Çocukların küçük yaşta Kur’an öğrenmesi çok kıymetlidir. Çünkü çocukluk devri hem hafızanın kuvvetli olduğu hem de kalbin tesire açık bulunduğu bir zamandır. Bu yaşlarda öğrenilen Kur’an, yalnızca bir bilgi olarak kalmaz; çocuğun diline, zihnine, ahlakına ve ruh dünyasına da yerleşir. Kur’an terbiyesi erken yaşta verilince çocuk, Allah kelamına karşı bir alışkanlık kazanır. Harfleri öğrenmek, sureleri ezberlemek ve tilavete alışmak zamanla bir ibadet şuuruna dönüşür. İleriki yaşlarda elde edilmesi daha zor olan bu yatkınlık, küçük yaşta daha doğal şekilde yerleşir. Hem bu eğitim sadece Kur'an'ın harflerini ve kıraatini değil, ilmini ve uygulamalarını da öğretmeyi amaçlamalıdır. Bu hususa dikkat çeken bir rivayet şöyledir:
Ziyad b. Lebid anlatıyor: Hz. Peygamber ilmin yok olacağından bahsettiğinde ben, "Ya Resulallah! Kur'an'ı okuduğumuz, evladımıza okuttuğumuz ve evladımız da kıyamete kadar kendi evladına okutacağı halde ilim nasıl yok olur?" diye sordum. Resulullah (s.a.v.), "Şaşırım sana Ziyad! Yahudiler ve Hristiyanlar da Tevrat ve İncil'i okuyorlar ama içindeki hükümlerle amel etmiyorlar, öyle değil mi?"1
Bu rivayet, Kur'an'ı okumakla beraber ayetlerin anlamı, helal-haram sınırları ve ahlaki ilkeleri de çocuğun hayatına aktarmanın önemini vurgulamaktadır.
Çocuklara Kur’an öğretme konusunda en mühim nokta, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğu şuurunu vermektir. Çocuk, okuduğu kitabın sıradan bir metin değil, kendisini yaratan Rabbinden gelen bir hitap olduğunu hissederse öğrendiği şey, onun gönlünde muhakkak daha büyük bir iz bırakır. Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek ve öğretmekle ilgili rivayetler, genel olarak yaş farkı gözetmeksizin bu hususu veciz şekilde teşvik eder. Mesela Hz. Osman’dan (r.a.) nakledildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir.2
Yine başka bir rivayette, Kur’an-ı Kerim’i öğrenenlerin kıyamet gününde peygamberler ve Allah’a saygılı seçkin alimlerle bir arada olacakları müjdelenmektedir.3 Bununla beraber bazı rivayetlerde çocukların Kur'an öğrenmesinin önemi de vurgulanmıştır. Bu rivayetlerden birinde, Sehl b. Muaz el-Cüheni’nin babasından naklettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Kim Kur'an'ı okur, ezberler ve onun hükümleriyle amel ederse, kıyamet gününde onun anne ve babasına bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O halde Kur'an'ı bizzat öğrenip onunla amel eden çocuk hakkında ne düşünürsünüz?4
Yine Peygamberimiz (sav), altı veya sekiz yaşında akıl baliğ olmayan Amr b. Selime’yi, toplumunda Kur’an-ı Kerim’i en iyi bildiğinden veya okuduğundan dolayı imamlık vazifesiyle görevlendirmiştir.5 Dolayısıyla bu tarz ifadeler ve uygulamalarla anne babalar, çocuklara Kur'an öğretme konusunda çok veciz bir üslupla teşvik edilmektedir. Bir rivayete göre Hz. Peygamber'in (s.a.v.) evinde bir çocuk konuşmaya başlar başlamaz ona İsra Suresi 111. ayeti öğretilir ve yedi defa okutulurdu.6 Bu hususta ilk dönem alimlerinin büyüklerinden Hasan-ı Basri'ye dayandırılan şu söz manidardır:
Küçük yaşta öğrenilen ilim, taş üzerine kazınan yazı gibidir; yaşlılıkta öğrenilen ilim ise su üzerine yazılan yazı gibidir.7
Küçük yaşlarda Kur'an'ı öğrenmenin önemi bağlamında da değerlendirilebilecek bu söz, çocuklukta öğrenilen bilginin kalıcılığını öne çıkarmaktadır. Yine Hz. Peygamber’in (s.a.v.), henüz çocuk yaştaki İbn Abbas'ı bağrına basarak şöyle dua etmiştir:
Allah'ım! Ona Kitap'ı (Kur'an'ı) ve hikmeti öğret, onu dinde derin anlayış sahibi (fakih) kıl.8
Bu hadis, küçük yaşta yapılan Kur'an öğretiminin nebevi açıdan kıymetini göstermektedir.
Netice olarak, çocuklara küçük yaşta Kur’an öğretmek hem zihin hem de gönül dünyaları için çok mühim bir temeldir. Bu yaşlarda öğrenilen Kur’an daha kalıcı olmakta; çocuğun ibadet, ahlak ve Allah kelamına hürmet şuurunun yerleşmesine vesile olmaktadır. Bu sebeple anne babaların ve eğitimcilerin, çocuklara Kur’an’ı erken yaşta sevdirerek öğretmeye gayret etmeleri büyük bir kıymet taşır.
Tirmizi, İlim, 5; İbn Mace, Fiten, 26.
Buhari, Fedailü'l-Kur'an, 21; Tirmizi, Fedailü'l-Kur'an, 15.
Münavi, M. A. (1972). Feyzü’l-ḳadir şerḥu’l-Camiʿi’ṣ-sağir, (2. bs, 1-1). Daru’l-ma’rife, s. 225.
Ebu Davud, Vitir, 26; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 440.
Buhari, Megazi, 52; Ebu Davud, Salat, 61; Nesai, İmamet, 11.
İbn Ebi Şeybe, Musannef, c. 1, s. 348; Abdürrezzak, Musannef, c. 4, s. 334.
El-Maverdi, Edebü'd-Dünya ve'd-Din, s. 72.
Buhari, İlim, 17; Müslim, Fedailü's-Sahabe, 138.

