RİSALE-İ NUR

13.04.2026

2

Risale-i Nur Bir Fıkıh Kitabı mıdır; Hangi Mezhebe Göre Yazılmıştır?

Risale-i Nur'da fıkıh konusu nasıl işlenmektedir? Risale-i Nur'da eğer fıkıh konusu varsa bu, hangi mezhebe göre yazılmıştır?

17.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Risale-i Nur’da fıkıh konusu, klasik anlamda bir İslam hukuku kitabı çerçevesinde değildir. Daha çok iman, ahlak ve hayatın bütününe bakan bir bakış açısı içinde ele alınmaktadır. Öncelikle şunu nazara vermek gerekir ki, Risale-i Nur fıkhı esas alan bir kitap değildir ve bir mezhebin görüşü esas alınarak yazılmış bir eser de değildir. Ayrıca Risale-i Nur’da fıkha bakış konusu detaylı incelenmesi gereken bir tez konusu özelliğindedir. Bu sebeple Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur'da fıkhi meselelerin işleniş üslubunu ele alacağız;

Risale-i Nur'un Fıkha Yaklaşımı

Risale-i Nur Külliyatı, temel olarak iman esaslarını merkeze alan bir tefsir ve kelam eseridir. Bununla birlikte geniş muhtevası (kapsamı) içinde fıkıh dahil olmak üzere pek çok İslami ilme temas etmektedir. Ancak bu temas, klasik fıkıh kitaplarında olduğu gibi hüküm çıkarma, delil sıralama veya mezhep içi tartışmalar şeklinde değildir. Daha çok fıkhın arka planını oluşturan iman, niyet, ahlak ve hikmet boyutları üzerinden ele alınmaktadır.

Risale-i Nur’da fıkhi meseleler doğrudan "şu helaldir, bu haramdır" tarzında sistematik bir şekilde geçmemektedir. Bunun yerine, insanın imanını kuvvetlendiren, Allah ile olan bağını güçlendiren ve ibadetlerin ruhunu anlamaya sevk eden bir yaklaşım benimsenir. Bu yönüyle Risale-i Nur, fıkhın “amelî hükümler” kısmından ziyade, bu hükümlerin dayandığı imani ve ahlaki zemini kuvvetlendirmeyi hedeflemektedir. Nitekim eserde, dini hükümlerin uygulanmasının asıl kaynağının iman olduğu vurgulanmakta yani güçlü iman, ameli (fıkhi davranışları) kendiliğinden doğurduğunu nazara vermektedir.

Bu bağlamda Risale-i Nur’un fıkha yaklaşımı dolaylı ve bütüncül bir yaklaşımdır. Fıkhi hükümleri tek tek öğretmekten ziyade, o hükümlerin niçin gerekli olduğunu, insan hayatındaki yerini ve hikmetini izah etmektedir. Bu sayede Risale-i Nur'u okuyan kişinin nazarında fıkıh, kuru kurallar bütünü olarak değil, anlamlı, hikmetli ve yaşanabilir bir sistem olarak öne çıkmaktadır. Bu da kişiye geniş bir bakış açısı kazandırır ve karşılaştığı meselelerde doğru değerlendirme yapabilmesine zemin hazırlamaktadır.

Mezhep meselesinde ise; Bediüzzaman Hazretleri şahsen Şafiî mezhebine mensuptur. Ancak eserlerinde herhangi bir mezhebi öne çıkarma, savunma veya o mezhep üzerinden sistem kurma gibi bir yaklaşım yoktur. Aksine, yeri geldikçe başta Hanefî mezhebi olmak üzere diğer mezheplerin görüşlerinden de istifade ettiği görülmektedir. Bu da Risale-i Nur’un mezhep merkezli değil, ümmet merkezli ve daha kuşatıcı bir bakış açısına sahip olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Risale-i Nur’da fıkıh vardır. Fakat bu, klasik anlamda bir fıkıh kitabındaki gibi doğrudan ve sistematik bir şekilde değil, iman, ahlak ve hikmet temelli bir çerçevede ele alınmıştır. Mezhep bağlamında ise belirli bir mezhebin görüşlerini esas alan bir eser olmayıp, farklı mezheplerin birikiminden istifade eden, daha geniş ve kapsayıcı bir yaklaşım sergilemektedir.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız