا
Muhammed Allah’ın Resûlüdür. Ve onun berâberinde bulunanlar; kâfirlere karşı çok şiddetli, kendi aralarında gāyet merhametlidirler; onları çokça rükû‘ eden kimseler ve çokça secde eden kimseler olarak görürsün..5

وَالَّذٖینَ مَعَهُ〛“Onun beraberinde bulunanlar” ifadesi, özel beraberliği ve ilk vefat ederek yine onun maiyetine katılmasıyla Hazret-i Ebu Bekir’i gösterir.

اَشِدَّٓاءُ عَلَی الْكُفَّارِ〛 Kâfirlere karşı çok şiddetli” ifadesi, fetihleriyle devletleri titretecek ve zalimlere adaletiyle yıldırım gibi karşı koyacak Hazret-i Ömer’i bildirir.

〚 رُحَمَٓاءُ بَیْنَهُمْ〛 “ Kendi aralarında gayet merhametlidirler” ifadesi ise büyük bir fitne sırasında Müslümanlar arasında kan dökülmemesi için canını feda eden Hazret-i Osman’ı haber verir.

〚 تَرٰیهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا یَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا〛 “Rükû ve secde edenler” ifadesi ise saltanat ve hilafete layıkıyla giren fakat zühdü, ibadeti ve ölçülü yaşamı seçen Hazret-i Ali’yi anlatır. Bu işaret, onun fitnelerdeki savaşlardan sorumlu olmadığını da bildirir. Çünkü onun niyeti ve isteği Allah’ın lütfu ve rızasını kazanmaktır.6

Bu hakikatleri bilen Hazret-i Ali Efendimiz (ra), kendisinden önce Hazret-i Ebubekir’in (ra), Hazret-i Ömer’in (ra) ve Hazret-i Osman’ın (ra) hilafetine itiraz etmek şöyle dursun onların yanında ilmiyle bir şeyhülislam ve bir müsteşar gibi İslamiyet’e hizmet etmiştir.

Hazret-i Osman Efendimizin şehit edilmesinden sonra Hazret-i Ali Efendimiz (ra), bütün sahabenin kabulü ile hilafete geçmiştir. Daha sonraları Hazret-i Osman (ra) Efendimizin katilinin bulunup öldürülmesi olayında ortaya çıkan içtihadi ihtilaf, maalesef sahabe arasında Cemel ve Sıffin savaşlarını netice vermiş ve İslam toplumunda ciddi gruplaşmaları ve fırkalaşmaları ortaya çıkarmıştır. Hazret-i Ali Efendimiz (ra) Kufe'de şehit (H. 661) edilmiştir. Ancak bu süreçte Yahudi münafık Abdullah bin Sebe, Hazret-i Ali (ra) taraftarlarının arasına girmiş; birçok batıl inanışı taraftarlar arasında yaymayı başarmıştır.7 Hazret-i Ali’nin hilafete daha layık olduğu, bu konuda hakkının gasp edildiği, sahabenin adil olabileceği gibi fasık da olabileceği ve hatta üç kişi hariç diğerlerinin mürted oldukları gibi daha birçok yanlış inanç bu fırka arasında yayılıp hayat bulmuştur.8

Daha sonra Hazret-i Ali Efendimizin (ra) oğlu Hazret-i Hasan Efendimiz (ra) hilafetini ilan etmiş ve altı ay halifelik yapmıştır. Ancak Hazret-i Muaviye (ra) ordusunu hazırlayıp Hazret-i Hasan Efendimizin üzerine gönderince Hazret-i Hasan Efendimiz (ra), Müslümanlar arasında kan çıkmaması için Hazret-i Muaviye (ra) lehine hilafetten çekilmiştir. Eşi tarafından zehirlenen Hazret-i Hasan (ra), hicri 669'da şehit edilmiştir.

