Bağış Yap

Muhtelif Meseleler

22.09.2026

Sosyal Medyanın Zihin ve Ruh Üzerindeki Zararlarına Karşı Risale-i Nur Nasıl Bir Çare Sunar?

Sesli Dinle

Yapay zeka ile seslendirilmiştir

Bu çağda sosyal medyanın insanın zihinsel işleyişi üzerindeki olumsuz etkilerine karşı, Risale-i Nurları okumanın zihne, akla ve muhakeme yeteneğine sağladığı faydalar nelerdir?

22.09.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bilinçsiz kullanılan sosyal medyanın (sanal medya) insan beynine, hatta ruhuna çok çeşitli zararları bulunmaktadır. Sosyal medyanın hız, haz ve parçalanmış dikkat üzerine kurulu etkisi; kişinin derinlikli düşünme becerisini köreltebilir, dikkati dağıtabilir ve zihni dış uyaranlara bağımlı hale getirebilir. Kontrolsüz bir şekilde kullanılan sosyal medya; insanın zihin ve ruh dünyasında oluşturduğu tahribatın ötesinde, kişide davranışsal problemler ve kişilik bozukluklarına dahi sebep olabilmektedir.

Sanal medyanın en önemli zararlarını ve Risale-i Nur okumanın ve mütalaa etmenin faydalarını birkaç maddede şu şekilde sıralayabiliriz.

Sabır ve İrade: Sosyal medyanın temel özelliği olan kısa videolar, hızlıca içeriklere erişebilme gibi hususlar kişide hazırcılığa bir meyil oluşturur. Hazıra alışan irade, meşakkatli ve zor işlerden kaçar ve rahatı arar. Bunun neticesinde sabır, gayret ve sebat gibi duygular körelmeye başlar. Daha sabırsız, daha aceleci kişiler ortaya çıkmaya başlar.

Sosyal medyanın kişiye sunduğu “hemen şimdi” duygusuna karşın Risale-i Nur, insanın her istediğini hemen elde etmeye çalışmasını değil; sabır ve mücahede ile iradesini güçlendirmesini esas alır. Risale-i Nur hakikatleri yalnızca bilgi vermekle kalmaz; kişiye beklemeyi, düşünmeyi ve nefsin her arzusuna hemen cevap vermemeyi de öğretir.

Düşünme ve Tefekkür: Sanal medyanın diğer önemli zararı, kişideki düşünme yetisini elinden almasıdır. Kişi, gözlemledikleri hakkında düşünmeyi bırakır. Çünkü gördüğü bir resim, video, grafik üzerine tahlil ve analiz yapmaksızın hemen başka birine maruz kalır. Ekranların karşısında çok duran insanın beyni, aşırı bilişsel ve duyusal uyaran bombardımanına maruz kalır. Ciddi miktarda uyaran altında kalan beyin; mantıklı düşünme, derinlikli tefekkür, isabetli karar verme gibi durumlardan yavaş yavaş uzaklaşır.

Risale-i Nur ise bunun aksine kâinata, insana ve olaylara derin bir tefekkürle bakmayı öğretir. Gördüğü, nazar ettiği eşyaya ve olaylara hakikat nazarıyla bakmayı ders verir. Yüzeysel bir nazardan derinlikli bir tefekküre sevk eder. Kişide bir farkındalık uyandırır. Örneğin sanal medya için bir çiçek anlık bir beğeni unsuru iken, Risale-i Nur kişiye o çiçeğin üzerinden yaptığı tefekkür ile Yaratıcı'nın tecellisini idrak ettirir. Dolayısıyla Risale-i Nur okuması, sosyal medyanın parçalı dikkatine karşı “dikkatli bir okuma ve düşünme egzersizi” yaptırır.

Bağımlılık: İnsanın beyninde ekranlardan gelen uyaranlarla dopamin denilen bir madde sentezlenmektedir. İnsan bundan keyif ve lezzet alır ve ekrana baktıkça bu devam eder. Halbuki insan güzel bir yemek yese, spor yapsa yine insana keyif ve lezzet veren bu madde sentezlenir. İnsan, ekranlara bağlı kaldıkça başka uğraşlardan elde edeceği bu zevki ekran ve internet üzerinden elde eder. Zamanla ekranlara ve internete bağımlı olur, onsuz yapamaz. Sorumluluklarını yerine getiremez. İnternet yoksa huzursuz ve endişeli olur.

