Hz. Halime’den (ra) aktarılan rivayetlere göre Sevgili Peygamberimizin (sav); üç aylıkken ayakta durduğu, dört aylıkken duvara dayanarak yürüdüğü, beş aylıkken normal şekilde yürümeye başladığı, altı aylıkken koştuğu ve yedi aylıkken her şeyi yapabildiği nakledilmektedir. Bunun yanı sıra sekiz aylıkken konuşulanları anlayarak konuşmaya başladığı, dokuz aylıkken fasih konuştuğu ve on aylıkken de çocuklarla birlikte ok attığı rivayet edilmektedir. Bahse konu bilgiler Diyarbekrî’nin Târîhu’l-Hamîs’i ve Halebî’nin İnsânu’l-Uyûn’u (Siyer-i Halebî) gibi geç dönem siyer kaynaklarında yer almaktadır.1
Hadis ve siyer usulü kriterleri açısından bu ve benzeri rivayetlerin sıhhat derecesini kesin olarak tayin etmek mümkün değildir. Zira bu anlatılar, İslamiyet’in en erken ve en güvenilir hadis külliyatında (Kütüb-i Sitte gibi) ya da İbn İshak ve İbn Hişam gibi en kadim siyer otoritelerinin eserlerinde yer almamaktadır; aksine çok daha geç dönemlerde derlenen, tarih ve menkıbe ağırlıklı kitaplarda zikredilmektedir.
Öte yandan dönemin sosyo-kültürel şartlarında çocukların eline ucunda sivri demir (temren) bulunmayan, çamur topağı veya çekirdek takılmış küçük oyuncak yay ve oklar verildiği bilinmektedir. Dolayısıyla buradaki “ok atma” ifadesinin askerî bir talimden ziyade, akranlarıyla oynadığı basit bir çocuk oyunundan ibaret olduğu değerlendirilmektedir.2
Tüm bunlarla birlikte, Sevgili Peygamberimizin (sav) yetişkinlik döneminde çok iyi bir okçu olduğu, ümmetine ve çocuklara ok atmayı ısrarla tavsiye ettiği gerçeğinin, Buhari ve Müslim gibi en sahih kaynaklarla sabit olduğu göz ardı edilmemelidir.
Diyarbekrî, Târîhu’l-Hamîs, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1971, c. 1, s. 413; Halebî, İnsânu’l-Uyûn, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1427, c. 1, s. 133.
Nebi Bozkurt, “Ok”, DİA, İstanbul 2007, c. 33, s. 333.

