İslam'da nazar haktır; inkar edilmez. Bir kimseye hayranlık, haset veya menfi (kötü) bir nazarla dikkatle bakılması, o kişide maddi-manevi zarara vesile olabilir. Bu sebeple İslam’da nazardan Allah’a sığınmak, maşallah demek, Felak-Nas sureleri ve benzeri dualarla korunmak meşru görülmüştür. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de nazara şu ayetle dikkat çekmektedir.
Doğrusu inkar edenler Kur'an'ı dinlediklerinde, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi ve (hasedlerinden): “Şübhesiz ki o, gerçekten bir mecnundur!” diyorlar.1
Müşriklerin Sevgili Peygamberimize (sav) olan kin ve haset dolu bakışlarına dikkat çeken ayet-i kerime, nazarın insan üzerindeki etkisine de işaret etmektedir. Dolayısıyla nazar ve etkisi dinen haktır. Fakat nazarın tesiri müstakil, farklı bir güçten değil, Allah’ın izni ve takdiriyle olur. Nazar hakkında bilimsel açıklamaların da olduğu daha geniş izahlar aşağıdaki linklerde yer almaktadır.
Tesettürsüzlük, bir nevi açıklık ve mahremiyet ölçülerinin aşılması anlamına gelir. Bu durum da nazarı, yani başkalarının bakışlarını tesettürsüz kişinin üzerine çekmeye sebep olur. Maalesef bu bakışların ekserisi; haset, şehvet, öfke ve suizan (kötü zan) gibi menfi, yani kötü menşeli duygulardan kaynaklanmaktadır. Bu ise kişide maddi rahatsızlıkların yanı sıra manevi bir ağırlığa, ruhsal bir yorgunluğa ve hatta çok daha ileri seviyelerde rahatsızlıklara sebep olabilir. Nitekim “Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar” hakikati de nazarın zararına dikkat çekmektedir. Zira her bir bakış ve nazar, hangi niyetle kişiye isabet ederse o nispette bir tesir bırakır. Detaylı malumat için lütfen bakınız;
Kalem, 68/51