Burada Risale-i Nur'un çok önemli bir yaklaşımı vardır. Kişiye, insanın yalnızca maddi hazların peşinden giden bir varlık olmadığını, kalp ve ruhun daha yüksek ve kalıcı bir mutluluk araması gerektiğini ders verir. Yani hazzın kaynağını değiştirir. Yirmi Üçüncü Söz gibi birçok risalede insanın mahiyeti anlatılırken ihtiyaçlarının ve arzularının genişliğine dikkat çekilir. Dolayısıyla sosyal medya bağımlılığına karşı Risale-i Nur sadece ekranı azalt demekle kalmaz, hayatın merkezini değiştirmeyi ders verir.

Dikkat ve Odaklanma Problemleri: Sosyal medya, sürekli değişen içerikleri nedeniyle dikkat süresinin kısalmasına ve uzun süreli odaklanmanın zorlaşmasına neden olabilir. Bildirimler ve sık sık telefon kontrol etme alışkanlığı, yapılan işe olan dikkati bölebilir. Özellikle kısa ve hızlı içeriklere alışmak, uzun metinleri okumayı veya tek bir göreve uzun süre yoğunlaşmayı güçleştirebilir.

Risale-i Nur okumak, özellikle yavaş ve anlayarak okumak, dikkati tek bir metin üzerinde tutma konusunda pratik bir disiplin oluşturabilir. Bunun yanı sıra insanın Allah'ın huzurunda olduğunu fark ederek yaşaması gerektiğini ders vererek gafletten alıkoyar.

Zihnin Gereksiz Bilgilerle Dolması: Nörolojik olarak incelendiğinde insan beyni müthiş bir kapasiteye, bilgi işleme becerisine sahiptir. Saniyeden çok daha küçük bir zaman diliminde bile muazzam bilgi ve düşünceyi işler, yeni fikirler üretebilir. Lakin sanal medyanın sunduğu komik videolar, akım olan şarkılar, alakasız kişilerin yorumları, trendler gibi hususlar insan beynini önemsiz olaylar, alakasız kişilerin bilgileri ile doldurur.

Sanal medyanın bu tahribine karşın Risale-i Nurlar, insanın kendini bilmesine ve varlığın anlamını anlamasına yönlendirir. İnsanın yaratılışındaki maksat ve vazifesi üzerinde durur. Gerçek bilgiye yönlendirir. Marifetullahı ders verir, Allah'ı tanıtır.

Zaman Kaybı: Sanal medya ücretsiz değildir. Kişi için en değerli olan zamanını alır. Yani ömrünü tüketir. Buna karşın Risale-i Nur'da zaman ve ömür çok kıymetli bir sermaye olarak ele alınır. Birçok risalede ömrün kıymetini, neden verildiğini, nasıl harcanması gerektiğini, buna dair pratikleri ve yöntemleri öğretir. Ömür sermayesinin ehemmiyetini fark ettirir.

Mutsuzluk: Sanal medyanın abartılı dünyası, ışıltılı fotoğrafları, tiyatral mutlulukları hayatın gerçekliğinden uzaktır. Lakin kişi bunun farkında olmazsa kendi hayatı ile bir kıyas oluşturmaktadır. Sosyal medyanın gerçek olmayan hayat tarzına erişemeyen kişilerde anksiyete, kaygı bozukluğu, huzursuzluk ve mutsuzluk meydana gelmektedir.

Risale-i Nur’un burada sunduğu yaklaşım, insanın kendi değerini başkalarının sahip olduklarıyla kıyaslayarak değil; kulluğu, vazifesi, şükrü ve hakikatle olan ilişkisi üzerinden değerlendirmesine yardımcı olmaktadır.

Bu sebeple Risale-i Nur okumak, sadece bilgi edinmekten ibaret değildir. Aynı zamanda zihni terbiye etmek, nazarı tashih etmek ve muhakeme yeteneğini istikamet üzere işletmek anlamına gelir. Özellikle çağımızın dikkat dağınıklığı ve hızlı tüketim alışkanlığı karşısında, insanın yavaş, derinlikli ve delile dayalı düşünme melekesini güçlendirir.

Bu çerçevede Risale-i Nur okumak, insanın zihnini sürekli “bak, geç, tüket” anlayışından çıkararak “oku, düşün, muhakeme et, tefekkür et ve anlamlandır” anlayışına yönelten bir okuma ve düşünme pratiği olarak değerlendirilebilir.

Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız