Soru

Risale-i Nurun Şahs-ı Manevisi

Risale-i nurun şahsı maneviyesi ne demektir?

Tarih: 18.11.2020 16:03:33
Okunma: 855

Cevap

Şahs-ı manevi: İnsanların kardeşlik dairesinde bir araya gelerek ciddi, samimi birlikteliğinden doğan manevi şahsiyete denir. Cemaat ruhundan doğar. Veya eşyanın bir araya gelip cemaat şekline girerek ifade ettikleri manevi şahsiyete denir. Cemaati meydana getiren fertleri temsil eden manevi bir ruh da denilebilir. Fertler veya eşya burada birer duygu, birer aza hükmündedirler. Birbirlerinin meziyetleriyle iftihar etmek, lezzet almak vicdani bir vazifedir. Hakkın şahs-ı manevisi olabileceği gibi batılın da şahs-ı manevisi vardır. Küçük şeylerin şahs-ı manevisi olabileceği gibi kapsamlı büyük şeylerinde şahs-ı manevisi olur. İnsanların olduğu gibi eşyanın da şahs-ı manevisi olur. Fakat eşyanın şahs-ı manevisini melekler temsil eder.

Başka bir ifadeyle:

Şahs-ı manevi belirli bir maksad için bir araya gelip ortak faaliyetlerde bulunan bir topluluğun oluşturduğu "manevî bir kişiliktir". Adeta o topluluk kendine has özellikleri bulunan bir insan gibidir.

Eğer bu topluluk Allah rızası için, onun dinine hizmet uğruna bir araya gelen insanlardan oluşmuşsa bu "Nur'ânî bir şahs-ı manevîdir".

Tek bir şahıs nasıl bir gayeye yönelik çalışmalar yapıyor ve belirli neticeler elde ediyorsa, topluluğun şahs-ı manevisi de öyledir.

Maddi misal olarak kamu kuruluşlarını verebiliriz. Mesela, Kızılay'ın da bir şahs-ı manevisi vardır. Bu gibi devlet kuruluşlarına, "kamu tüzel kişiliği" denmesi de şahs-ı manevi manasındadır.

Bu kurumun bütün personeli, birlikte kuruluş gayelerine yönelik çalışmalar yaparlar ve tek başlarına yapamayacakları büyük hayırlara vesile olabilirler.

Manevi olarak ise, bütün hayır kuruluşlarını, cemiyetleri ve cemaatleri misalverebiliriz.

Şahs-ı maneviye dahil olmanın şartı, o topluluğun gayelerini samimi bir şekilde kendine gaye edinmek ve bu gayeleri elde etmek yolunda diğer ferdelerle sıkı bir dayanışma içinde olmaktır. Üstad Bediüzzaman dayanışma yoluyla şahs-ı manevi oluşturmanın nasıl büyük bir kuvvet artışına sebeb olduğunu şöyle anlatır:

"Hakikî ve samimî bir ittifakta (birleşmekte) herbir ferd, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî müttehid (birleşmiş) adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevî kıymeti ve kuvvetleri vardır." (21. Lema)

"Risalet-ün-Nurun hakikî ve sâdık şâkirdleri (talebeleri) mabeynindeki (arasındaki) düstur-u esasî (temel  bir kural) olan iştirâk-i a'mâl-i uhreviye (ahiret amellerinde ortaklık) kanuniyle ve samimî ve sâdık tesanüd  (dayanışma) sırrıyla herbir hâlis ve hakikî şâkird, bir dil ile değil, belki kardeşleri adedince dilleriyle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara karşı bin dil ile mukabele eder. İhlâs ve sadâkat ve Sünnet-i Seniyyeye mütâbaat ve hizmet derecesine göre o küllî ubudiyete sahib olur.

Üstad'ın yukarıdaki sözünde geçtiği gibi, bir iken bir akılla değil, on akılla düşünülmüş, yirmi gözle görülmüş gibi olur.

Müslümanların birlik beraberlik olması, şahs-ı manevi teşkil etmeye çok önem vermesi  ve meşvereti iyi kullanan kaliteli liderler yetiştirmesi lazımdır. Bu zamanda İslam Dünyası'nın batı karşısında gelişmesi için bu şarttır.

Şahsı maevi için detaylı bilgi:

https://risale.online/soru-cevap/sahs-i-manevi

https://risale.online/soru-cevap/sahs-i-manevi-ve-cemaatler

 

 

 

 

 


Yorum Yap

Yorumlar