Tarihi süreçte Ehl-i Beyt, Emevilerden siyaseten rahatsız olanlar için bir adres olmuştur. Onların baskıcı siyasetinden memnun olmayanlar, Ehl-i Beyt'ten birinin arkasına saklanıp isyan bayrağını çekmişlerdir. Yine böyle bir amaç için Hazret-i Hüseyin Efendimizi Kufe'ye davet etmişler; ancak olay, Kerbela'da Hazret-i Hüseyin Efendimizin şehadeti ile sonuçlanmıştır. Bu feci olay ayrılığı çok daha belirginleştirip derinleştirmiş ve özellikle Şia tarafından yüzyıllar boyunca kullanılacak bir araç olmuştur.

Kerbela olayından sonra Şia taraftarları arasında ideolojik düşünce iyice yerleşmiş oldu. Artık ayetleri ve hadisleri kendi anlayışlarına göre yorumlamaya başlamışlardı. Kendi usullerini teşekkül ettirmiş ve kendi fıkıh anlayışlarını tatbik etmişlerdi.

Temelde Şiileri Gulat (aşırı) Şiası, İsmailiye Şiası, İsnaaşeriye (İmamiyye) Şiası, Zeydiyye Şiası olarak dört grupta toplayabiliriz. Temel inançlarını ise şu beş maddede özetlemek mümkündür:

Tevhid: Allah’ın varlığı ve birliği konusunda Müslüman alimlerle ayrılmazlar. Ancak Allah’ın sıfatları konusunda neredeyse Mutezile ile aynı görüşü paylaşırlar.

Adalet: Bu konuda Allah’ın mutlak adalet sahibi olduğunu ifade ederlerken, Allah’ın kulları için en iyisini yaratmak zorunda olduğunu ifade ederek bu konuda Mutezile ile paralel düşünürler.

Nübüvet: Allah ile aracısız görüşen kişinin peygamberliğine, bu peygamberin peygamberliğini ispat için mucize göstermesinin zorunluluğuna ve Allah’ın insanların doğruyu bulmak, saadet ve mutluluğu bulmak için peygamber göndermek zorunda olduğuna inanırlar.

İmamet: İmamet, din ve dünya işleri ile ilgili olarak herhangi bir şahsın Hz. Peygambere (sav) niyabetle genel başkanlığıdır. Bu, aklen vaciptir. Ve özellikle İsmailiye kolu, Kur’an ve sünnetin açık ve gizli manalarının olduğunu, gizli manaların ancak imamla anlaşılabileceğini savunurlar. Özetle, peygamberliğin varlığına delalet eden her delil, imametin de varlığına delalet eder, derler. İmamların masum yani günahsız olduklarını savunmakla Müslüman alimlerden ayrılırlar.

Mead: Ahiret inancıdır. Bu konuda diğer İslam alimlerinden çok farklı düşünmezler. Ancak furuatta inançlarına göre Mehdi çıktığında Allah bazı insanları tekrar kendi suretlerinde diriltecek, onların bir kısmını alçaltacak, bir kısmını ise yüceltecektir. Kendilerinin inanışına göre bu, tenasühten farklı bir şeydir.9

Kur’an ve sünnet ışığında hilafet ve buna karşılık Şiilik mezhebinin varlığı, çıkış sebebi ve genel olarak inançları bu şekilde özetlenebilir.

Kaynakçalar
  1. Çağdaş Arapça Sözlüğü

  2. Ragıb el-İsfahani, el-Müfredat, “şyʿ” md.; Lisanü’l-ʿArab, “şyʿ” md

  3. Sahih-i Müslim, Kitab-ı Fezail-i Sahabe, c.7, s. 301-304

  4. Sahih-i Müslim, Kitab-ı Fezail-i Sahabe, c.7, s. 278-279

  5. Fetih, 48/29.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 25

  7. Mustafa Öz, "ŞİA", TDV İslam Ansiklopedisi

  8. 1.Cemal Sofuoğlu. Şia’nın Sahabiler Hakkındaki Bazı Görüşleri. AÜİFD 1981; 24(1-2) 533-538.

  9. İlhan, A. (1996). Şiilik ve Ana Prensipleri. Erdem, 8(23), 375-396

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız