İlgili hadisler şöyle geçmektedir:
Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı.1
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku ve kadın; mutluluk vesilem ise namazdır.2
Hadisi doğru anlayabilmek için öncelikle "nefsanilik" kavramından ne kastettiğimizi netleştirmemiz gerekir. Öncelikle bir şeyi sevmek onu tamamen nefsani arzularla yapmak demek değildir. İnsanın yeme içme, evlenme ve benzeri fıtri ihtiyaçlarında nefse ait bir pay bulunur. Bir insan helal dairede yemek yerken de lezzet alır, haram bir yolla aynı şeyi yaparken de lezzet alabilir. Aynı şekilde evlilikte de nefsin payı vardır. Ancak İslam’ın ölçüsü, nefsi tamamen yok etmek değil, onu Allah’ın çizdiği sınırlar içerisinde tutmaktır. Bu sebeple bir şeyin insana hoş gelmesi veya sevilmesi, onun mutlaka kötü ya da sadece nefsani olduğu anlamına gelmez.
Hadiste dikkat çeken nokta, bu şeylerin Efendimize (sav) “sevdirilmiş” olmasıdır. Yani burada sıradan bir insanın şahsi tercihleri değil, hayatını bütünüyle Allah’a adamış bir peygambere Allah tarafından sevdirilen hususlar söz konusudur. Nitekim Sevgili Peygamberimizin (sav) namazı, ibadeti, hayatı ve ölümü Allah içindir. Dolayısıyla hadiste geçen sevgiler de peygamberlik vazifesiyle irtibatlı olarak değerlendirilmelidir.
Hadisin ifadesine dikkat edildiğinde aslında Efendimize (sav) iki şeyin sevdirildiği görülür: Kadınlar ve güzel koku. Namaz ise bunlardan farklı olarak “gözümün nuru” şeklinde ayrıca zikredilmiştir. Bu ifade namazın, diğer sevilen şeylerle aynı seviyede olmadığını göstermektedir. Namaz, Allah Rasûlü’nün (sav) ruhunu dinlendiren, Rabbine yakınlığını artıran ve hayatının merkezi olan bir ibadettir. Bu sebeple namaz, sevilen bir şey olmanın ötesinde, Efendimizin (sav) gözünün aydınlığı ve kalbinin huzurudur.
Güzel kokuya olan sevgisi de yalnızca kişisel bir zevk olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav) meleklerle irtibat halindeydi. Nitekim kötü kokulu yiyeceklerden uzak durmuş, meleklerin de insanların rahatsız olduğu kötü kokulardan rahatsız olduklarını haber vermiştir. İçinde sarımsak bulunan bir yemekten yememesini açıklarken de şöyle demiştir:
Kim sarmısak, soğan, pırasa yemişse, mescidimize yaklaşmasın. Çünkü insanoğlunun rahatsız olduğu şeyden melekler de rahatsız olur.3
Dolayısıyla güzel koku, Efendimizin (sav) peygamberlik vazifesi ve meleklerle olan irtibatı açısından da ayrı bir önem taşımaktadır.
Hadiste geçen "kadınlar" ifadesini de –her ne kadar modern dünya ekseninde çalışan akıl burada hemen cinsellik çağrışımı arasa da– sadece cinsellik üzerinden anlamak doğru değildir. Çünkü kadın, güzel koku ve namazla aynı bağlam içerisinde zikredilmektedir. Eğer burada sadece şehvet kastedilmiş olsaydı, hadisin bütünlüğünü anlamakta zorlanırdık. Bu nedenle hadiste geçen "kadın" kavramını daha geniş bir çerçevede değerlendirmek gerekir.
Ayrıca burada kastedilen yalnızca eş değildir. Anne, kız evlat, kız kardeş, hala, teyze ve genel olarak insanlığın kadın yarısı da bu kavramın içindedir. Kadın, aileyi ayakta tutan şefkatin, merhametin, fedakarlığın ve ince duyguların önemli bir temsilcisidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav), kadınlara karşı son derece merhametli davranmış, onların haklarını korumuş ve birçok hadisinde kadınlara iyi davranılmasını tavsiye etmiştir. Onun kadınlara olan sevgisi, modern dünyada sıkça yapıldığı gibi kadını yalnızca bedeni yönüyle değerlendiren bir anlayış değildir. Kadının şefkatini, anneliğini, aile içindeki rolünü ve insanlığa yaptığı katkıları takdir eden geniş bir sevgidir.4
Bu sebeple söz konusu hadis, Peygamber Efendimizin (sav) çok evliliğinin -haşa- nefsani arzularla açıklanamaz. Onun hayatında bulunan her şeyin peygamberlik göreviyle irtibatlıdır. Hadiste zikredilen kadın sevgisi de, kadını insanlığın yarısını oluşturan, şefkat ve merhametin önemli bir temsilcisi olarak gören bir anlayışın ifadesidir. Nitekim o dönemde kadına verilen değer düşünüldüğünde Hz. Peygamberin (sav) böyle bir söz söylemesi de çok manidardır. Bu bağlamda hadis, esasında kadınlara verilen değeri ve onların insanlık için taşıdığı büyük önemi vurgulamaktadır. Peygamber Efendimizin (sav) hayatına yalnızca insani yönü ile değil, aynı zamanda peygamberlik penceresinden bakılması gerekmektedir.
Nesâî, İşretu'n-Nisâ 1, (7, 61).
Zemahşeri, "el-Keşşaf", Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, 2016, c. 1, s. 1010.
Müslim, Mesâcid 74.
https://ebubekirsifil.com/okuyucu-sorulari/hz-peygamber-ve-kadinlar-2/

