Arapça’da insanların toplandığı veya kan akıtılan yere “minâ” denmesinin yanında Hz. Âdem’in burada cenneti arzu (temenni) ettiği ve Cenâb-ı Hakk’ın bu yerde Hz. İbrâhim’e yahut bütün kullarına lütufta (men) bulunduğu rivayet edilmiş, bu yere Mina adının verilmesi, anılan rivayetlerle birlikte insanların bayram günlerinde burada toplanması ve Allah’a yaklaşıp azabından emin olma ümidiyle kurban kesmeleri gibi sebeplerle açıklanmıştır.1
Mekke ile Müzdelife arasında Mescid-i Harâm’ın yaklaşık 7 km. kuzeydoğusunda ve Harem sınırları içinde bulunan Mina şeytan taşlama, kurban kesme, bayram günlerinde konaklama gibi hac ibadetlerinin (menâsik) yapıldığı yerdir.
Mina ismi Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde sadece yer ismi olarak geçer.
"O hâlde sayılı günlerde (teşrik günlerinde) Allah’ı (tekbirlerle) zikredin! Bundan böyle kim iki günde (Mina’dan dönmek için) acele ederse, artık ona bir günah yoktur. Kim de (Üçüncü güne) geri kalırsa ona da bir günah yoktur. (Bu, günahlardan) sakınanlar içindir. Öyleyse Allah’dan sakının ve bilin ki, doğrusu siz O’nun huzûruna toplanacaksınız."2
Bu manalar beraber düşünüldüğünde bizim kanaatimize göre "Mina" ismini çocuğa vermek sıkıntılı gözükmüyor. Bununla birlikte Sevgili Peygamberimiz'in (sav) bizzat koyduğu veya koyulmasını tavsiye ettiği isimler tercih edilirse elbette daha münasib olur.
Ayrıca Bakınız:
Yeni Doğan Çocuklara İsim Verilirken Dikkat Edilecek Hususlar
Çocuğa Konan İsmin, Karakterine Etkisi
Mehmet Şener, “Mina”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2005). s.96
Bakara, 2/203

