RİSALE-İ NUR

21.04.2026

3

Kaylûle Uykusu Neden Sünnettir? Kaylûle'nin Maddi ve Manevi Faydaları

Risale-i Nur'da Uykunun çeşitlerinin anlatıldığı bölümde geçen 3. uyku çeşidi olan Kaylule uykusunu cümle cümle izah eder misiniz? Hususen, ömre 1,5 saat nasıl ilave olduğu mantığını ve rızkı nasıl bereketlendirdiği kısımlarını anlayamadım.

23.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Öncelikle kaylûle hakkında genel bir açıklama yapacak olursak;

Arapça ḳayl masdarından türeyen kaylûle ve kaile “öğle sıcağının şiddetli olduğu gün ortasında uyuma” anlamına gelir. Evlerde, mescidlerde veya bir ağacın gölgesinde kaylûle yapılabilir. Hz. Ali’nin ve Osman’ın Mescid-i Nebevî’de kaylûle yaptıkları bilinmektedir. Cuma günleri cuma namazı kılındıktan sonra kaylûle yapıldığına dair sahâbeden gelen rivayetler diğer günlerde de bunun öğle namazından sonra gerçekleştirildiğini göstermektedir. Hz. Peygamber (sav) kaylûleden, “güzel bir âdet” diye söz etmiş ve zaman zaman süt teyzesi Ümmü Harâm veya bunun kız kardeşi ve Enes b. Mâlik’in annesi Ümmü Süleym gibi yakınlarının evinde kaylûle yaptığı rivayet edilmiştir. Yine Resûl-i Ekrem (sav), gecenin bir bölümünü ibadet için ayıranların gündüz kaylûle yaparak geceye zinde girmelerini tavsiye etmiştir.1

Modern psikoloji kitapları uykuyu “şuurluluğun geçici olarak değiştiği bir durum” olarak tanımlamaktadır. Öğle uykusunun bir özelliği, insana birkaç dakika içerisinde derin bir uykuyu yakalama imkânı vermesidir. Bu uyku esnasında beyin dalgalarının ölçümü sonucunda derin uykunun bir belirtisi olan delta dalgaları tesbit edilmektedir. Delta dalgalı bir uykudan sonra gözünü açan kişi dinlenmiş ve tazelenmiş olarak uyanır. Bu tesbit kaylûlenin kişide verimliliği arttıran bir faktör olduğunu göstermektedir. İnsan böyle bir uykudan sonra on iki saat kadar uyanık kalabilmektedir. Nitekim İslami kaynaklarda kaylûle gece ibadetlerine rahat kalkabilmek için yararlanılacak bir imkân olarak görülmekte ve zihni açık tuttuğu ifade edilmektedir.

Dünya üzerinde ekvatorun her iki yanında 45. Enlemler arasında öğle uykusuna izin veren bir anlayış ve yerleşik bir kültür mevcuttur. Buna Araplar “kaylûle”, İspanyol, İtalyan ve Yunanlılar ise “siesta” adını verirler. Türkiye’de belli bir geleneğe bağlı olmasa da “öğlen şekerlemesi” tabiri bu terimlerin karşılığı olarak kullanılabilir.2

İlgili yer ise Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:

Üçüncüsü: “Kaylûle” dir ki; bu uyku sünnet-i seniyedir. Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyâmına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Cezîretü’l-Arab’da “vaktüzzuhr” denilen şiddet-i harâret zamanında bir ta‘tîl-i eşgāl, âdet-i kavmiye ve muhîtiye olduğundan, o sünnet-i seniyeyi daha ziyâde kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyîde medârdır. Çünkü yarım saat kaylûle, iki saat gece uykusuna muâdil gelir. Demek ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine ölümün küçük kardeşi olan uykunun elinden bir buçuk saati kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor.3

İlk cümlede bu uykunun “sünnet-i seniyye” olduğu ifade edilmektedir. Yani Hz. Peygamberin (sav) uyguladığı ve tavsiye ettiği bir davranıştır. Devamında duhâ vaktinden öğleden biraz sonraya kadar” denilerek bu uykunun zaman aralığı belirtilir. Buradaki “duhâ vakti”, sabah ile öğle arasındaki dilimi ifade eder. Yani kaylûle tam öğle sıcağına denk gelen kısa bir istirahat zamanıdır.
Bediüzzaman Hazretleri, bu uykunun neden sünnet olduğuna iki yönlü bir açıklama getirir. Birincisi, gece ibadetine (kıyâm) yardımcı olmasıdır. İnsan gün içinde biraz dinlenirse, gece daha az yorulmuş olur ve ibadet etmeye güç bulur. İkinci sebep ise coğrafi ve kültürel bir gerçekliktir ki özellikle Arap Yarımadası’nda öğle vakti çok sıcak olduğu için insanlar zaten çalışmaya ara verip dinlenirler. Bu da kaylûleyi hem doğal bir ihtiyaç hem de toplumda yaygın bir alışkanlık hâline getirmiştir. Böylece dini tavsiye ile hayat şartları birbirini desteklemiştir.
Metnin devamında ise “yarım saat kaylûle, iki saat gece uykusuna denktir” ifadesi geçmektedir. Gündüz yapılan kısa bir uyku, insanı ciddi şekilde dinlendirdiği için gece daha az uyumaya ihtiyaç duyulabilir. Yani kişi normalde gece 8 saat uyuyorsa, kaylûle yaptığında belki 6–6,5 saat uyuyarak aynı dinçliği hissedebilir.

"Ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor” ifadesiyle uykudan kazanılan sürenin uyanık ve verimli zamana dönüşmesi kastedilmektedir. Yani insan, her gün fazladan 1–1,5 saat daha aktif bir hayat yaşamış gibi olur.
Rızkın bereketlenmesi meselesi de aynı mantıkla açıklanır. “Rızık için çalışmak müddetine ilâve ediyor” denilirken, aslında kazanılan bu ekstra zamanın çalışmaya, üretmeye veya faydalı işlere ayrılabileceği anlatılmaktadır. Uykunun “ölümün küçük kardeşi” olarak ifade edilmesi, uyku sırasında insanın pasif olmasıyla ilgilidir. Kaylûle sayesinde gece uykusu biraz kısalınca, bu pasif zaman azalır ve yerine aktif, üretken zaman geçer. Bu da dolaylı olarak rızkın artmasına, yani kazancın bereketlenmesine vesile olur.
Netice itibaıyla "ömre ömür katmak" ve "kazancı bereketlendirmek" gibi vurgular, zamanın uzunluğunu değil, o zamanın içindeki üretkenliği ve niteliği ifade etmektedir. Yani daha çok yaşamak değil, mevcut zamanı daha dolu ve bereketli kullanmak anlatılmaktadır.

Kaynakçalar
  1. Nebi Bozkurt, "Kaylûke", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2022, c. 25, s. 83.

  2. Hasan Doğruyol, "Kaylûke", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2022, c. 25, s. 83-84.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 311.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız